BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM
Sarkozy go home. Nasıl mutlu oldum anlatamam, hiç hoşlanmadığım, hatta nefret ettiğim bu adama idarecilerimizin tepkisi harikaydı. Başa geldiğinden beri, Türkiye aleyhtarı olan ve bu uğurda savaşan, ukala ukala her yerde ülkem hakkında kötü konuşan, ermeni ve Yahudi yanlısı bu adama gösterilen tepki süperdi doğrusu.
Senin ülkene, seni adam yerine koyup, bir ülkenin cumhurbaşkanı gelecek ve sen onu karşılamaya gitmediğin gibi, cumhurbaşkanımızın yanında gidene kadar sakız çiğneyeceksin. Kendi ülkesinin gazeteleri bile “ bu nasıl devlet başkanı” diyerek ayıpladılar Sarkozy’i. İşte sen de böyle karşılanırsın ve sana haddini işte böyle bildirirler.
Melih Gökçek’in Sarkozy’i sakızla uğurlaması tam bana göre. Asla, hak etmeyene kibar davranamam, aman insanlık bende kalsın diyemem. Çünkü karşımdaki ondan da anlamaz. Umarım Sakozy efendi anlamıştır.
Bay Kılıçdaroğlu, soruyor başbakana, Mısıra yaptığın çağrıyı neden Kaddafiye de yapmıyorsun.? Bürokrasiden gelen bir insanın bu sözü söylemesi, talihsizliktir bence. Her doğru, her yerde ve her zamanda söylenmez deriz halk arasında. Doğrudur.
İki durum farklıdır. 25 bin vatandaşımızın yaşadığı bir ülkede kargaşa çıkmışken ve bazı kendini bilmez yağmacılar, oradaki vatandaşımıza ve malına saldırıyorken, bu söz söylenmez.
Kaddafi zaten deli. Suratından belli, anneannemin deyimi ile suratında meymenet yok adamın. Önüne gelene saldırmak için bahane arayan, protestocular için dışarıdan gangster getiren bir adama, zamansız çağrıda bulunursan, sonuçları yine bize ve vatandaşımız dokunur. Keza, zamansız konuşan Kılıçdaroğlunun sözleri, tepkiye yol açtı ve gelen vatandaşlarımız, Kılıçdaroğlunun sözlerinden sonra bize aksi şekilde davranmaya başladılar ve zorluklar çıkardılar dememişler midir.
Canımı sıkan başka bir konu da, bu günlerde basında sıkça yer alan askeri okullarda okuyan ya da mezun olmuş genç asker kızlarımıza layık görülen eziyet. Halbuki onlar ne umutlarla ne hayallerle, askeri okullarda okumak için çalışmış çabalamışlardı. Eğer, bilgisayarlarda ele geçirilen bu belgeler ve konuşma kayıtları doğru ise ve bu kızlarımıza, tehdit ve şantaj yolu ile yapılan muamele, yaptırılmaya zorlandıkları dilim varmayan o kelime doğru ise, bence, darbe planları bir yana bu kuruma karşı duyulan saygıyı en çok bu durum yıkar bence. Lütfen bu hadiselere duyarlı olalım, gözümüzü kulağımızı kapamayalım. Zira, bu konu es geçilecek, bir konu değil.
Haber kanalları bu aralar, kendilerine yeni bir haber malzemesi çıkarmışlar ve mobese kayıtlarını her akşam haberlerde gösteriyorlar. Bu görüntülerden, en çok yayaya araba çarpması görüntüsü beni kahrediyor, seyretmeye dayanamıyorum, ama yine de bakmadan duramıyorum. Harika bir şey bu mobese. Bu sistem yaygınlaşmadan önce, hatta hiç yokken, trafik kazası davalarında oldukça zorlanıyorduk, her iki taraf kendi lehine konuşunca, işler karışırdı. Bulabilirsen eğer, tanığın ağzından çıkacak sözlere muhtaç kalırdık. O yüzden iyi oldu.
