ÖLÜMLER VE AĞITLAR
Büyük bir dava adamını kaybettik. Ömrünü memleketi Kıbrıs’ın özgür olması için harcadı. Başlangıçta İngilizlerin, son yıllarda ABD nin de etkisiyle, adadaki Türk varlığının etkisizleştirilmesi için Yunanistan da kullanılarak insafsız baskılar uygulandı. Adadaki Rumlar tarafında katliamlar yapıldı. Türk varlığını yok etme aşamasına ulaşan saldırılar Anavatan tarafından dikkatle takip edildi.
Benim Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak birebir yaşadığım ilk olay memleketim Yeniçağa da olmuştur. İlkokulda okuyordum. Kasabamızın pazararının kurulduğu bir perşembe günüydü. Bu şahit olduğum ilk kitle hareketiydi. Kasabamızın merkezinde bulunan köşe kahvehanenin dışarıya bağlanmış hoparlörlerinden genel radyo yayını yüksek sesle meydana aktarılıyordu. Meydan mahşeri kalabalıktı. Biz küçük öğrenciler bir taraftan radyoda söylenenleri ve bize aktarılan büyük mitingi anlamaya çalışıyorduk. Bir taraf dan da ahaliyi izliyorduk. Çağa merkez ile beraber ve bütün köylerimizden gelen insanlar çok gergin bir ruh hali içerisindeydiler. Dişlerini sıkmışlar, kaşlarını çatmışlar yoğun bir heyecan yaşıyorlardı. Zaman zaman yayın yapan radyodan
“YA ÖLÜM, YA TAKSİM” sloganı atılıyordu.
Bu sloganı heyecanla ellerini ve kollarını havaya kaldırarak yüksek sesle tekrar ediyorlardı.
“YA ÖLÜM, YA TAKSİM” “YA ÖLÜM, YA TAKSİM”
Çok geçmeden bu sloganı biz okul çocukları da atmaya başladık.
Ayrıntıları ile anılarım arasında yer alan bir sonraki olay İstanbul’da Taksim meydanındaki Kıbrıs mitingidir. Kabataş Erkek Lisesi öğrencisiydim. Ağabeyimiz durumunda olan İTÜ öğrencilerinin arasında, bir yürüyüş kolunun içindeydim. Kıbrıs konusunda emperyalistler yine elimizi kolumuzu bağlamaya çalışıyorlardı. Zamanın üniversite öğrencileri olan 68 kuşağı, oynanan oyunu kavramıştı. Yürüyüş sırasında atılan slogan duyulan hırsdan dolayı birazda küfürlüydü.
“Kıbrıs Türktür, Türk kalacaktır”
Amerika p..t’dur,p..t kalacaktır
Oşt Amerika .p..t Amerika.
Aradan yıllar geçti, Ankarada Üniversite öğrencisiydim. Bir yaz sabahı ev arkadaşlarımın heyecanlı konuşmaları ile uyandım. Radyo’dan kararlılık dolu bir sesle Bülent ECEVİT sesleniyordu; “Biz adaya savaş için değil barış için çıkıyoruz. Ordumuz akın akın Kıbrısa çıkmaktadır. İnşallah Rumlar karşılık vermezler, gereksiz ölümler olmaz” diyordu.
O gece, talimatlara uyup camlarımızı ışık geçirmeyecek şekilde kapatmıştık. Herkes de ulusal bir heyecan oluşmuştu. Karşı apartman da kızlarını bizden esirgeyip biz bekar öğrencilere çatık kaşlarla bakan teyzenin tepsi içinde kuruyemiş ikram etmesini hiç unutamam. Kendince bize “ İşte sizler ülkeyi ve namusumuzu koruyacak insanlarsınız diyordu.”
Yukarıda anlatmaya çalıştığım ve canlı şahidi olarak yaşadığım, bütün ayrıntıları ile takip ettiğim Kıbrıs davamız ve merhum Rauf Denktaş için şunları söylemeyi borç bilirim.
Tanışma ve görüşme şansına kavuşmuş olmaktan onur duyduğum Rauf Denktaş yılmaz ve yorulmaz bir dava adamıydı. “TOROS” kod adıyla “TMT” Türk Mukavemet Teşlikatı ile Gençlik yıllarında militan olarak görev yaptı. Sonraki yıllarda toplum önderi olarak çalıştı en nihayet kurulan KKTC de Cumhurbaşkanı olarak mücadelesine devam etti. Memleket sevgisi, Ulus bilinci ve Anavatana bağlılığı ile tanınan Rauf Denktaş kuşkusuz bir kahramandı. Türk dilini irticalen çok iyi kullanırdı. Üstenci değildi. Sade yaşayan bir insandı ve sevgi doluydu. Alçak gönüllülüğü kendine duyulan sevgiyi ve saygıyı daha da arttırıyordu. Ruhu şad olsun. Nur içinde yatsın.
