BENİM VALİLERİM, BENİM BELEDİYE BAŞKANLARIM

Özer Özcan

     Bugün seçim var. 12.Haziran.2011 Milletvekili Genel Seçimi. Sizler bu satırları okurken seçim snuçları açıklanmış olacak.

     Çok çetin bir seçim dönemi geçirdik. Propoğanda konuşmaları ve mitinglerde sert konuşmalar oldu. Sadece liderlere terk edilen meydanlarda kırıcı söylemler kullanıldı. Şehirden şehire laf atmalar, hakaret sözleri peşpeşe sıralandı. 

     Sözel kirliliğin çok yaşandığı bu seçimlerde görsel çirkinlikler azaldı. Afiş, pankart ve bayrakların kullanımının hukuku oluşturularak dizginde tutulması yararlı oldu. Eski seçimlerde ki çevre felaketine yol açan görsel çirkinlikler ve kirlenmeler olmadı. Meydanlarımız ve sokaklarımız tertemiz kalarak amaca ulaşıldı.

     Yazılı basın ve televizyonlar genellikle siyasi ayrışmışlık içinde göründüler. Siyasetin yanlışlarını sayfalarına ve ekranlarına aynen taşıdılar. Gazetelerin sahiplerine bağlı yazarları ve televizyonların kadrolu hacıyatmazları bütün hünerlerini gösterdiler. Oysa liderler üç beş önemli televizyon kanalında karşılıklı konuşabilseler çok yerinde olurdu. Hem siyasetin hakaret boyutu olmaz hemde seviyeli bir demokrasi mücadelesi olurdu. Bindirilmiş kıtaların ve boş insanların çoğunluğunu oluşturduğu binlerce insan karşısında kurusıkı atışlar yapılmazdı. İnsanlar işlerine güçlerine bakarlardı, hakaretlere koro görevi yapmamış olurlardı. 

     İleride seçim süreci ile ilgili yapılan doğru ve yanlışları değerlendirecek çok zamanımız olacak. Ben bu yazımda yeri gelmişken demokratlığın önemli unsurlarından olan “Söylem” yani “Hitabet” ile ilgili birkaç söz söylemek istiyorum.

     Ağzımızı açar açmaz söylediğimiz sözler bizi anlatırlar. Kişiliğimizi ortaya koyarlar. Söze başlarken kullandığımız aidiyet zamirlerinin kullanımı çok önemlidir çünkü çoğu zaman halk değişi ile leb demeden leblebi anlaşılır.

     Türkçe dilbilgisi dersinde öğretmenlerimiz hepimize öğrettiler;

Varlıkların, nesnelerin sahiplerini, kime ait olduklarını gösteren “-im, -in, -i, -imiz, -iniz, -leri” eklerine iyelik zamiri denir.

- Benim Valim,
- Benim Belediye Başkanım,
- Benim Genel Kurmay Başkanım,
- Benim Cumhurbaşkanım.

     İfadeleri , kim tarafından kullanılırsa kullanılsın doğru söylemler değildir. Valilik, Belediye başkanlığı, Genel Kurmay Başkanlığı veya Cumhurbaşkanlığı hepimize ve devletimize ait varlıklardır. Dolayısı ile konuşurken; 

-Bizim Valimiz. Ankara Valisi.
-Bizim Belediye Başkanımız. Bolu Belediyesi Başkanı.
-Bizim Genel Kurmay Başkanımız. T.C. Genel Kurmay Başkanı.
-Bizim Cumhurbaşkanımız, Sayın Cumhurbaşkanımız,
olarak ifade etmek doğru olur.

     Konuşmaya içtenlik katıyorum havasında; bana ait, benim kullanımıma hazır kıvamına getirerek, devletimizin unsurlarını emrime amade statüsüne getirmek, ya Türkçemizi kötü kullanmak ya da üstenci bir ruh halini ortaya sermektedir. 

Örneğin;

     “Kabinemizde görev yapan Sayın Dışişler Bakanımız, Cumhurbaşkanımız olmuştur.” sözü doğru bir sözdür.Fakat ;

     “Benim Dışişleri Bakanım , Cumhurbaşkanım olmuştur.” yanlış bir sözdür.

     Bu ifade tarzı her geçen gün artan bir dozda zamirleri, iyelik zamiri halinde kullanmaya dönüşürse işin rengi değişir.

-”Valilerime söyledim, bizzat kendileri dağıtacaklar,”
-”Belediye Başkanıma talimat verdim,gerekeni yapacak,”
-”Genel Kurmay Başkanım kendisi söylesin.”
-”Cumhurbaşkanımla aynı şeyleri düşünüyoruz.”

     Bu cümlelerdeki zamirin aidiyeti bir kişiye ait değildir. Vali devletin valisidir. Belediye Başkanı bütün şehir halkının Belediye Başkanıdır. Genel Kurmay Başkanı Türk ordusunun Kumandanıdır. Cumhurbaşkanı ise adı üstünde Cumhurun başkanıdır.

     “Benim Valim, benim Belediye Başkanım, benim Genel Kurmay Başkanım, benim Cumhurbaşkanım” sözcükleri zamirde ki varlıkların sahibi durumunu yaratmaya yönelik bir üslup olarak anlaşılabilir.

    “Bizim Belediye Başkanımız, İstanbul Belediye Başkanımız, Kars Valimiz, Genel Kurmay Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız“ doğrusudur.

     Birde başına geçmişteki kibar devlet adamlarımızdan Bülent ECEVİT' in yaptığı gibi “sayın” sözü eklenirse, hitabette huzur oluşur. Makamlar onurlanır, güç kazanır. Söyleyende sevimli olur, dinleyende mutlu olur.

     “Sayın Valimiz, Değerli Belediye Başkanımız, Kıymetli Genel Kurmay Başkanımız, Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız” terimlerinin çok duyulması dileklerimle....