NERDESİN İZZET BABA
Bir zamanlar Bolu’da akşam saat 18.00 den sonra bir bayanın rahatlıkla sokağa çıkamadığı günler geliyor aklıma. 20 yıl evvel, lise son sınıftayken bile akşam saatinde, okuldan eve korka korka giderdik. Sokakta tek başına bir bayanı görmeye alışkın değildi halkımız. Hemen kötü şeyler gelirdi akıllarına. Ne zaman ki üniversite açıldı, Bolu’da hayat değişti. Artık sokakta geç saatte bile olsa bir kız öğrenciyi görmeye alıştı Bolu.
İzzet Baysal caddemizde, bir pastane, birkaç mağazadan başka bir şey yoktu. Ne zamanki üniversite açıldı. Birçok kafe, restaurantlar, değişik markalara ait mağazalar açıldı. Çehresi değişti Bolu’nun. Özellikle, yakınlığından dolayı İstanbul ve Ankara’da yaşayanların tercihlerine Bolu’yu yazmaları ile büyük şehir kültürü de geldi ilimize. Bolu çok değişti.
Hatırlıyorum da, Bolu’da çalışan devlet memurları bile Bolu’luydu. Yabancı bir kimseyi göremezdiniz. Şimdi öyle mi ya. Çeşit çeşit kültürlerin karması hayatımıza renk kattı.
İki ortaokul, birkaç ilkokul, lise, 2 hastane, hatta benim zamanımda iki dershane vardı. Başka seçenek de yoktu. Ya şimdi?
Ruhu şad olsun İzzet Babamız olmasa idi, bana göre Bolu bir köyden ibaretti. Allah rahmet eylesin, İzzet Babamız, anaokulundan üniversiteye kadar Bolu’ya tüm okulları kazandırdı. Hastaneler, sağlık ocakları yaptı, var olanları yeniledi, saymakla bitmez kurumları ilimize açarak, Bolu’yu geri kalmaktan kurtardı. Çalıştı, kazandı, kazandığını memleketine harcadı. Halen de varisleri harcamaya devam ediyor. Ona ve yakınlarına ne kadar dua etsek azdır.
Vergi rekortmeni olmakla her şey bitmiyor ne yazık ki. İzzet Babamız gibi cömert olmak gerekiyor. Hayırda yarışmak gerekiyor. Bakın etrafınıza, İzzet Baysal, kira geliri getirecek mülk yapmış mıdır? HAYIR. Aksine o, yaptıklarını Bolu halkına ücretsiz sunmuş, en ufak bir kâr amacı gütmemiştir. Allah gani gani rahmet eylesin. Bana göre örnek alınması gereken bir insandır. Kimse kusura bakmasın, boş havalara karnım tok.
Daha önceki bir yazımda, Bolu’da bence fakir insan yok demiştim de bir marketin Cuma günü promosyonlarından bahsetmiştim. Yazılarımı takip eden bir çok kişiden aldığım tepkiler, benimle aynı görüşte oldukları yönündeydi. Sözlerimde yanılmadım, keza, yeni açılan ve indirimli mal satacağını haber veren bir elektronik mağazasının kapısında saat 05.00 den itibaren kuyruk oluşturan insanları hep beraber izledik. Hadi biri çıksın da bana sen haksızsın desin. Ya Rabbim, sanki bedava dağıtıyorlar. Lap toplar çok ucuzmuş, ya! Ne kadar ucuz olabilir ki, yine pahalı, yine pahalı işte. Sabahın o saatinde, benim bildiğim sabah namazı kılınır. Lap top kuyruğuna girilmez. En fazla ucuz ekmek kuyruğuna girilir.
Çalışıp kazandığını bankaya yatırıp, faiz yemek, komşusu aç iken tok yatmak, bunlar bize göre değil. En ufak bir adım, en ufak bir hayır, toplana toplana dağ olur.
BİR KAÇ KELAM DA TANJU BEY’E
Haberleri seyrettim, Tanju Özcan bey, peşinde habercilerle Pazar geziyor.
Bolu’nun tek milletvekili Fatih beymiş gibi, longur longur taşları yuvarlıyor, seçim zamanı dışında neden pazara gelmiyorsun diyor.
Kendisini tanımasam, Tanju beyin, elinde Pazar arabası, o Pazar senin, bu Pazar benim gezdiğini zannedeceğim. Herhalde, evinin Pazar masrafını kendisi görüyor.
