ÇUKUR DOLU BİR YOLDAYIM GİDİYORUM GÜNDÜZ GECE

Selma Ünal

Bu hafta ülke ve dünya gündemini bir kenara bıraktım. Canımı fena halde sıkan Bolu şehir içi yollarına kafayı taktım.
Hani derler ya köstebek yuvası. Yoların durumu aynen öyle. 

Arabayla trafiğe çıktın mı. Sanki deprem olmuş gibi sarsıla sarsıla gidiyorsun. Araba gitti elden diye, içim sızlıyor vallahi.

Bir de o çukurlara su dolmuyor mu. İki kat rezillik. 

Evin önüne arabayı akşamdan tertemiz bıraktım. Sabah kalkıp işe gitmek için arabanın yanına vardığımda, sanki çamurlu bir günde ralliye katılmışım gibi, araba çamurdan gözükmüyordu. Önümü zor görerek gittim işe. Millet arabası ile geçerken çukurlardaki çamurlu suları boca etmiş, benim ve komşularımın arabalarının üstüne. 

Bolu’nun istinasız her yeri, yok boru değiştiriyoruz, yok doğalgaz döşüyoruz, yok arıza vardı ona baktık gibi gerekçelerle kazıldı da kazıldı. Kazılan yer, iş bitince üstü örtüldü, sonra başkaları geldi, yeniden kazıldı. 

Nasıl bir üst kapamaysa bu, her yol öbek öbek çukur. 

İnanıyorum ki, sürücüler, ne kadar yavaş ve dikkatli kullansalar da bu görünen ve görünmeyen çukurlar sayesinde Bolu’daki arabalar pelt duruma düştü. Peki bunun hesabını kim verecek.

İşinizi temiz yapın kardeşim. 

Kazdınız bari, adam gibi yol yapana kadar, adam gibi kullanabileceğimiz geçici düzeni sağlayın. Sessiz kaldıkça, enayi mi zannettiniz bizi.

Tüm Bolu’da iş bitecek de ondan sonra asfalt görecekmişiz. Oldu. Kaç sene sonra. 

Her sabah, her sabah ve her sabah…

Kalkıyorum, evden çıkıyorum, arabaya biniyorum ve başlıyorum sarsıla sarsıla gitmeye. 

Ha bu arada, her gün kullandığım yoldan gitmek de ne mümkün. 

Belki birileri kızar da bu işin yetkilisi kimse artık, ona söyler de yolları düzeltirler diye bekliyorum. Ama değişen bir şey yok. 

Belki söyleyen var da dinleyen yok.

Bilmiyorum artık. Ben bari bu köşeden söyleyeyim de birileri duysun.

Yağ gibi akan yollar, bol güneşli günler diliyorum.