ENERJİ İHTİYACI (I)

Kazım Oksay

Dünyanın nüfusu da Türkiye’nin nüfusu gibi devamlı olarak artmaktadır. 2011 yılı itibariyle yaklaşık 7 milyar olan dünya nüfusunun, 2050 yılında 9 milyarı aşması beklenilmektedir. Ülkemiz nüfusu da 100 milyona doğru gitmektedir. Bu artışlar enerji, su ve gıdaya duyulan talebi de çok önemli miktarda arttıracaktır. Geleceğe dönük enerji sorunu küresel bir güvenlik, ekonomi, istihdam ve çevre sorunları yumağıdır. Bu sorunu akılcı bir şekilde planlamak ve çözmek mecburiyeti her yerde olduğu gibi ülkemizde de fazlasıyla mevcuttur. 1990’lardan bu yana enerjide dışa bağımlılığımızın hızla arttığını gözlemlemekteyiz. 1990’da % 48.1 olan talebin yerli üretilme karşılanması oranı 2000’de % 33’e gerilemiş 2010’da ise % 29.2 olarak gerçekleşmiştir. Uzmanlar izlenen politikaların devamı halinde birincil enerji tüketiminde %70’ler düzeyinde olan bağımlılığın daha da artacağını söylemektedirler. Birincil enerji tüketimi içinde ilk üç sırada yer alan neredeyse tamamına yakın bir bölümü ithal edilen petrol, doğalgaz ve taş kömürü için ödenen bedel 2000’de 9.4 milyar $ iken 2010’da 38.5 milyar dolar olmuştur. 2011 yılında ise yükselen fiyatlar ve artan tüketim dolayısıyla ödediğimiz meblağ 50 milyar $’ı geçecektir. Bu miktar toplam ithalatımızın yaklaşık ¼’üne ulaşmaktadır. Ülkemiz cari işlemler açığının en büyük nedeni enerji girdileri ithalatıdır. Enerjiden vazgeçmemiz mümkün olmadığına göe bu amaca ayrılan kaynakların imkan ölçüsünde azaltılması için yerel kaynaklara dönme mecburiyetimiz kaçınılmazdır.

Ülkemizde petrol araştırmaları uzun yıllardan beri devam etmektedir. Ancak bulunan kaynaklar maalesef yeterli değildir. Bazı sondajlar boş çıkmakta veya bulunan ham petrolün hem çok derinde olması, hem de ağır petrol olarak kalitesinin düşüklüğü gibi sebeplerde petrol ithalinden tasarruf etmemiz neredeyse imkansızdır.

Taş kömürü ise özellikle sanayide kullanılmaktadır. Yerli kaynaklar ihtiyaca cevap vermemektedir. Linyit kömürü ithalatı da ağırlığıyla kömür santrallerinin ihtiyacı için yapılmaktadır.

Gelelim doğalgaza. Bu konuda da maalesef yeterli bir gaz kaynağı bulunamamıştır. Trakyada ve Akçakoca açıklarında denizden çıkarılan doğalgaz miktarı genel tüketim içerisinde çok az miktardadır. Şu anda elektrik üreten tesislerimizdeki kurulu gücün %32.15’i doğalgaz santralleridir. Hidrolik-barajlı tesisler ise %26.6’lık bir paya sahiptir. Doğalgaz ithalatında tasarruf sağlamanın yolu yerli yenilenebilir kaynakların süratle devreye alınmasından geçmektedir. 2020 yılına kadar her yıl bu alanda yapmamız gereken yatırım yılda 5-6 milyar $ civarındadır. Bu yatırım özel sektör tarafından yapılacaktır. Aksi takdirde elektrik kesintisi günlerine geri dönmemek için yeni doğalgaz santralleri kurulması kaçınılmazdır. Ancak bunun gerektirdiği dövizi bulmak memleket olarak bize düşmektedir.

Elektrik üretimi konusundaki görüşlerimize ayrı bir yazıda değinmek istiyorum. Sayın hemşehrilerimizin yeni yıllarını kutluyor sağlıklı, sıhhatli ve mutlu günler diliyorum.