EUROVİZYON
Biz iki kardeşiz. Ağabeyimi çoğu insan tanır. Aramızda sadece 1 yaş fark olduğu için ikiz gibi büyüdük desem yeridir. Ağabeyim, sahip olduğum tek kardeşim olmasının yanı sıra benim en iyi arkadaşımdı. Çocukken, babamın tayin olduğu yerlerde, mahallede yeni arkadaş bulana kadar, beraber oynardık. Onu kırmamak için hep erkek oyunlarını oynardım.Tuttuğumuz takım bile aynıydı. Galatasarayın tüm maçlarını hiç sıkılmadan, heyecanla izlemek, bana onun öğrettiği bir şeydi.
Her Pazar günü, sabah erkenden Red Kiti seyreder, ailecek kahvaltı yaptıktan sonra TRT 1 de vestern filmi izlemek en büyük zevkimizdi.
Tabii bu arada, müzik zevkimiz de aynıydı. Lise yıllarımızda, ülkemizde, dünya müzikleri revaçta olduğu zamanlarda, yabancı müzik listelerini dinlemek ve şarkıları ezberlemek, yorumlar yapmak da ortak özelliğimizdi. Şimdi takip etmek biraz zorlaşsa da o yıllarda, yabancı müzik hususunda usta olduğumuzu söylesem yalan olmaz.
Ortaokul yıllarından itibaren, milli duygularımızı kabartan ve izlemeyi kaçırmamamız gerektiğine inandığımız ve adeta nefeslerimizi tutarak izlediğimiz Eurovizyon şarkı yarışması da asla unutamadığım anılarım arasındadır.
O yıllarda, eskiden beridir bize düşman olan ülkelerin, şarkımıza oy vermeyişlerini hep dişlerimizi sıkarak izlerdik. Halen de öyle değil mi. En iyi şarkının seçildiği yarışmayı politik gözle oylayan ülkelerin bu açık davranışları halen bizi çileden çıkarmıyor mu.
Evet Eurovizyon, dünyanın en iyi şarkısının seçildiği yarışma. Sözde öyle. En iyi şarkıyı seçtikleri falan yoktu. Yıllarca seçilen en iyi şarkı, hiçbir zaman en iyi şarkı olmadı. En azından bana göre öyle. Çünkü, babamdan bana geçen kalıtsal en büyük özelliğim, çok iyi bir müzik kulağına sahip olmamdır. Bununla da öğünürüm. Seçilen hiçbir müziği beğenmemişimdir. Hiçbir zaman da günlerce, aylarca dilime takılmamıştır. Dinlediğim anda unutmuşumdur.
Madem ki, dünyanın en iyi şarkısı seçiliyor. En azından o yıl, tüm dünyaca sık sık çalan ve dile dolanan bir şarkı olmalıdır. Hatta, çok sonra dinlenilse bile, asla unutulmamalıdır o şarkı. Valla ben hiç birini hatırlamıyorum.
Ülkemize ait, yarışmaya katılınan şarkıları da çok tutmadım açıkçası, tak ki, Sertap Erener’in şarkısına kadar. Sertap Erener’in şarkısının tutulmasının en önemli özelliği, içindeki darbuka sesleri ve kanları kaynatan oynak melodisidir. Her ne kadar Avrupa müziğine benzetilmeye çalışılsa da, içinde çok kısa da olsa geçen, Türk ezgileri, o yarışmada dereceyi getirmiştir.
Bizim müziğimizin, slowu da hareketlisi de bir harikadır. Yıllarca çocuk aklımla, müzikten biraz olsun anlıyorsam, neden bizim gerçek ezgilerimizle bu yarışmaya katılmıyoruz, yasak mı yoksa dedim durdum. Belli ki bazı kriterler koymuşlardı. Kuralların dışına çıkılamıyordu.
Sertap Erener’in şarkısına kadar da kimse akıl edemedi mi acaba. Bak nasıl oluyormuş. Sonra, Hadisenin şarkısı, daha yarışmaya gitmeden en fazla dinlediğim şarkı olmuştu. Halen de büyük bir zevkle dinlerim. Ama bence kesin birinci olacağımız bir şarkıyı, kızcağız, yarışmada, çok fazla dans ettiğinden, yorulmuş bir ağızla, nefes nefese ve kalın bir sesle söyleyince, istediğimiz ambiyans yakalanamadı ve birinci olamadık. Olsun, yine de iyi bir derece aldık.
Hadiseden sonra yollanan şarkılar da neydi öyle. Yarışmadan önce ülkemizde ilk kez yayınlandığında, sonuncu oluruz dediğim şarkılardı. Neticeten aldık dereceyi!