Geçen gün haberlerde Kayseri Emniyet Müdürlüğünün mobese kayıtlarından birkaç görüntü verdiler. Aman yarabbim! 3-4 yaşlarında bir kız çocuğu, Kayserinin o muhteşem geniş ana caddelerinde, bir aşağı bir yukarı koşuyor, tam yolun kıyısına geliyor, geçen arabalara bakıyor, geri dönüp koşmaya başlıyor, tekrar yolun kenarına geri geliyor, kendini o kadar özgür hissediyor ki, elinde küçük bir çanta, sallaya sallaya geziyor, hayretle izlerken, genç bir çocuk, koşan küçük kızı yakalıyor ve kenara çekiyor, tabi bu arada mobeseden her şey, takip ediliyor, genç çocuk telefonla bir yeri arıyor ki, bu da takipte bakalım nereyi arayacak, hemen haber geliyor, 155 i aramış, Oh çok şükür, vicdanlı biri çıktı. Dakikasında, zaten önceden harekete geçmiş olan ekipler, geliyor ve tam bu sırada, merakla beklediğim babası da geliyor, hem de araba ile. Araba ile gelinecek bir mesafeye bu çocuk nasıl gelmiş ve bu çocuğun anne ve babası ne yapıyordu acaba, çocuk yanlarından yok olurken. Efendim sürekli kaçarmış, yok artık, bu yaşta bir çocuk, daha anne çocuğu, ana kucağında olması gerekmez mi.
Duyarsız anne babaya sitemlerimi iletir, duyarlı gence ve Kayseri Emniyet Teşkilatına tebriklerimi ve saygılarımı sunarım.
Haftaya görüşürüz
- PARTİLERDE GÜLLER AÇIYOR
- BUNUN ADI NEDİR?
- ÜNİVERSİTE SINAVLARI DA KALKSIN ARTIK
- HER YER TOZ DUMAN
- DEMOKRASİLERDE ÇARELER TÜKENMEZ
- SEKSENLER YALAN DÜNYA
- SÖZÜM ONA YOLLAR VE KENDİNİ ŞÖFÖR ZANNEDENLER
- NEDİR DİNDAR NESİL?
- GÜNEŞ NERDESİN? DONDUK
- SESİM GELİYOR MU? BENİ DUYAN VAR MI ACABA?
- MARKET ZENGİNLİĞİ
- ÇUKUR DOLU BİR YOLDAYIM GİDİYORUM GÜNDÜZ GECE
- YOK BÖYLE DANS
- OYUNA BAK OYUNA
- 38 LİK OY
- KARDEŞİM İÇİN
- KISA KISA
- BİTMEZ HESAPLAR
- GERÇEK AK PARTİLİ OLMAK
- MEKTUBUMA BAŞLARKEN
- İLGİNÇ BİR SABAH HABERİ
- Sizin şer bildiğinizde hayır, Hayır bildiğinizde şer vardır.
- İçten gelen bir yazı
- NEW BOLU
- AK PARTİDE AK YÜZ GÖRMEK
- YÜZ ÜSTÜ ÇOK SÜRÜNDÜN AYAĞA KALK TÜRKİYE !
- ÖZNE BOLU İSE YÜKLEM DE BOLU
- BİRLEŞMİŞ MENDEBURLAR ( TABİKİ TÜRKİYE HARİÇ )
- BÜYÜK ŞEHİR- KÜÇÜK ŞEHİR
- BÜYÜK ŞEHİR- KÜÇÜK ŞEHİR
- GEÇMİŞ
- Müslüman katliamı
- Bunları da yazmak lazım
- BİRAZ DA DİN DERSİ
- SUSMAM KONUŞURUM
- ŞEHİDİM HAKKINI HELAL ET.
- Türkçe’nin devleştiği gün
- Bir yemin ettim ki dönemem!
- KISSADAN HİSSE
- KONU YOK
- Zengin Bolu
- Acı ölümler – acı gerçekler
- EUROVİZYON
- LİDERLİK
- UYDURUKÇU
- Kanal İstanbul - Kaset - Seçim - Ucube
- Şöförsem günahım ne
- NERDESİN İZZET BABA
- GERÇEK ŞİFRE NE!
- MAĞDURUM BEN MAĞDURUM…
- DEMOKRASİYMİŞ! HADİ ORDAN
- VAH VAH VAH
- NE İSTİYORSUNUZ BU DENİZDEN
- TİMSAH GÖZYAŞLARI
- BİRAZ DÜŞÜNCE - BİRAZ GÜLMECE
- ALDATMACA – HAKARET – İHANET
- GAZETECİLİK
- BENİM GÖRÜŞLERİM
- Gündem
- YENİHAYATLA YENİDEN HAYAT








