Böyle zihniyete böyle başkan
Nasıl da sevgi doluyuz bu günlerde… Güzel ülkemin sevgi pıtırcığı insanları kocaman kalplerindeki sonsuz sevgiyi ihtiyaç sahibi herkese açmakla kalmamış, tüm sokak çocukları, evsiz, aç, çöplerde kuru ekmek arayan, karda kışta açıkta kalmış, üzerinde kıyafeti olmayan vatandaşımız kalmayacak kadar, zengin fakirle öyle paylaşım içerisinde ki gözlerimizin yaşarmaması mümkün değil(!)
Kaldı ki benim örnek halkım insanlarını bu derece sahiplenmiş herkes eşit olmasa da arada uçurumlar olacak seviyelerde yaşamıyor ve herkesin karnı doyuyor ya hani, ülkemin her canlısına sahip çıkmak şart deyip hayvanlarına da açmış yüreklerini. Şahaneeee eyvallah…
Buna sözümüz olamaz elbet zira “yaratılanı severiz yaratandan ötürü…” Amma velâkin işin suyunu çıkarmak diye bir deyimimiz var ki son günlerde yaşadıklarımıza pek bir yakışır zannımca. Bugüne kadar adı sanı duyulmamış hayvan sever gruplar var ki şimdiye kadar yaptıkları kayda değer hiçbir çalışmayla gündeme gelememişliğin eksikliğiyle olsa gerek bir anda patlama yapan “Bolu Belediyesi Hayvan Barınağı” haberi üzerine ne kadar grup varsa birbiri ardına türedi. Hatta bence bu haberden sonra oluşmuş gruplar bile olabilir. Yayınlanmasının üzerinden bunca zaman geçtikten sonra yüreklerimizi dağlayan onca şehit haberlerinin bile arkasında böyle duramadık. Ama hayvan barınağıyla ilgili adını ilk defa duyduğumuz şahıslar başkana atıflarına devam etmekte. Bu işte bir terslik yok mu sizce de... Duyarlılığımız sadece hayvanlara mı yoksa? Malum gündeme bomba gibi düştü ya Bolu Belediyesi nemalanmak şart. “Fırsat bu fırsat gösterelim kendimizi” seslerini duyar gibiyim.
İyi de güzel kardeşlerim siz bu güne kadar il il gezip hayvan barınaklarını yoklayıp da burada şu eksik bu eksik hayvancıklara el uzatalım belediye yapamamış biz ön ayak olalım diye fikir paylaşımında ya da kampanya akımında bulundunuz mu? Öyle ya sokakta yüzlerce hayvan ya açlıktan ya araba kazalarından ya da hayvan düşmanı canilerin işkencelerine dayanamadıklarından yaşamından oluyor. Fark ettiklerince ya da şikâyetler üzerine belediye bu hayvancıkları toplayıp bakımını üstleniyor. Ama az buçuk mantık yürütebilen insanlar şunu tahmin eder ki bunun sonu yok. Hızla üreyen sokak hayvanlarının tamamını barındıracak bir mekân belediyenin olanaklarıyla zor olsa gerek. Ülkeyi günlerce sallayacak kadar hayvan sever varsa neden bu hayvanların akıbeti belediyelerin inisiyatifine bırakılıyor. Bir kampanyayla bu anlamda eksiği olan illere yeni ve daha konforlu barınaklar yapılsın madem…
Kaldı ki her canlının belli şartlarda yaşam hakkı vardır ama insan hayatının hiçe sayıldığı, her gün haberlerde öldürülen insan sayısına göz ucuyla bakıp hiçbir isyan gösterisinde bulunulmamasından belliyken kusura bakmayın ama hayvan severlerin bu yakarışları bana komik geliyor. Belediye Başkanımız Alaaddin Yılmaz bu konuyu özetleyen en güzel vurguyu yapmıştır aslında anlayana “belediye işçimiz çöp kamyonunda sıkışıp öldü ve bir Allah’ın kulu bana hesap sormadı, şimdi bir hayvan öldü iddiasıyla yer yerinden oynuyor” Çok haklıdır sayın başkan. Her ne kadar sert ve kendine özgü üslupla da olsa çok doğru bir bakış açısıdır. Biz neye ne kadar kıymet vereceğimizi anladığımız gün gerçekten insanca yaşayabileceğiz sanırım.