Şarkılara bakın, hiç bizden bir şey taşıyor mu. Asla. Hele o korkunç maskelerle çıkan grubu düşünmek, hatırlamak bile istemiyorum. Bu şarkıyı gönderelim diyenler, daha önce derece alan şarkıların neden seçildiğini idrak edemiyorlar mı acaba. Kim bu seçici grup yahu. Televizyon kanallarında, şarkı yarışmaları jürilerindeki şahısları gönderin o kurula, bak bakalım nasıl seçecekler en iyi şarkıyı. Biraz tecrübeyi dinleyin yahu. Bu ne böyle. Bunlar nasıl şarkılar. Rock da neymiş, bizim mi bu tarz. İlla rock olacak diyorsanız, gönderin Anadolu Rockçılarını, dünya rock görsün, şarkı görsün.
Kubat, bir demecinde, Eurovizyona, misketi gönderelim, valla birinci oluruz demiş, sonuna kadar katılıyorum. Şu anda, ne kadar halk, sanat, arabesk müziğimiz varsa, genç şarkıcılar modernize edilmiş hallerini koymuyorlar mı önümüze. Ne kadar güzel olmuş demiyor muyuz. Gönderin bunlardan birini.
Hâlâ bu inatçılık nedir anlayamadım. Bir daha ki sene, yine aynı tip bir saçmalığı gönderirlerse, bir daha yarışmayı seyretmeyeceğim. Hadi hayırlısı.
- PARTİLERDE GÜLLER AÇIYOR
- BUNUN ADI NEDİR?
- ÜNİVERSİTE SINAVLARI DA KALKSIN ARTIK
- HER YER TOZ DUMAN
- DEMOKRASİLERDE ÇARELER TÜKENMEZ
- SEKSENLER YALAN DÜNYA
- SÖZÜM ONA YOLLAR VE KENDİNİ ŞÖFÖR ZANNEDENLER
- NEDİR DİNDAR NESİL?
- GÜNEŞ NERDESİN? DONDUK
- SESİM GELİYOR MU? BENİ DUYAN VAR MI ACABA?
- MARKET ZENGİNLİĞİ
- ÇUKUR DOLU BİR YOLDAYIM GİDİYORUM GÜNDÜZ GECE
- YOK BÖYLE DANS
- OYUNA BAK OYUNA
- 38 LİK OY
- KARDEŞİM İÇİN
- KISA KISA
- BİTMEZ HESAPLAR
- GERÇEK AK PARTİLİ OLMAK
- MEKTUBUMA BAŞLARKEN
- İLGİNÇ BİR SABAH HABERİ
- Sizin şer bildiğinizde hayır, Hayır bildiğinizde şer vardır.
- İçten gelen bir yazı
- NEW BOLU
- AK PARTİDE AK YÜZ GÖRMEK
- YÜZ ÜSTÜ ÇOK SÜRÜNDÜN AYAĞA KALK TÜRKİYE !
- ÖZNE BOLU İSE YÜKLEM DE BOLU
- BİRLEŞMİŞ MENDEBURLAR ( TABİKİ TÜRKİYE HARİÇ )
- BÜYÜK ŞEHİR- KÜÇÜK ŞEHİR
- BÜYÜK ŞEHİR- KÜÇÜK ŞEHİR
- GEÇMİŞ
- Müslüman katliamı
- Bunları da yazmak lazım
- BİRAZ DA DİN DERSİ
- SUSMAM KONUŞURUM
- ŞEHİDİM HAKKINI HELAL ET.
- Türkçe’nin devleştiği gün
- Bir yemin ettim ki dönemem!
- KISSADAN HİSSE
- KONU YOK
- Zengin Bolu
- Acı ölümler – acı gerçekler
- LİDERLİK
- UYDURUKÇU
- Kanal İstanbul - Kaset - Seçim - Ucube
- Şöförsem günahım ne
- NERDESİN İZZET BABA
- GERÇEK ŞİFRE NE!
- MAĞDURUM BEN MAĞDURUM…
- DEMOKRASİYMİŞ! HADİ ORDAN
- VAH VAH VAH
- NE İSTİYORSUNUZ BU DENİZDEN
- TİMSAH GÖZYAŞLARI
- BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM
- BİRAZ DÜŞÜNCE - BİRAZ GÜLMECE
- ALDATMACA – HAKARET – İHANET
- GAZETECİLİK
- BENİM GÖRÜŞLERİM
- Gündem
- YENİHAYATLA YENİDEN HAYAT








