LİDERLİK

Selma Ünal

Tarihte hiçbir seçim bu kadar dört gözle beklenmemiştir herhalde. Adeta nefeslerimizi tuttuk, 12 Haziranı bekliyoruz.
Aylardır, yorumlar yapılıyor, anketler yapılıyor, ortada türlü türlü yalanlar, hakaretler, iftiralar, skandallar dönüyor. Herkes epey bir günaha girdi. Artık o gün bir gelse de bu işkence bitse. Konuşmak bile istemiyorum. Çünkü, geçen gün, arkadaşlarımla, o kadar uzun siyaset ve seçim konuşmuşum ki, akşam eve gidince şiddetli bir baş ağrısına yakalandım.
Zaten, artık yorum yapılmasından, tahmin yürütülmesinden yana da değilim. Keza, ne olacağı çoktan yazıldı kaderde. Allah hakkımızda ne hayırlı ise onu versin diyorum. Kimin milletvekili seçileceği önemli değil. Asıl olan kimin ülkeyi yöneteceği. Önemli olan budur.
Hep söylerim (gerçek) Allah korkusu olan insandan zarar gelmez. Allah, herkesin gizliden yaptıklarını da, beyninden geçirdiklerini de görür, kuldan saklayabilirsiniz, ancak, Allah’tan haşa saklayamazsınız. Bizi kandırabilirsiniz, ancak Allah’ı asla.
Bu yüzden önce, ülkenin başındaki adamın, inançlı olması gerektiği düşüncesindeyim. Ama samimi, gerçek imanlı olması gerekmektedir. Allahtan hakkıyle korkmalıdır.
Bir oyun ve eğlenceden ibaret olan dünya hayatından sonra ebedi hayata gittiğimizdeki yaşayacaklarımız, nedense, ölüm yakınımıza kadar geldiği ana kadar hiç aklıma gelmez. Ama, orada, dünyada iken, yaptıklarının hesabı, Müslüman dahi olsan sorulacak.
Tabi bunu en iyi din alimleri bilir, bilmesi de gerekir. Çünkü, ağızlarından çıkacak bir söz veya bir davranış, dinleyenleri ve sevenleri tarafından örnek alınmakta, söylenecek bir hatalı söz ve yanlış bir hareket, Allah muhafaza, doğrusu buymuş diyerek, örnek alan ve inanan bir çoğunluğu, kendi ile birlikte günaha sürükler ki. Bunun vebali daha ağırdır, bunu da din alimleri çok iyi bilirler. Keza düşünün, tek başına bir günahın hesabını vermek mi daha kolaydır, yoksa, milyonlarca insanın günahını yüklenerek, onların günahının da hesabını vermek mi daha kolaydır. Çok korkunç.
Bunu bilen bir insanın yanlış yapmamak için daha bir gayret sarf etmesi gerekmektedir ki. Tabi bu durum sadece din alimleri için de geçerli değildir. Üzerine bir milletin her türlü sorumluluğunu almış bir yönetici için de aynı şeyleri geçerlidir.
Evet bir ülkenin başbakanı olmak kolay değildir. İdarecinin önce hakkıyle, Allahtan korkması gerekir. Kaldı ki, gerçek Allah korkusu olandan da kimseye zarar gelmez. Adaletli olması, teraziyi şaşırtmaması gerekir. Ahlâklı, erdemli olması gerekir. Sevecen, şefkatli, vicdanlı olması gerekir. Mütevazi olmak gibi bir erdeme sahip olması gerekir. Aynı zamanda, zeki olması ve insiyatif kullanabilecek cesarette olması gerekir. Gerektiğinde de yumruğunu masaya vurması gerekmektedir.
Kim ne derse desin, tüm bu özellikler başbakanımızda bulunmaktadır. Bizi sevmeyen ülkelerin korktuğu, sevenlerin ise, keşke bizim de başımızda onun gibi biri olsa dediği bir liderdir o.
Çamur atıp, iftira ile karalayanlar, her türlü iddiaya inanarak, düşünmeden infaz edenler, memleketin geldiği noktayı görmezden nasıl gelir anlayamıyorum.
Başkalarının yalanlarına inananlar, sadece bir gününü, başbakanla geçirmiş olsalar, fikirleri anında değişecektir inanıyorum.

Liderlik önemli bir meziyettir, herkes de olmaz. İyi bir bilim adamı olabilirsin ama, bir lider olamazsın. Duruşun tipin bile önemi var. Yıllarca, dünya liderleri ile aynı karede, lorel hardi tiplemesi gibi duran liderler ! görmekten o yıllarda çocuk aklımla ne kadar nefret ettiysem, şimdi de hepsinden uzun boyuyla, dik duruşuyla, gördüğüm bir başbakan beni çok gururlandırmakta.
Meyve veren ağaç taşlanır. İnsanların fıtratında olan kıskançlığı yok edemezsiniz. Yeter ki zarar vermesin.