Minare çalmak için kılıf arayanlar

Selma Akçakavak

     Bolu Gazeteciler Cemiyeti'nde görev alan bir gazete olarak, cemiyetimize üye diğer gazeteler hakkında yalan, yanlış, eksik bilgilerle yapılan haberlere alıştık. Bal tutmak ve akabinde parmağını yalamak isteyen insanlarla da bugüne kadar çok karşılaştık. Ancak gazeteler arası savaşlarda taraf olmamaya dikkat ederek, kişisel meselelerimizi kamuoyuna mal etmemeyi de görev saydık. Taa ki Cuma günü yayınlanan bir yerel gazetenin manşetinde kendi adımızı, bir sözümona "yolsuzluk" olayında görene kadar...

     "Minare Kılıf İhalesi" adı altında manşetten verilen haberde Bolu Öğretmenevi'nin hazırladığı "Öğretmenevlerimiz Bolu" dergisi ile ilgili yolsuzluk yaptığımız iddia edilmiş. İhaleye teklif vermedikleri halde, haberi veren söz konusu gazeteden teklif alınmış gibi gösterilmiş. Ayrıca bizim 800 küsür dergi için yüklü miktarda fatura kestiğimiz savunulmuş. Haberi yapanların gözleri öylesine dönmüş ki üstünde "Piyasa Fiyat Araştırma Tutanağı" yazan kâğıdı bile ihale teklifi sanıp, "suç delili" diye kamuoyuna sunmaya kalkmışlar.

     Bir kere şu bilinsin ki söz konusu dergi işi, ihaleyle değil Doğrudan Temin Yöntemi ile yapılmıştır. Öğretmenevi; piyasa fiyatlarını şifahi veya yazılı olarak almış ve en uygun fiyatı verene bu işi yaptırmayı tercih ettirmiştir. Burada da Bolu'da Yenihayat Gazetesi kendisinden istenen fiyat teklifini sunmuş, sonuçta da Öğretmenevi "En makul teklifi siz verdiniz hazırlayın" demiştir.

     Üstelik ihale dediğimiz şey bir kâğıda gelişi güzel imza atılıp "Selamun aleyküm" deyip girilecek bir şey değildir. İhaleye giren firmalar kendilerine düşen gerekleri yerine getirmek zorunda, ihale şartnamesine uygun hareket edip resmi kurumlardan evraklarını tamamlamak durumundadır. Dolayısıyla herhangi bir kurum adına sadece sahte imza atarak ihaleye girildiğini sanmak, bilgisizlikten öte cehalet diye nitelendirilir.

     Söz konusu haberde iş, yolsuzlukmuş gibi lanse edilmesinin yanı sıra yolsuzluğu yapanın da müsebbibi gazetemiz gibi gösterilerek, hedef haline getirilmeye çalışılmıştır.
Piyasa Fiyat Araştırmasını yapan Öğretmenevidir… Bu tür işleri yapan kurumları arayıp teklifleri toplayan Öğretmenevidir... Bunları değerlendirip iş yaptıran da Öğretmenevi olduğuna göre Yenihayat Gazetesi'nin buraya kadar olan kısımda etkin bir görevi yok demektir. İş teslimi de Öğretmenevine yapılmış ve faturalandırılarak Yenihayat Gazetesi bu aşamada da görevini başarıyla yerine getirmiştir. Üstelik bahsedildiği üzere 800 küsür dergi değil 5 bin adet dergi bastırılmış ve faturada da kalem kalem hesabı ortaya konmuştur.
Ayrıca derginin tüm reklam gelirleri Öğretmenevi tarafından tahsil edilmiştir. Reklam sözleşmeleri incelendiğinde 10 bin liralık bir reklam gelirinin de Bolu Öğretmenevi'ne kazandırılığı, dolayısıyla Yenihayat Gazetesi'nin 5 bin adetlik dergi işini hazırlanışı, grafik tasarımı, baskısı ile 3 bin lira gibi komik bir rakama yaptığı görülecektir.

     Biz bu haberden anlıyoruz ki, birileri yine karın ağrısı ile kurumumuzun adını lekelemeyi kendisine çare olacak, tıbbi bir yöntem olarak görmektedir. Dediğimiz gibi Bolu Gazeteciler Cemiyetine üye tüm gazetelerin başına gelen "çamur at izi kalsın" politikasının yansımalarından payımızı alarak yolumuza devam ediyoruz.
Eee ne demişler "İt ürür, kervan yürür"

     Siz haberlerinizi, yaptığınız veya yapacağınız iş birliklerine göre belirleyebilirsiniz… Çamur atmayı, iftira atmayı insanları karalamayı marifet sayabilirsiniz. Biz bunu kişilik özellikleriniz olarak görür ve çok şaşırmayız. Bolu kamuoyu da bilir ki Yenihayat Gazetesinin “çalışanlara, üretenlere ve paylaşanlara karşı sorumludur” ilkesi temel ölçüsüdür.
Ne iftira atarız, ne işbirliğine gireriz biz sadece Bolu’yu düşünür işimizi yaparız.