Enver Paşa havasında, Abdülhamit kıvamında
Bu haftaki yazıma bir fıkra ile başlamak istiyorum.
“Yolcular uçağa binmek üzere merdiven başındalar. Bir minibüs yanlarında durmuş. İçinden kaptan pilotla, yardımcı pilot inmişler. Yolcular fena halde şaşırmışlar; kaptan pilotun elinde bir beyaz baston, kolunda üç noktalı bant. Yardımcı pilotun elinde bir köpek tasması, tasmanın ucunda bir köpek. Sağa sola çarparak ilerliyorlar uçağa. “Şaka herhalde” demiş yolcular, doluşmuşlar uçağa. Uçak pistte hızla ilerlemeye başlamış. Yolcuların gözleri camda. Uçak hızlanmış. Yolcular endişelenmeye başlamışlar. Uçak daha hızlanmış. Pistin sonuna hızla yaklaşmaya başlamış. Uçak iyice hızlanmış. Bazı yolcular paniklemiş dua etmeye başlamışlar. Uçak son hıza ulaşmış. Bu arada pistin sonuna da ulaşmış. Pist betonunun bitip çimlerin başladığını gören yolcular dehşet içinde çığlığı basmışlar. Tam o anda kaptan pilot, levyeyi sonuna kadar çekmiş. Uçak tam pist biterken tekerleklerini yerden kesmiş ve havalanmış. Kaptan pilot arkasına yaslanıp, derin bir nefes almış. Yardımcı pilota; “Biliyor musun?” demiş. “Bir gün çığlık atmakta gecikecekler ve hep birlikte geberip gideceğiz.”
Seçimin ardından, siyasal partiler sonuçları kendi açılarından değerlendirdiler. Maşallah, hepsi de başarılıymış. MHP baraj altında kalmamakla başarılıymış. CHP, oylarını artırmış onun için başarılıymış. AKP ise o kadar başarılı olmuş ki; uluslar arası bir aktör haline gelmiş. Sadece Ankara, İstanbul, İzmir kazanmamış, Şam kazanmış, Saraybosna kazanmış, Kahire kazanmış, Kabil bile kazanmış. Seçim sonuçlarına göre;
- MHP % 13.01 oranında oy alarak 53 milletvekili,
- CHP % 25.98 oranında oy alarak 135 milletvekili,
- AKP % 49.83 oranında oy alarak 327 milletvekili çıkartmıştır.
- Sözde bağımsız olarak seçime giren BDP ise % 6.57 oranında oy alarak 35 milletvekili çıkartmıştır.
Tartışılmaz gerçek bugün için bu rakamlarda saklıdır.
Bu sonuç böyle olmalıydı veya olmamalıydı. Siyasal partiler bu sonuçları hak ettiler veya etmediler. Kendilerini başarılı sayarlar veya saymazlar. Sonuçta, siyaset bu sonuçtan elde edilen güç ile devam edecektir. Siyasal partiler doğru politikalar üretecekler, biz seçmenler de bizi iyiye götürecek politikaları bileceğiz ve destekleyeceğiz. Olayları özenle takip edeceğiz. Doğruyu alkışlayıp, yanlışa karşı çıkacağız. Bağıracağız, çığlık atacağız. Üstelik geç de kalmayacağız.
Seçim sonrasında tiksindirici PKK sorunu ile beraber, Dış Politikadaki gelişmeler gündemde.
Seçimde ancak %6.57 oy alabilmiş BDP’nin terörist başı bağımlısı milletvekili haddini aşan bir söylem ile “Kürtlerin Demokratik Özerkliğini” ilan etmiştir. Bu bir iç savaş ilanıdır. Ardından da onüç vatan evladı “PKK” tarafından acımıza şehit edilmiştir. Bu işlerin nerede başladığı, son yıllarda bu hale nasıl geldiğini adım adım izledik. Boş sözler dinlemeye de tahammülümüz kalmadı.
Nevşehir’de bir söz vardır; “Arabadaki kör bile anlar, Avanos’a geldiğini, tekerdeki kırık testi seslerinden”
Fakat biz hala, “Terör hain yüzünü bir daha göstermiştir.” PKK’nın sözünde durmadığı ortaya çıktı.” Gibi zavallı ifadeleri kullanıyoruz. Amerika’nın Dışişleri bakanı da “Terör konusunda sizinle kaya gibi ittifak halindeyiz.” Demiş. Sevsinler seni, inşallah.
Yanlış yapıyoruz, PKK muhatap alınmamalı. Terörist başına yattığı hapisten örgüt yönetme olanağı verilmemeli. Bu ne biçim terör suçlusu? Ceza almaksızın yıllardır tutuklu olarak yargılanan Mustafa Balbay’ın sesini bile duyamıyoruz. Milletvekili seçiyoruz yemin etmesine fırsat verilmiyor. Açılımlar yapıldı, görüşmeler yapıldı, sınır kapılarında şenlikler yapıldı. Sınır kapılarına mahkemeler taşındı. PKK terörünün bütün yükünü ordumuzun üstüne yıkan siyaset, ulusumuzu ve ordumuzu suçlar hale geldi. Kişi hak ve özgürlüğü kanunları ile beraber dış siyasetimizdeki son gelişmeler de endişe verici boyuta geldi.
