DEMOKRASİYMİŞ! HADİ ORDAN

Selma Ünal

Geçtiğimiz günlerde Libya’ya sözde demokrasiyi getirmek adına Sarkozy atağa kalktı. Neyse ki Nato fikir değiştirdi de çıkma ihtimali olan büyük bir katliam önlendi.

Sarkozy efendi, sen demokrasiden ne anlarsın ki, havalara giriyorsun, kime yaranmaya çalışıyorsun, demokrasiyi getirmek sana mı kaldı. Sen önce kendi ülkende demokrasiyi sağla. Önce kendi ülkendeki Müslümanlara ve Türklere karşı olan tavırlarını bir değiştir bakalım. Görmüyoruz, duymuyoruz, konuşmuyoruz sanma, en azından bizim ülkemiz, hepsini, kara kaplı deftere yazıyordur, gün gelir çıkar karşına. Şimdi bolca eğlen bakalım.

Kendini büyük güç ! Zanneden malum bazı ülkeler, daha önce de Irak’a uygulanan senaryoyu, yeniden Libya üzerinde denemeye kalkıştı. Demokrasiyi getirmekmiş, hadi ordan, biz de inandık. Gelmiş geçmiş en büyük emelinizin ve tüm amacınızın Müslüman katliamı ve Müslüman ülkelere Allah’ın bir hediyesi olan petrol yataklarını sahiplenmek olduğunu bilmiyoruz sanki.
 

Bosna katliamı sırasında demokrasiyi bilmiyordunuz herhalde. Müslümanlar kıtır kıtır kesilirken, kadınlara tecavüz edilirken, tarihin büyük katliamlarından biri Bosna’da gerçekleşirken neredeydiniz. Hadi demokrasinin kelime anlamını bilmiyordunuz da, insanlık, vicdan kavramlarını da mı bilmiyordunuz. Yazıklar olsun. Bosna hepimizin içinde hâlâ kanayan bir yara, hiç unutulmayacak bir acıdır.
 

Kendini büyük güç zanneden Amerika’ya sesleniyorum. Geçmişten ders alınız. Mesela, Firavundan. Ne diyordu Firavun, ben daha büyüğüm, ( hâşâ ) sizin Allahınız’dan da büyüğüm, sizin Allahınız bana ne yapabilir ki diyordu değil mi? Ne oldu, kulağından kafasına bir sinek girdi, bağıra bağıra öldü.
 

Sevgili dostlar, Allah’ın büyüklüğünü asla unutmayın. Allah öyle büyüktür ki, azabını kimsenin tahmin edemeyeceği şekilde gösterebilir. Küçücük bir şeyle de, büyük bir tufanla da. Keza Amerika da kendisine hiçbir şey olmayacağını zannediyor. Ama, ülkenin bazı kesimlerinde her sene yaşanan bir fırtına, bir hortum, her şeyi nasıl da yutuyor, nasıl zor anlar yaşatıyor değil mi, bakın bir tsunami oldu, her şey yerle bir oldu. Bunlar doğa olayı zannedilse de her şeyin malikinin Yüce Allah olduğunu asla unutmayın.
 

Asyadaki deprem sonucu ortaya çıkan radyoysan tehlikesi, bakın dünya haritasında, nereye doğru ilerliyor, Amerikaya. E buna da tesadüf demiyeceksiniz herhalde. Bu Allahın bir hikmetidir. Anlayana…
 

Basılmamış kitaba baskından yaygara koparanlar, zamanın birinde, Allahın kelamı olan Kur’an-ı Kerimlere olan baskıyı ne çabuk unuttunuz, Kur’anı- Kerimler, evlerden toplatılıp, köy meydanlarında yakılırken, okuyanlar, evlerde basılıp, darp edilirken, neredeydiniz. Hadi o zaman yoktunuz. Şimdi kitabımıza dil uzatılıp, yalanlanmıyor mu, okuyanlar hakir – hor görülmüyor mu? Dolaylı da olsa daha neler yapılmıyor mu?
 

Amma da büyüttünüz bu adamın basılmamış kitabını. Sanki yayınlansa, çok etkileneceğim. Benim dünya görüşüm yok mu, bir kitapla mı dünyaya bakışım değişecek. Her görüşten çok kitap okuyorum. Ama her kitabın içinde yazılana inanmaya kalkarsam içinden çıkamam. Küçük bir bilgi notu olarak kafamın içinde bir yerlerde saklıyorum. Gün gelir birilerinin yüzüne vurmak için lazım olur diye. Bırakın yayınlansın kardeşim, ne olacak. Kendini bilen herkes, sadece merak eder okur o kadar. Bakalım ellerine ne geçecek. Sadece para kazanacaklar. Hanefi Avcının hayal dünyasını yansıtan kitabı sonrası ne oldu. Hiçbir şey.
 

Görüşmek üzere.