TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE

Özer Özcan

Gençlik yıllarımda katıldığım toplantı, gösteri ve yürüyüşlerin hepsinde, en yüksek sesle “Tam Bağımsız Türkiye” sloganı atılırdı. Bu söz duyulunca endişenin esası ortaya çıkar, yaranın kabuğu kalkardı. Başları dik parkalı delikanlılar, içlerindeki temizliklerini net bakışları ile anlatabilen genç kızlar, “ Tam Bağımsız Türkiye” sloganını duyunca yumruklarını sıkarlar ve gökyüzünü delercesine kollarını havaya kaldırırlardı. Alınlarından öpülesi bu yurtsever gençlerin “Bağımsızlık” terimine verdikleri önem akıl işiydi. Aynı zamanda yürek işiydi. Ülkemiz tam bağımsız bir ülke olmalıydı. Bağımsızlığın düşmanı emperyalizm lanetlenmeliydi. Emperyalizme karşı ulusal mücadele vererek kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti ile gurur duyulurdu. Mazlum milletlerin örnek aldığı genç cumhuriyetimizin tarafsızlığına ve dürüstlüğüne hiçbir ulusun şüphe duymadığı, çağdaş, laik ve demokratik yapısının değiştirilmeye çalışıldığından endişe duyan gençlik, duyarlılığını eylemleri ile ifade ederdi. Türkiye Cumhuriyeti’nin gizli veya açık düşmanları dış güçleri ile onların yerli iş birlikçileri korkudan tir tir titrerlerdi. Kartal pençeli, kara bıyıklı gençlerin yiğit duruşları karşısında, komik mürailikler yaparlar, gülünç durumlara düşerlerdi.

Zamanla, ABD başta olmak üzere emperyalist devletler güç kazandılar. Bir ve ikinci Paylaşım Savaşlarında kazandıklarını az görmeye başladılar. Doğu bloğunun çökmesiyle baskıcı özelliklerini artırdılar. Gelişmekte olan, az gelişmiş veya geri kalmış devletlere çıkarları yönünde müdahalelere başladılar. Bağımsız ülkeler, sözde bağımsız oldular. Tam bağımsızlık kavramı ortadan kalktı. Komik mürailer çağa uyumsuz gericiler emperyalist projelere monte edildiler. İş birlikçiler ile basının hacı yatmazı bazı sözde fikir adamları, akil adamdan sayılmaya başlandı. Ulusal değerlerimizi hafife alanlar, genç cumhuriyetimizin ilkelerini örseleyebildikleri oranda bitlerini kanlandırdılar.

İşte bizim gençlik yıllarımızda ulusça hissettiğimiz ve üzerine titrediğimiz “Tam Bağımsız Türkiye” sloganı bugünlere gelinmemesi içi atılıyordu.

Türkiyemiz emperyalistlerin sözde stratejik ortağı oldu.

Şu komikliğe bakınız;
• Ulusumuzun eski yeni bütün sorunlarını gündeme taşıyanlar,
• Demokrasi söylemleri ile en anti demokratik uygulamalar yapılıp, üstüne üstlük insan hakları cilaları çekenler
• Askerimizin başına çuval geçirenler,
• Emperyalizmin kuklası olmuş padişaha nemrut Mustafa mahkemesini kurdurup, boğazlayan kaymakamı Kemal Bey’i astıranlar,
• Ulusal devletimizi kurma yolunda engellemeler yapabilmek için ele geçirebildikleri aydınlarımızı Malta’ya sürdürtenler,
• Necip milletimizi soykırımcı ilan etmek isteyenler, bu duruma kabul gösterenler, ses çıkarmayanlar,
• “ Hayır biz soykırımcı değiliz” diye ağzımızı açtığımızda, bizi hapis ve para cezası ile cezalandırmak isteyenler,
• İsyancı Seyit Rıza’yı mazlum, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucularını zalim ilan etmeye kalkanlar,
• “Arap Baharı” Senaryolarında, demokrasi havarisi kesilip sadece çıkarları için uğraşan, emperyalizme taşeronluk yapanlar,
• Bir hafta önce bizimle beraber Suriye’ye karşı planlar tasarlayıp, bir hafta sonra parlamentolarında bizim için çok küçültücü yasa çıkaranlar,
• Ulusal onurumuzu ve devletimizi yok etmeye çalışan Rum ve Ermeni destekleyicileri,
• Türk Devlet adamlarını öldüren Ermeni komutacıları ile bin bir fetbazlık içindeki iş birlikçiler,

Bartelamus’a Ekümenlik vermek isteyenler, Akdamar kilisesini ibadete açanlar, Mekke’deki ve Kudüs’teki ata mirası yok edilirken ses çıkartamayanlar.

Bir yumak halinde, ortaklık hatta stratejik ortaklık söylemleri içindeler. Genç devletimizin onurlu Kurtuluş Savaşı’nı ve çağdaş kazanımlarımızı yok sayarak;

Şimdilerde lider Türkiye gazı verilecek dünya liderliği payeleri ile bizi her konuda en kötü biçimde kullanmaya çalışıyorlar.

Zamanında, zayıf düşmüş Osmanlı İmparatorluğunu istedikleri gibi kullanabilseler Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasını engelleyebilseler, Türk ulusunu parçalayıp uşak yapabilseler. Haçlılık’tan beri taşıdıkları kin ve nefret duygularını tatmin edebilseler. Özetle bizi tam olarak boyundurukları altına alabilseler.

Ne Kürt sorunu, ne Alevi sorunu, ne Ermeni sorunu gündeme getirilirdi. Ne ekümenlık sorunları olurdu, ne de Arap Baharı. İşin esası 3. paylaşım harekatı.

İşte tam da burada aşk ile, akıl ile ve iman ile “TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE”

Değerli okurlar;
Yeni yılınızı kutlar, esenlik ve mutluluk dolu nice yıllar geçirmenizi dilerim.