GEÇMİŞ

Selma Ünal

Herkes bilir, Yahya Kemal Beyatlı’nın şu ünlü sözünü, “ Ankara’nın en çok İstanbul’a dönüşünü seviyorum”.

Evet ben de öyle, ama ben, tüm yolların Bolu’ya dönüşünü seviyorum.

İşim gereği şehir dışına çok sık çıkıyorum. Akşamı iple çekiyorum, şu işler bitse de Bolu’ya bir dönebilsek diye. Ve akşam saatlerinde Bolu’ya ilk girişimizle, “ oh be geldik memleketimize" diyorum. Benim şehrim, benim insanım, benim sokaklarım, benim evlerim, hepsi bana dost, hepsi bana tanıdık. 

Başka yerde yaşayamazmışım gibi geliyor. Tüm tanıdıklarım, dostlarım, akrabalarım, arkadaşlarım burada ve burada doğdum. Belki de bundandır, Bolu’ya olan vazgeçilmez bağlılığım. 

Bu şehirde yaşayan herkesin de Bolu’ya benim gibi bağımlılığı olduğunu düşünüyorum. Hatta buralı olmayanların bile zamanla yerleştiklerini görüyorum. Velhasıl güzel memlekette yaşıyoruz. Ama kıymetini bilmiyoruz. Gidin, bir yıl başka bir şehirde yaşayın bakalım ne kadar dayanabileceksiniz. Çok zor. 

Bu güzel şehrin bir cazibesi var. Herkesi davet ediyor. 

Ama eski Bolu’yu çok özlüyorum. En azından benim hatırlayabildiğim dönemleri. Bizim mahallemizde, gül bahçeli tek katlı evler ve 2 katlı ahşap evler vardı. Komşular ve dostluklar mükemmeldi. Kapı önünde rahatça oynardık. Caddeden de bir-iki araba geçerdi o kadar. Park yoktu ama, parktan daha eğlenceli oyunlarımız vardı. Bu kadar çok apartman yoktu, bu kadar çok dükkân da yoktu. Market yoktu, mahalle bakkalı vardı. Ama çok mutluyduk.

Bu yüzden eski Bolu’yu gösteren siyah beyaz resimlere bakmayı çok seviyorum. Bazen yanlış bir yola girdiğimde, ara sokaklardan çıkmaya çalışırken, özlediğim Bolu kokan o eski evleri görüyorum. Hiç üşenmeden arabayı kenara çekip, evleri, sokağı, baştan aşağı en ince detayına kadar inceliyorum. Millet dünya telaşında koştururken ben 10 dakikalığına da olsa, çocukluğuma geri dönüyor, huzur doluyorum. 

Eğer geri dön deseler o günlere, hiç reddetmeyeceğim. 

Biraz duygu yüklü sözler oldu ama, inanın hepsi doğru. Bolu Merkezde doğup büyüyenler, Ama 1980 öncesi tarihte doğanlar özellikle ne demek istediğimi anlamışlardır. 

Ya Şimdi ?

Büyüdük, bizimle birlikte şehir de büyüdü. 

Eskiden sadece Bolulular vardı. Şimdi, her memleketten insan yaşıyor bu şehirde ve sayıları da gittikçe artarak.

Eskiden her mahallede bir bakkal amca vardı. Şimdi, her yer, büyük marketlerle doldu. Artık mahalle bakkalına değil, mahalle marketine gider olduk.

Eskiden caddelerden bir iki araba geçerdi. Şimdi, arabalar Bolu’ya sığmıyor, her evde en az 2 araba mutlaka var. Korkunç bir şekilde araba sayısı da artmaya devam ediyor. 

Eskiden tek, en fazla 2 katlı evler vardı. Bahçeleri, en azından avluları vardı. Şimdi ise, bir zamanlar ekip biçilen tarlalara bile, apartman yapılır oldu. İşin garibi, daha temelinden satılan daireler var. Maşallah hiç biri de boş değil. 

Eskiden komşuluk vardı. Şimdi, bırakın aynı mahalleyi, aynı apartmanda oturup da birbirimizi yıllarca tanımadığımız, hiç konuşmadığımız komşularımız var. 

Eskiden kapı önünde rahatça oynardık. Türlü türlü oyunlarımız vardı. Ne kadar eğlenirdik. Şimdi, parklar var. Çocuklar orada eğleniyorlar sözde. Ama bence bir çok oyundan habersizce eğlendiklerini sanıyorlar. Apartman çocuğu onlar. Kapı önünde rahatça oynayamazlar. Maazallah araba çarpabilir. 

Tüm bunlara özlem duymuyorum diyen yaşıtım ya da büyüğüm varsa çıksın söylesin inanmıyorum. 

Olsun, ne yapalım, bu hali ile de güzel Bolu. 

Her hali ile güzel.