EZBERBOZAN
Yaklaşık olarak bir haftadır düşünmekteyim acaba bu hafta ne yazsam ki diye. Tahmin edeceğiniz üzere küçük Bolumuzda bu ara güncel başlıklar hızlı değişmekte. Zaten cereyan eden olaylar karşısında da o kadar yazıp, çizip, konuşuyoruz ki açıkçası bir de ben yazıp insanların midesini kaldırmayayım artık dedim. Her şeyi tadında bırakmak lazım ne de olsa.
Evde can sıkıntısından TV kanallarını dolaşıyorum. Takip etmeyeli genel kültür içerikli yarışma programları hayli artmış. Bir tanesine takıldım. Biraz seyrettikten sonra ciddi manada keyif almaya başladım çünkü sorular hakikaten özenle hazırlanmış ve kendini geliştirmeyi hedefleyen her bireyin sahip olması gereken bilgilerden oluşmakta. Bir yarışmacı geliyor. İlk soruları zaten nefes almadan cevaplıyor belli ki bilgili görgülü diyorsun. İyi eğitimli, bilgisinin farkında lığıyla ortaya koyduğu özgüven senaryosu vs. her şey mükemmel hatta ekranları başındaki seyircilerin eminim ki birçoğunun “yok artık daha neler, bunu nasıl bildi” diyebileceği soruları dahi hiç ikilemde kalmadan cevapladı. Kazancı ciddi bir miktara ulaştı ama o zor soruları teklemeden geçen şahıs öyle bir soruda takıldı ki benim TV karşısında kendimi sorgulamama yol açtıysa onun halini düşünmek bile istemiyorum. Soru ve şıkları aynen yazmaya çalışıyorum:
Kur’an kelimesi ne anlama gelmektedir?
a- Okunan
b- Yol gösteren
c- Öğretilen (emin değilim)
d- İndirilen
Son soruya iki soru kala çıkan soru bu kadar basit bir soruyken hiçbir joker hakkı kullanmayan vatandaş bu soruda bütün haklarını kullanıyor. Ayıbını kabulleniyor ve yüzü kızararak “bilmiyorum” diyor. Yetmiyor koca stüdyo dolusu seyirciye soruyor çelişkili cevaplar geliyor ama kimse bilmiyor sadece tahmin yürütülüyor. O da yetmiyor telefonun ucundaki hukukçu arkadaşına soruyor ve uzun bir sessizlikten sonra hukukçu arkadaştan gelen cevap şu “bilmiyorum”. Nitekim aldığı hiçbir cevaba güvenemeyen yarışmacı kazandığına razı olup yarışmayı terk ediyor.
Eminim ki okuyan herkeste şimşekler çaktı hatta birçoğumuz kutsal Google’a çoktan sarıldı. Arama butonu Kur’an kelimesi için çalıştırıldı. Evet, ben de aynen bunu yaptım. Biz ki evlerimizde her şeyden mühim tuttuğumuz Kur’an-ı Kerim’i en yüksekte en başköşede asılı tutarız. Hayatımızda sorgusuz sualsiz kabul edip tüm emirlerine uymaya çalıştığımız yüce kitabımız. Yaşantımıza yön veren pusulamız. Uğruna cihatlar yapılan. İslam’ın öğreticisi. Daha sayılabilecek nice ulu ifadeli kavram mevcut. Amma velâkin gel gelelim rezaletimize. Ey güzel din kardeşlerim yüzyıllardır nasıl bir ezbere yaşamışlıktır bu böyle. Emirlerini sorgulamak belki haddimize değil eyvallah ama anlamını da mı hiç merak etmedik? Hatim ettiğin kitabın kutsallığı kanıtlanmıştır zaten ama kimse mi düşünmez bunca insanlığın kuşkusuz peşinden gittiği Kur’an ne demekmiş diye… (Bu arada cevabın ne olduğunu yazmayacağım ki en azından merak edilip öğrenmek için azıcık çaba sarf edilsin, malum hazır gelen bilgi aklımızda kalmıyor pek)
Bu büyük bir çoğunluğu ilgilendiren bir örnek niteliği taşıdığından bu konu üzerine gitme ihtiyacı duydum. Daha nice yaşamımızın içine sinmiş ezberciliklerimiz var ki düşünüp sıralasak neden bu kadar koyun misali bir toplum olduğumuz tokat gibi vurulacak yüzümüze. Nasıl teslimiyetçi nasıl bilinçsizce hareket halinde varlıklar olmuşuz ki yaşantımıza neyin yön verdiğinin dahi farkında değiliz. Biraz sert ve acımasız yargı gibi gelse de haklılık payımın yüksek olduğunu düşünmekteyim.
Büyük bir utançla söylemek zorundayım ki sanırım bilinçli toplum olma yolunda adım atabilmek için bile daha çok fırın ekmek tüketmemiz lazım. Tüketen toplum olmaktaki başarımızı konuşturalım hiç olmazsa…







