TERÖR ÖRGÜTÜ YÖNETMEK: !
“Türkiye Cumhuriyetinin Genelkurmay Başkanlarından Em. Orgeneral İlker Başbuğ terör örgütü yönetmekten suçlanarak, ceza evine konuldu.”
Bütün gazetelerin sür manşetten yazdığı, televizyon kanallarının 1. haber olarak verdiği bu olayı endişe ile izledik. İlk siyasi değerlendirmeleri muhalefet yaptı.
MHP yetkilileri; “vahim bir olaydır”, “sözün bittiği yerdeyiz”, “acaba sıra kime geldi?” değerlendirmesinde bulundu.
CHP Genel Başkanı ise; “özel yetkili mahkemelerin adalet dağıtmadığını, tutuklamanın kamu vicdanını sızlattığını”, “ülkenin kapalı ve açık ceza evi haline geldiğini” söyledi.
İktidardan ise sözleri önemli etki yapmayan 2 – 3 siyasiden, olayın savuşturmaya yönelik söylemler işittik.
Ancak, iktidarın itibar edilebilecek tek ağzı olan Başbakandan hiç ses yok…
Orgeneral İlker Başbuğ ile de Büyükanıt ile anlaştığı gibi, öbür dünyaya gidecek sırları yoksa yolu yok bir değerlendirmede bulunacaktı bakalım ne söyleyecek.
Anladığım kadarıyla, olaya verilecek tepkiyi ölçecek. Durumun değerlendirmesini yapacak. Oluşacak kavramlar ve güç odaklarına karşı politikasını saptayacak. Yapacağı hamlelerin stratejisinin buna göre kurgulayacak. Ancak ondan sonra söylemlerde bulunacak. Ne de olsa bir iktidarın kendi dönemlerinde Genelkurmay Başkanı olan ve kendileri ile 2 yıl beraber çalışan Orgeneral İlker Başbuğun yine kendi iktidarları döneminde “terör örgütü yönetmek” suçlaması ile tutuklanması bir ilktir ve çok önemlidir.
Söz edilmeye değer ilk konu eski Genel Kurmay Başkanının tutuklanmasının zamanlanmasıdır. Uludere de kaçakçıların terörist sanılarak bombalanması infial yarattı. Gündeme oturarak iktidarı yıpratmaya başladı. Acaba bu tutuklama gündem değiştirmek için mi yapıldı? Bu fikri savunanlar az değil. Bir yanlış iş, başka bir yanlış iş ile perdelenebilir mi? Belki bir süre gündemden düşürülür, fakat etkisini sürdürür. Yeni gündemde yanlışlıklar üzerine oturuyorsa; iktidarın altından kalkması gereken sorun artarak devam eder.
Biz konumuzu oluşturan eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğun terör örgütü yönetmek suçlamasıyla tutuklanmasını irdelemeye devam edelim. AKP döneminde Genelkurmay Başkanı görevine atandı. 2 yıllık süresi içinde 700 bin kişilik TSK ya Komutanlık yaptı. Bu çetin dönem içinde demokrat davranmaya özen göstererek dürüst bir yönetim uyguladı. Kavgadan yana olmadı. Milli Güvenlik Kurulunda Cumhurbaşkanımız ve aynı zamanda Başkomutanımız Abdullah Gül başkanlığında, Genelkurmay Başkanı daha öncede Kuvvet Komutanı olarak yıllarca görev yaptı. 6 ay önce emekli oldu.
İnsan şunları düşünmeden yapamıyor:
• ömrünü askerlik hizmetinde, en alt rütbeden, en üst rütbeye kadar çeşitli Komutanlıklarda geçiren birisi terörist olabilir mi? Milli Güvenlik kurulunun, Başbakan, ilgili bakanlar, müsteşarlar ve genel müdürlerle beraber üyesi bulunan Cumhurbaşkanımız ve Başkomutanımız Abdullah Gül komutasında bu görevi sürdüren Orgeneral İlker Başbuğ terörist örgüt yönetebilir mi? Eğer öyle bir ihtimal varsa; aynı kurulda ülkemizi yönetenler bu durumu anlayamadan ve aldırmadan yan gelip yattılar mı?
• İnternet andıcı davalarında ki suçlamalarda hiç dahil olmadığını söyleyen hatta bu siteleri kapattığını belirten Orgeneral İlker Başbuğ bu gerekçeyle davanın ele alındığı dönemlerde Genelkurmay Başkanı olduğu için tutuklanırken süreç içinde Genelkurmay Başkanlığı yapan diğer Komutanlara niçin sorgu sual edilmemektedir?
• Asıl teröristlerin yargıdan kaçırılmasını önü açılırken, mücadele edenlere terörist muamelesi yapılmamaktadır. Bu insafa sığar mı? Sonuçta, muhalefet tarafından adalet dağıtmadığı söylenen “özel yetkili mahkemeler” dalgalarına devam etmektedir. Son dalgada, 7 saatlik sorgulanması sonucunda, gecenin ertesi sabaha sarkan saatlerinde eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ mahkeme kararı ile terör örgütü yönetmek suçlamasıyla hapishaneye gönderilmiştir.
