YENİ 1 MAYISLARA DOĞRU

Hüseyin Sarı

Osmanlı batılıların deyimiyle Pax Ottamana yani Osmanlı Barışının hamisiydi ve Allah için onlar da bunu başarıyla yaptı.
Peki, nasıl başardı
Hemen söyleyelim âlicenap duruşu yanında büyük ağabey rolünü hakkıyla oynayarak başardı.
Bilindiği üzere ağabey, ağalıktır, ağa da vermekle olunur. Klasik Osmanlı anlayışı, almaktan ziyade vermeyi yeğlemiş ama ne hikmetse kurucu unsur Türkmeni bundan mahrum bırakmıştır. İşte bundan dolayıdır ki Osmanlılar insanlık tarihinde I. Roma, II. Romadan (Bizans) sonra dünya devleti olmayı başaran III. güçtür.
Osmanlı tarihi, bilelim ki başlı başına laboratuardır ve bunun içinde sadece gezinmeye bile kişinin ömrü yetmez.
Osmanlının /istisnaları olsa da/ temel özelliklerinden biri beklide en başta geleni, kendi egemenlik sahalarına tecavüz olmadıkça, yasakları istisna kabul etmesidir. Hatta yasak koymayı yasaklayan padişahlar bile vardır. Örneğin beş şehzadesine sünnet şöleni düzenleyen III. Ahmet, dünyanın dört bucağından getirttiği hüner sahiplerini Halkım gönlünce izlesin diye, halka yasak koymayı yasaklamıştı. Yazar Levninin yazıp Vehbinin minyatürleriyle süslediği Sürname deki görüntülerde baş vezir ile kadı ve de şeyhülislamın da hicvedildiğine bakılırsa, bu eğlencelerde özgürlüğün sınırları oldukça geniş tutulmuştur.
Bizler Osmanlının varisleriyiz. Ben geçmişimizin çer çöplerini ayıklayıp güzellikleri günümüze taşımanın yararlı olacağını düşünenlerdenim. O nedenle de 1978den günümüze emekçiye kapalı olan Taksim Meydanının tekrar açılmasını barışa, kardeşliğe atılmış bir adımın ötesinde emeğe saygının gereği sayıyor ve karar sahiplerini kutluyorum.
Tarih bize göstermiştir ki bilimselliği temele almamış, evrensel aklı ortak payda yapamamış dolayısıyla da barışı kurumlaştıramamış toplumların başına hep pislik yağmıştır. 1977in 1 Mayısında başımıza gelen de bu eksiğimizden olmuştur. Tarihe Kanlı 1 Mayıs olarak geçen bu işçi bayramında 34 kişi hayatını kaybetmiş, 136 kişide yaralanmıştır.
Yazık ki bu kanlı olayların tezgâhtarları bulunamamış hal böyle olunca da aynı yolun diğer yolcuları Kahramanmaraş ve Çorum başta olmak üzere benzeri bir dizi olayı ülkenin değişik yerlerinde sahnelediler. Ve bu yeni olgular da gerek Çorum, gerekse Kahramanmaraşta birçok canın yitirilmesine en önemlisi de kitleler arsında kin ve nefret tohumlarının atılmasına zemin tutmuştur. İşte yaşanan bu ve benzeri olayların sonuçları ülkeyi 12 Eylül sendromuna itmiştir.
12 Eylülün sonuçları ise herkesin malumu. Şimdiler de 12 Eylüle ve onun liderlerine haklı veya haksız herkes, veryansın saldırıyor. İyi güzelde üzerinde fırtınalar koparılan Anayasasına % 92 oyu kim verdi İşin ilginç yanı evet oyu kullananların acaba kaç tanesi Anayasa nedir sorusuna anlaşılır cevaplar verebilirdi.
Bu da bizim paradoksal yanımız. Ve bir benzerinin kilometre taşları da bu günlerde ince ayar döşeniyor. Tabii bu arada piyasa aktörleri de yeni 12 Eylüllerin ortamını hazırlamanın gayreti ile kitleleri ötekileştirmenin peşindeler. Ve bu işi de ithal yabancı iç güvenlik uzmanları eliyle yapıldığını artık sağır sultan bile duydu.
Onun içinde önümüzdeki hafta Taksime çıkacak emekçiler, dileyelim ki alanı tekrar barış ve kardeşlik tohumlarının yeşerdiği bir alana dönüştürsünler
Şimdi ben o günleri yaşamış bir kişi olarak diyorum ki aman ha!.. Bizim sokağa dökecek ne enerjimiz, ne kanımız ne de paramız var