AK PARTİDE AK YÜZ GÖRMEK

Selma Ünal

2002 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi tüm Türkiye’de teşkilatlanmaya başladığında, Bolu’da da il teşkilatı kurma çalışmaları başlamıştı. O dönemde, ağabeyim Seyit Ali Özkoç’un tavsiyesi üzerine il yönetim kuruluna davet edildim. Önce tereddüt ettim. Keza hayatının hiçbir evresinde siyasetle ilgilenmemiş, siyaseti sevmemiş, haber bile izlemekten hoşlanmayan ben, bir siyasi parti içinde yer almayı tahayyül bile edemezdim, aklıma bile getirmezdim.
Neden ben diye sordum tabi, bazıları gibi menfaat peşinde koşmadığımdan, her şeye balıklama atlamadığımdan.
Dediler ki, genç, meslek sahibi ve siyasi geçmişi temiz kişiler arıyoruz.
İşin başında, o zamanlarda da, şimdilerde de hayranlık duyduğum Recep Tayyip Erdoğan olduğu için, çok fazla düşünmedim ve evet dedim.
İyi ki de evet demişim. Siyaseti yakından takip ettim ve siyasetin ne demek olduğunu da öğrendim. Geçen zaman içinde çok güzel dostluklar kurma fırsatı buldum.
Evet, dostluğun da iki yüzlülüğün de ne demek olduğunu gördüm ve öğrendim. Güzel bir hayat tecrübesi oldu benim için.
Bir partinin kurucu üyesi olmak bir şereftir. Çünkü, yeni bir oluşumdu Adalet ve Kalkınma Partisi. Refah Partisinin uzantısı olarak görüldüğü için, o günkü ülke şartlarında, herkes de bir tedirginlik vardı. Çok kişiye yönetim kurulu üyeliği teklifi götürüldüğünü, hangi kaygılarladır bilinmez, red ettiklerini hatırlıyorum.
Ama, ben ve benim gibi siyasi geçmişi olmayan birkaç arkadaşım, tedirgin değildik. Çünkü, menfaat kaygımız, düşman edinme kaygımız olmadığından, cesurduk.
Parti il ve ilçe yönetim kurulunu tanıtan broşürler dağıtıldığı anda başladı çilemiz. Bizi tanıyan ya da tanıdığını sanan bazıları, aha işte renginiz belli oldu diyerek, tepkilerini belli etmeye başladılar. Kızanlar, eleştirenler, uzaklaşanlar, yüzünü çevirenler oldu. Hatta, hiç unutmam, o tarihte görevli çok sevdiğim bir hakimimiz bile, broşürde adımı okuyunca, tavrını değiştirdi bana karşı. Duruşmada bile. Çok üzülmüştüm. Ben ne yaptım ki. Ben yine eski ben. Değişen ne oldu ki. Hani önce insan olmak vardı merkezde. Hani, siyasi görüşün, hayata bakışın ne olursa olsun, kişiliğindi önce gelen. Birden ne oldu ki. Öcü mü olduk şimdi.
Ama asla yılmadım. Bu liderin ardında her zaman yine dururum, orda bir yerlerde olsam da olmasam da.
İl yönetimindeki ağbi ve ablalarımızla, yaşıtlarımızla çok çabuk kaynaştık. Çok sıkı ve özverili çalıştık. Gece ve gündüz yüreğimizi ortaya koyduk. O zamanlar mesleğe yeni başladığımızdan cepte para da yoktu. Belki ortaya para koyamadık ama, yüreğimizi koyduk. Parası olan büyüklerimin, ellerini ceplerine hiç çekinmeden attıklarını, her eksiğimizi canı gönülden tamamladıklarını gözlerimle gördüm. Bu insanların, maddi-manevi katkılarını karşılık beklemeden nasıl harcadıklarının da canlı şahidiyim. Hiçbir zaman ben demediler. Hep biz dediler. Birbirimizi asla satmadık. Hep arka çıktık.
Biliyorum ve inanıyorum ki, diğer illerde de aynı yürekler, aynı heyecanla çarptı.
Sonrasında;
Adalet ve Kalkınma Partisi ilk iktidarlığını ilan etti.
Çok mutluyduk. Çok coşkuluyduk. Bu heyecan anlatılmaz, yaşanır.
Sonraki yıllarda, cesareti olmayanlara bir cesaret geldi. Parti teşkilatına katılma hevesi çoğaldı.
İyi de bu parti kurulurken neredeydiniz, çileler çekilirken neredeydiniz.
Bunu bir türlü kabullenemiyorum. Samimiyete de inanasım gelmiyor ne yazık ki.
Kendi adıma söyleyebilirim ki, gördüklerim ve yaşadıklarımdan sonra heyecanımı kaybettim. İnanın şu an parti yönetimlerinde kim var onu bile tam bilmiyorum.
Yakında, kongre var. Hayırlısı olsun diliyor, Ak Partiyi ak bir yüzün temsil etmesini istiyorum.
Çilelerle kurulmuş bu parti, kimsenin malı değildir. Kimse de kimseye üstün değildir.
Allahtan hakkıyle korkanları iş başında görmek istiyoruz.
Saygıyla.