KISSADAN HİSSE

Selma Ünal

Malumunuz geçen hafta kısa bir yazı kaleme aldım. Normalde yazılarımız bizden en geç cumartesi gecesine kadar olmak üzere istenmektedir. Seçim günü yaşadığımız telaştan, Pazar gecesi eve geldiğimde, haftalık yazımı yazmadığımı fark ettim ve süre darlığından kısa bir yazı yazdım ve gazeteme gönderdim. Doğal olarak da seçimin üzerinden birkaç saat geçtiği için seçimle ilgili yorumda bulunmak için daha çok erkendi.
Bu yazım ise bir milattır.
Bu haftaki yazıma başlamadan önce, elime kalemtıraşımı aldım ve kalemimin ucunu güzelce bir sivrilttim. Hem daha güzel yazmak için, hem de çatır çatır eleştirmek için.
Aslında baştan beridir, herkes yüzünün bir yanını gösterse de, geçtiğimiz hafta boyunca, yüzlerin tamamı belirdi ve kim dost kim düşman, kim doğru kim yanlış az çok anlaşıldı. İnanıyorum ki, ilerleyen günlerde her şey daha da netleşecek, ak – kara ortaya çıkacak.
Evet, heyecanla beklenen seçimler geldi ve geçti.
Ve çok şükür ki, nihayet, entrikalar da son buldu, riyakârlıklar da.
Herkes ektiğini biçecektir inşallah.
Hep birlikte film seyreder gibi seyredeceğiz bu 3 kişiyi.
Filmin konusu: Dram, gerilim, gizem, aksiyon ve bilim kurgu.
Eeee hayat da bir film değil mi zaten. Hani hep deriz ya, ayy hayatım bir film şeridi gibi gözlerimin önünden geçti valla.
Benim de geçen 10 yıl, gözlerimin önünden bir film şeridi gibi aktı geçti. Neler yaşamışız neler.
İnsanların gözü dönecek kadar hırslı olduklarını bu 10 yılda anladım.
İnsanların nasıl bu kadar rahat riyakâr davrandıklarına bu 10 yılda şahit oldum.
Meğer koltuk, makam, mevki, bir insanın hayatından ne kadar değerliymiş bu 10 yılda izledim.
Bencillik, kibir, insanların birbirine saygısızlığı, yalan, iftira, zanda bulunmak… Bunların ne kadar kötü huylar olduğunu biliyordum da. Gözümle göreceğimi bilmiyordum. Bu 10 yılda bunları da görmek nasip oldu. Keşke olmasaydı.
Bu gördüklerim, yaşadıklarım, şahit olduklarım, öğrendiklerim, anladıklarım ve izlediklerim, ne yazık ki son bulmayacak.
Yaratılmışların en hayırlısı olan insanoğlu, imtihan dünyasında olduğu için sınava girmeye devam edecek, sınav geçilecek mi, geçilmeyecek mi, artık orasını fıtratına sahip olan gösterecek.
Önceki yazılarımda da bahsettiğim üzere, Allah korkusu olan insandan zarar gelmez. Allah, kalplerde gizli olanı da bilir.
17 Haziran Cuma günü büro çalışanlarımın bana verdiği bilgiye göre, büroma bir bayan geliyor, Fatih beyi soruyor, çalışanlar, Fatih bey burada değil, buyurun biz yardımcı olalım diyorlar. Bayan, ben Fatih beyden bana iş bulması için yardım isteyecektim diyor. Çalışanlarım, kendisini nezaketle, yeni vekillere yönlendiriyorlar. Bana da gelince bilgi verdiler. Henüz Fatih beyi görmedim ve ona bu konudan bahsedemedim. Ama ilk fırsatta söyleyeceğim.
Bayanı göremedim, konuşamadım ama tablo beni fazlası ile mutlu etti. Demek ki, Bolu halkı başı sıkıştığında kimin yanına koşuyormuş, kime güveniyormuş belli oldu. Vatandaşın seçimin sonucuna rağmen, kendisine tek sahip çıkmış ve çıkacak olanın kim olduğunu bilebilmesi beni onurlandırdı.
Bu yüzden, 3. şahısların söyledikleri umrumda bile değil. Vatandaşın ne söylediği, ne düşündüğü ve halen kime güvendiği önemli.
İŞTE BU TABLO ANLAYANA YETMESİ GEREKEN KISSADAN BİR HİSSEDİR.
Sağlıklar dilerim.