Bir gün olur da milletvekili olursa, kendisine aynı soruyu ben de soracağım. Niye pazara gelmiyorsun, diyeceğim.
Tanju Bey, Ak Parti milletvekillerini yan gelip yatıyor zannediyor herhalde, yatıp duranlar vardır belki, ama kendisi Pazar gezmekten yorulmuş mışıl mışıl sıcak yatağında uyurken, Fatih beyin divan katibi olması dolayısıyla, aylarca mecliste sabahladığını unutuyor, ya da unutturmaya çalışıyor galiba.
Acaba, Fatih bey’in mecliste sabaha kadar çalışırken, eşinin doğumunda yanında olamayıp, çocuğunu doğar doğmaz kucağına alamadığını ve öpüp koklayamadığını da biliyor mu acaba. Nereden bilecek ki, hiç yaşamadı ki.
Fatih beyin her hafta içi, her hafta sonu, uykusuzluktan bi harap olduğu halde Bolu’ya gelip, Bolu için çalıştığını biliyor mu acaba. Nereden bilecek ki, nereden görecek ki, O saatlerde pazardaydı çünkü. İyi pazarlar Tanju Bey. Bir gün bir pazarda karşılaşmak! Dileği ile.
- PARTİLERDE GÜLLER AÇIYOR
- BUNUN ADI NEDİR?
- ÜNİVERSİTE SINAVLARI DA KALKSIN ARTIK
- HER YER TOZ DUMAN
- DEMOKRASİLERDE ÇARELER TÜKENMEZ
- SEKSENLER YALAN DÜNYA
- SÖZÜM ONA YOLLAR VE KENDİNİ ŞÖFÖR ZANNEDENLER
- NEDİR DİNDAR NESİL?
- GÜNEŞ NERDESİN? DONDUK
- SESİM GELİYOR MU? BENİ DUYAN VAR MI ACABA?
- MARKET ZENGİNLİĞİ
- ÇUKUR DOLU BİR YOLDAYIM GİDİYORUM GÜNDÜZ GECE
- YOK BÖYLE DANS
- OYUNA BAK OYUNA
- 38 LİK OY
- KARDEŞİM İÇİN
- KISA KISA
- BİTMEZ HESAPLAR
- GERÇEK AK PARTİLİ OLMAK
- MEKTUBUMA BAŞLARKEN
- İLGİNÇ BİR SABAH HABERİ
- Sizin şer bildiğinizde hayır, Hayır bildiğinizde şer vardır.
- İçten gelen bir yazı
- NEW BOLU
- AK PARTİDE AK YÜZ GÖRMEK
- YÜZ ÜSTÜ ÇOK SÜRÜNDÜN AYAĞA KALK TÜRKİYE !
- ÖZNE BOLU İSE YÜKLEM DE BOLU
- BİRLEŞMİŞ MENDEBURLAR ( TABİKİ TÜRKİYE HARİÇ )
- BÜYÜK ŞEHİR- KÜÇÜK ŞEHİR
- BÜYÜK ŞEHİR- KÜÇÜK ŞEHİR
- GEÇMİŞ
- Müslüman katliamı
- Bunları da yazmak lazım
- BİRAZ DA DİN DERSİ
- SUSMAM KONUŞURUM
- ŞEHİDİM HAKKINI HELAL ET.
- Türkçe’nin devleştiği gün
- Bir yemin ettim ki dönemem!
- KISSADAN HİSSE
- KONU YOK
- Zengin Bolu
- Acı ölümler – acı gerçekler
- EUROVİZYON
- LİDERLİK
- UYDURUKÇU
- Kanal İstanbul - Kaset - Seçim - Ucube
- Şöförsem günahım ne
- GERÇEK ŞİFRE NE!
- MAĞDURUM BEN MAĞDURUM…
- DEMOKRASİYMİŞ! HADİ ORDAN
- VAH VAH VAH
- NE İSTİYORSUNUZ BU DENİZDEN
- TİMSAH GÖZYAŞLARI
- BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM
- BİRAZ DÜŞÜNCE - BİRAZ GÜLMECE
- ALDATMACA – HAKARET – İHANET
- GAZETECİLİK
- BENİM GÖRÜŞLERİM
- Gündem
- YENİHAYATLA YENİDEN HAYAT








