Seçim ve Basın

Selma Akçakavak

12 Haziran seçimlerinde kim aday olacak sürecini geride bıraktık. Adaylara baktığımızda sürpriz bir sonuç olmadığı görülüyor.

Özellikle Ak Parti milletvekillerinin aday olup olmaması çok tartışılmıştı. Sonuç Metin Yılmaz ve Yüksel Coşkunyürek’in tekrar aday yapılmaması, Fatih Metin’in de üçüncü sırada aday olması, sanki milletvekillerinin Ak Parti’de dışlandığı izlenimini doğurdu.

Milletvekillerimizin dışlandığı sonucu kimilerinin hoşuna gidebilir.
Ak Parti tasfiye etti sonucu sevindirici gibi görülebilir.

Fakat ben milletvekillerinin tekrar aday olarak gösterilmemesini, Ak Parti’nin milletvekillerini dışlaması olarak değerlendirmiyorum.

Milletvekillerinin dışlanıp dışlanmadığını görebilmemiz için Ak Parti’yi iyi okumamız lazım. Bir defa Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çok iyi bir teşkilatçı olduğunu, çalıştığı ekibe çok önem verdiği tespitinin altını çizmek istiyorum.

Bu nedenle üst üste iki defa milletvekili olan Metin Yılmaz ve Yüksel Coşkunyürek’le başka görevlerde çalıştıracağı inancı bende çok daha fazla. Fatih Metin’in üçüncü sıra adaylığında aslında Ak Parti’nin kendisine olan inancından ibarettir.

Ali Ercoşkun’un birinci sıra adaylığına gelince, unutulmamalı ki Ali Ercoşkun Ak Parti’nin kurucularındandır. İsteseydi Ak Parti’nin ilk iktidarında Metin Yılmaz’ın yerine milletvekili olabilecek şansa sahipti.

Basın ve partilerin seçimde ilişkilerine gelince ne yazık ki görünen; gelişen, büyüyen, demokratikleşen Türkiye’de olması gereken ilişkilerin çok gerisinde olduğumuzu belirtmek isterim.

Özellikle yerel basın olarak şunu belirtmek isterim: Bir defa hiçbir parti, parti adayının bağımsız ve tarafsız basını, seçimde izleyemediğini özellikle belirtmek isterim.

Nedense her aday, her parti kendi yandaşının ötekisini bir bakış açıyla değerlendiremiyor.

Yinede biz Yenihayat olarak diyoruz ki; “Tarafsız, her partiye eşit mesafede yaklaşabilen, güven veren bir basına herkesin bir gün mutlaka ihtiyacı oluyor.”