HES’LER
-SU AKAR TÜRK YAPAR (RTE)-
Türkiye 2010 yılında elektrik üretimini şu kaynaklardan karşılamıştır.
Doğalgaz % 44 Sıvı yakıt % 2
Kömür % 25 Rüzgar, güneş jeotermal % 2
Hidrolik % 25 Sair % 2
Bu kaynaklardan ilk ikisi için yapılan harcamalar ödemeler dengemizde önemli bir kalem olarak yer almaktadır. Ülkemiz maalesef enerji yönünden dışa bağımlı bir durumdadır. Yılda ödenen yaklaşık 40 milyar dolar cari açığın temel nedenlerinden biridir.
Bu durumda ne yapacağız? Herhalde eli kolu bağlı bekleme durumunda olamayız. İhtiyacımız olan elektriği imkanlar ölçüsünde kendi öz kaynaklarımızdan karşılayacağız. Nasıl mı? Yeni barajlar yaparak, kömür santralleri kurarak, rüzgar gülleri çalıştırarak, güneş enerjisi panellerini devreye alarak, yer altındaki sıcak su kaynaklarından jeotermal enerji santralleri kurarak bu işi halledeceğiz. Ek tesisler yapamadığımız takdirde 2016 yılında elektriksiz kalmamız kaçınılmazdır. Bunu unutmayalım.
Yukarıda saydığımız üretim kaynaklarından kömür hariç hepsi yenilenebilir enerji adı altında toplanmaktadır. Bu kaynaklar arasında yer alan barajlar konusunda hemen herbirimizin bir fikri vardır. Barajlardan enerji nasıl elde ediliyor? Su kaynağının önüne set çekiliyor. Su biriktiriliyor ve kabartılıyor, daha sonra yukarıdan aşağıya düşürülerek türbinler çalıştırılıyor.
Ana hatları ile çalışma esası böyle. HES’lere gelince bunların nehir tipi olanları hepimizin bildiği değirmenlere benziyor. Nasıl değirmenlerin ihtiyacı olan suyu ırmağın veya derenin bir noktasından ayırıp ayrı bir kanalla değirmen taşını döndürüp unumuzu öğütürsek, elektrik de böyle elde ediliyor. Değirmen taşı yerine türbinler çalışıyor. Daha sonra su tıpkı değirmenlerde olduğu gibi ana mecrasına kavuşuyor. HES’ler bazı propagandaların aksine hiçbir zaman ne suyu tüketiyor, ne de kalitesini değiştiriyor.
HES’ler yenilenebilir enerji kaynaklarının başında gelmektedir. HES’lerin faydalarına kısaca değinmekte yarar görmekteyim. HES’ler :
-Yeşil enerji kaynağıdır.
-Dışa bağımlı değildir. Döviz gerektirmez, aksine döviz tasarrufu sağlayarak cari açık derdine deva olur.
-Verimli ve sürekli bir kaynaktır.
-Kısa sürede devreye alınabilir.
-Maliyeti düşüktür.
-Sera gazı salınımına sebep olmaz.
-Erozyon ve sel baskınlarını önler.
-Çevresel etki yönünden çevreye zararı yoktur.
-Elektrik enerjisini su olarak depolar, istenildiği zaman kullanılmasına imkan sağlar.
-Tesislerin yapım aşamasında geniş bir istihdam kaynağıdır.
Bu konuların herbiri ayrı bir yazı konusudur. Ben burada eski Çevre ve Orman Bakanlığı’ndan alınan ÇED raporlarına dayanılarak yapılmasına gayret edilen Hes’lerin korkulacak birer tesis değil, aksine biran evvel yapımına destek olunması gerektiğine işaret etmek istiyorum. Yörede oturan vatandaşımızın yapması gereken iş, kurulmakta olan tesislerin ÇED raporlarına uygun olarak inşa edilip edilmediğinin gözlemciliğini yapmaları ve eksik bir iş varsa il ve ilçe yönetimlerine bu hususu duyurmalarıdır.
Diğer bir ifade ile tesisi inşa edenlerin doğaya saygılı olmalarını beklemek ve izlemek hepimizin vazifesidir. Dere yataklarının susuz bırakılması gibi bir husus varit değildir. Özellikle yaz aylarında kaynaktan dereye bırakılacak su miktarı ÇED raporlarında açıkça belirtilmiştir. Sucul hayatın devamı için alınacak tedbirler ayrıntılı bir şekilde yazılmıştır. Bize düşen derelerin hakkı olan suyu bırakmayan işletmecilerin yasal yollarla hizaya getirilmesini sağlamaktır.
Şu hususu da unutmayın ki, oraya gelen HES işletmecisi o yörede kısa bir süre gelip, işini bitirip gidecek değildir. Onlar size lisans süresince devamlı komşu olarak gelmektedir. Komşunun komşuya zarar vermesini ne Allah, ne de kul kabul eder.
Hoşçakalın aziz hemşehrilerim. Sizlere bu yazımı Sayın Başbakanın bir sloganı ile bitirmek istiyorum. Şu anda ”Su Akar Türk Bakar” durumundayız. Yıllık enerji kaybımız 8 milyar dolar. Bu sloganı başlıkta belirttiğim üzere “Su Akar Türk Yapar”a çevirmek mecburiyetindeyiz. El birliği ile gayret edeceğiz, başka çaremiz yok.