Bir taraftan da kamuoyunda Genelkurmay Başkanının “yüce divan” da yargılanması tartışılmaktadır. Referandum ile kabul edilen anayasa hükümlerine göre yargılarsa “yüce divan” da olmalıdır. Ancak hukuk Prof. Burhan Kuzu suçun görevle ilgili olmadığı gerekçesi ile yargılamanın özel yetkili mahkemelerde yapılması gerektiğini düşünmektedir. Öyle ya, davanın özel yetkili mahkemelerde görülebilmesi için örgütlü suç Yüce Divan’da görülebilmesi için de Genelkurmay Başkanı’nın görevi ile ilgili olmaması gerekiyor. Kuzum benim. Sen ne cingöz adamsın öyle. Sayın Başbuğ trafik suçundan mı yargılanıyor yoksa elma mı çaldı?
Burada düşünülmesi gereken şeylerden birisi de, insanların Yüce Divan’da yargılanmayı özel yetkili mahkemelerde yargılanmaya tercih eder duruma gelmeleridir. Bu durumda HSYK ne düşünür? HSYK’nın başkanı Adalet Bakanı ne düşünür? Hepsinin başı Sayın Başbakan ne düşünür? Bilemem.
Ben bu yazıyı kaleme alırken, televizyon İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Sayın Aziz Kocaoğlu ve arkadaşlarının çıkar amaçlı örgütlü çete kurdukları için yargılanacaklarını bildiriyordu. Sayın Kocaoğlu örgüt lideri olarak 180 yıl hapis istemiyle yargılanacakmış. Aman Allahım. Biri bitmeden öbürü başlıyor. Kendilerince düşürücü sık yumruklar atıyorlar… Bütün muhalif düşünceleri ve partileri bir yok edebilseler, tek parti kalabilseler. İşte o zaman ileri demokrasiyi yakalayacaklar.
Bizim Dışişleri Bakanımız, başka devletlerin İçişleri Bakanlığı’nı yaparken, bizim içişlerimiz günden güne daha kötüye gidiyor. Emperyalizmin bıyık burmaları, uşaklarının el oğuşturmaları artmaya başladı…
Anadolu yaylasının çilekeş halkı, zülüm ile huzurun gelmeyeceğini, sevgiyle geleceğini bilir. Hukuksuzluk ile hukukun gelmeyeceğini de deneyimleriyle öğrenmiştir.
Terör örgütü yönetmekle suçlanıp hapse atılan Emekli Orgeneral İlker Başbuğ;
“Terörist olarak yargılanıyorum. Bunu kendime verilecek en büyük ceza olarak düşünüyorum. Olanları halkıma havale ediyorum” dedi.
Ben havale edilen emaneti alanlardanım. Halkımızın da gerekli mesajı aldığına inanıyorum. Halkımız ne delidir ne de divanedir. Dur demesini çok iyi bilir.
Unutmamak gerekir;
Halkın sandıkta atacağı şamar yaman oluyor.
- BEN YAPTIM OLDU
- Bolu'da yaşayan Yeniçağalılar
- LİBYA’DA İŞ BİTTİ, ŞİMDİ SIRA SURİYE’DE
- LİYAKAT
- ANDIMIZ
- Sarı Gelin
- ÖLÜMLER VE AĞITLAR
- PİŞMİŞ TAVUK
- TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE
- "AT KİŞNEMESİNDEN HİLE SEZERİM…"
- TUNCELİ
- VİCDANİ RET
- ASKERLİĞİN BEDELİ OLUR MU?
- Finans merkezleri 2
- Finans merkezleri -1
- ALLEM, KALLEM
- AYILAR
- BE HEY MÜBAREK
- ARAP BAHARI
- SOMALİ VE YARDIM
- ÜLKE GÜNDEMİ
- NE EZİLEN, NE EZEN
- USTA, USTA..! YANLIŞTASIN BU HUSUSTA
- USTALIK KABİNESİ
- Enver Paşa havasında, Abdülhamit kıvamında
- Fanatiklik
- Lisan-ı münasip
- Balkondan helallik
- BENİM VALİLERİM, BENİM BELEDİYE BAŞKANLARIM
- Hafıza’yı beşer
- PEMBE HAYAL SUNUMLARI
- KASABA PAZARLARI:
- TÜRK MİMAR VE MÜHENDİS ODALARI BİRLİĞİ (TMMOB) MİTİNGİ:
- BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ VE BİZ:
- İSTANBUL ÜZERİNE ÇILGIN PROJELER -2
- İSTANBUL ÜZERİNE ÇILGIN PROJELER
- BİR BOLULUNUN GÖZÜYLE ATA YURDUMUZ ORTA ASYA