Kofi ANNAN “planının uygulanabilmesi için Kıbrıs politikasında yanlış içinde olanlar, rahmetliye haksızlıklar yaptılar. Sorunun çözümünde takoz olduğunu bile söylediler. Tereciye tere satmaya kalkanlar, kahramanlığa vefasızlıkla karşılık verenler, Rumların ABD ile beraber doğalgaz ve petrol aramasına ses çıkaramayanlar, Rumların sondaj platformlarının yanına yanaşamayanlar, sismik teknesini bile yüzdüremeyenler, merhumun cenazesinde yerlerini aldılar. Denktaş o kadar doğru yoldaydı ve haklıydı ki; arkasından onlara bile ağıt yaktırdı.
Bu hafta içinde bizi çok üzen bir ölüm haberi daha aldık. Milli takımımız ve Fenerbahçe’nin efsane futbolcusu Lefter Küçükanyonyadis vefat etti.
Atatürk’ümüzün ulus bilinci içinde oluşturduğu Cumhuriyet neslinin öncü sporcularından birisiydi. Ülkemizin köyünde kentinde pek çok seveni vardı. 1950 ‘li ve 1960’lı yıllarda futbol Anadolu da yeni gelişiyordu. O dönemde de FB, GS ve BJK’nin önemli miktarda taraftarları vardı. Türk futbolu Türk sinemasıyla beraber ilginç ve sevimli bir sosyal etkinlikti. Halkın ilgisi şöhretlerini yaratıyordu. Sinemada Ayhan Işık gibi, futbolda ise Lefter ve Metin Oktay gibi simalar gönüllerde yer alıyordu.
Özellikle FB lilerin söylediği şu tekerleme halen belleğimdedir.
“Ya Mustafa Ya Mustafa,
Kornerden atıyor kereta.
Naci’yi geçmek o biraz zor
Sen Lefter’i Macarlar sor”
Türk futbolunun unutulmazı Lefter için aile yakınlarının acılarını pylaşıyoruz.Milli takımımızın büyük sporcusunun Türk futbolu için akıttığı terleri, sahalarda uyguladığı ahlaklı tavrı hiç unutmayacağız.Sevgili Lefter toprağın bol olsun.
Ölümünden sonra ağıt yakanların, ağıtlarındaki samimiyete inanıyorum. İyilikbilir, haksever ulusumuz kardeşçe yaşayabilme, beraber mutluluk içerisinde yükselmeye layık olduğunu düşünüyorum. Bundan sonra, hak edenlere hak ettikleri itibar ve özeni sağlıklılarında da gösterebilmemizin önemli olduğunu belirtmek isterim. Cenaze törenlerindeki görkemim sonraki yıllara taşınması vefalı insanların görevi olmalıdır.
Rauf Denktaş ve Lefter Küçükanyonyadis ,ikiside arka arkaya kaybettik.
Eminim ikiside birbirini çok seviyorlardı.
İşte büyük yürekli olmanın güzelliği,
İşte ulusumuzun hak edene gösterdiği itibar.
- ANDIMIZ
- Sarı Gelin
- PİŞMİŞ TAVUK
- TERÖR ÖRGÜTÜ YÖNETMEK: !
- TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE
- "AT KİŞNEMESİNDEN HİLE SEZERİM…"
- TUNCELİ
- VİCDANİ RET
- ASKERLİĞİN BEDELİ OLUR MU?
- Finans merkezleri 2
- Finans merkezleri -1
- ALLEM, KALLEM
- AYILAR
- BE HEY MÜBAREK
- ARAP BAHARI
- SOMALİ VE YARDIM
- ÜLKE GÜNDEMİ
- NE EZİLEN, NE EZEN
- USTA, USTA..! YANLIŞTASIN BU HUSUSTA
- USTALIK KABİNESİ
- Enver Paşa havasında, Abdülhamit kıvamında
- Fanatiklik
- Lisan-ı münasip
- Balkondan helallik
- BENİM VALİLERİM, BENİM BELEDİYE BAŞKANLARIM
- Hafıza’yı beşer
- PEMBE HAYAL SUNUMLARI
- KASABA PAZARLARI:
- TÜRK MİMAR VE MÜHENDİS ODALARI BİRLİĞİ (TMMOB) MİTİNGİ:
- BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ VE BİZ:
- İSTANBUL ÜZERİNE ÇILGIN PROJELER -2
- İSTANBUL ÜZERİNE ÇILGIN PROJELER
- BİR BOLULUNUN GÖZÜYLE ATA YURDUMUZ ORTA ASYA








Yorumlar
Yanarım yanarım da, bir zamanlar rahmetli Denktaş'ı çözümsüzlükle suçlayan bizim bazı siyasetçilerin yaptığı haksızlığa yanarım.Mekânı cennet olsun inşallah. Lefter'i de milletimiz, özelllikle futbol severler unutmayacaklardır.
Kamuran Esen