Yönetenlerimiz, bir bakıyoruz Enver Paşa havasında bir bakıyoruz Abdülhamit kıvamında davranışlar içinde. Dışişlerimiz şaş bakışlarla yanlışlar yapıyor. Olayları Atatürk gibi değerlendirmekten çok uzakta.
Libya’da yirmi beş bin işçimizin istihdamı sona erdi. Her ay yurdumuza gönderilen yirmi beş milyon dolar uçtu. Müteahhitlerimize ait ekipmanlar ve şantiyeler harap edildi. Beton santralleri, vinçler, kalıplar, taşıtlar yakıldı, yıkıldı. Canlarını zor kurtaran işçilerimizin ülkemize getirilmesi için bir yığın masraf yapıldı. Müteahhit karlarımız ise tamamen zarara dönüştü. Özetle milyon dolarlar kaybettik, bir gelir kapısı bize kapandı.
Kaddafi’yi sevmem, fakat düşünmeden edemiyorum. Acaba bizim Libya’dan kazandığımız bu parayı Fransa ve İtalya kazansaydı, Kaddafi Amerika ve İngiltere’ye halkını sömürtseydi, acımasızca bombalanır mıydı? Suudi Arabistan’da olmayan demokrasi, Libya’da onları çok ilgilendirir miydi?
Dostluğunun kaya gibi olduğunu söyleyen Amerika, yıllarca en yakın adamı olan Saddam’dan, Hüsnü mübarek’ten vazgeçerken acaba sadece Irak ve Mısır’ın bu günkü sözde demokratlığını mutluluğunu mu planlamıştı?
Bize ne oluyor da Libya’nın Mısır’ın, Suriye’nin içişlerine fütursuzca karışıyoruz. Büyük Ortadoğu Projesi’nin stratejik ortağı olarak ABD’nin sözcüsü, dünya egemen güçlerinin taşeronu muyuz?
- Akdamar Ermeni Kilisesini ibadete aç! Hay hay olur.
- Haliç’te “ Haç çıkarma törenleri gelenek haline gelsin! Pekala.
- Heybeliada Ruhban Okulu eğitime açılsın..! Sözü m olur. Tabii.
- İstanbul’da 30 ülke ile beraber Kaddafi karşıtlarının Libya’nın resmi temsilcisi olduğunu kabul et..! Neden olmasın.
- Suriye Lideri Beşar Esat ve eşini davet et, Beypazarı’ndan telkari gümüş hediye et, kardeşim dostum söylemleri ile pohpohla. Şimdi de sözde demokrasi gelecekmiş söylemi ile yıkılması için manivela görevi yap. Bunlar yanlış işler.
Biz bu kadar maharet sahibi isek, kendi demokrasimizi adam gibi yaşayalım. Kendi ülkemizdeki terörü bitirelim. Bölünme sıkıntısına muhatap olmayalım. Ekonomimizi düzeltelim. Dış borçlardan ve emir almaktan kurtulalım. Daha iyi olmaz mı?
“Kendi başını bağlayamayan, Gelin başı bağlarmış.”
- BEN YAPTIM OLDU
- Bolu'da yaşayan Yeniçağalılar
- LİBYA’DA İŞ BİTTİ, ŞİMDİ SIRA SURİYE’DE
- LİYAKAT
- ANDIMIZ
- Sarı Gelin
- ÖLÜMLER VE AĞITLAR
- PİŞMİŞ TAVUK
- TERÖR ÖRGÜTÜ YÖNETMEK: !
- TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE
- "AT KİŞNEMESİNDEN HİLE SEZERİM…"
- TUNCELİ
- VİCDANİ RET
- ASKERLİĞİN BEDELİ OLUR MU?
- Finans merkezleri 2
- Finans merkezleri -1
- ALLEM, KALLEM
- AYILAR
- BE HEY MÜBAREK
- ARAP BAHARI
- SOMALİ VE YARDIM
- ÜLKE GÜNDEMİ
- NE EZİLEN, NE EZEN
- USTA, USTA..! YANLIŞTASIN BU HUSUSTA
- USTALIK KABİNESİ
- Fanatiklik
- Lisan-ı münasip
- Balkondan helallik
- BENİM VALİLERİM, BENİM BELEDİYE BAŞKANLARIM
- Hafıza’yı beşer
- PEMBE HAYAL SUNUMLARI
- KASABA PAZARLARI:
- TÜRK MİMAR VE MÜHENDİS ODALARI BİRLİĞİ (TMMOB) MİTİNGİ:
- BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ VE BİZ:
- İSTANBUL ÜZERİNE ÇILGIN PROJELER -2
- İSTANBUL ÜZERİNE ÇILGIN PROJELER
- BİR BOLULUNUN GÖZÜYLE ATA YURDUMUZ ORTA ASYA








