Yemin

Hüseyin Sarı

     CHP Silivri’de tutuklu bulunan iki milletvekilinin durumunu protesto etmenin ötesinde tedbir olmaktan çıkıp cezaya dönen tutukluluk işlemine dikkat çekme amacıyla mecliste yemin etmedi.

     BDP dolaysıyla da PKK bağlantılı milletvekilleri TBMM ye gelmedikleri gibi Diyarbakır’da alternatif toplantı yaptılar.

     MHP her zamanki gibi AKP’ye koltuk değnekliğine soyundu dolaysıyla da iktidara derin bir nefes aldırdı.

     AKP’ye gelince; Sayın Erdoğan yemin etmeyenlerle dalgasını geçse de eminim ki konumu mezarlıktan geçerken korkuya kapılıp ıslık çalanların psikolojisi ile örtüşüyor.

     Şimdi diyeceksiniz ki ne alaka? Alaka şu:

     Kuvva-i Milliye döneminde Ege Bölgesi’nde bir müddet otorite kullanmış olan Demirci Mehmet Efe der ki… Devlet ya bilimle ya da zulümle yönetilir. Bizde bilim olmadığına göre mecburen zulme sarıldık…

     Demirci Efe öyle diyor ama atalarımızın özelliklede dünyanın en geniş ve de en uzun ömürlü devletini kurup yönetmiş olan Osmanlının başarısının sırrı da “adalet” dağıtan uygulamasında yatar. Yusuf Has Hacip’de hükümdara yani devletluya seslenirken şöyle der; ey!.. devleti yöneten ulu kişi … Adil kanun yap ve onu da eşit uygula ki devletinin ömrü de uzun olsun…

     Yemin krizine baktığımızda ülkemizde tutuklu sayısı üç kat arttı dolaysıyla da tutukluluk hali tedbir olmaktan çıkıp üstü örtülü cezaya dönüştü.

     Şimdi yemin krizine vesile teşkil ettiği veya kamuoyunda bilinen kişiler olduğu için tutukluluk süreleri yoğun tartışmalara vesile oluyor. Ama tartışılsın veya tartışılmasın devletin üçayağından biri olan “adalet” ki diğerleri yasama ve yürütmedir, oksijen çadırında can çekişiyor.

     Biz hukukçu olamadığımız için işin hukuki boyutuna elbette girmeyeceğiz. Ancak hukuk bilimin bir koluysa rehberi de yine bilim, kriterleri de evrensel hukukun temel ilkeleri olmalıdır.

     Şimdi gelelim konumuzun başlığına yani yemin meselesine. TDK sözlüğünde yemin; Tanrı'yı veya kutsal bilinen bir kişiyi, bir şeyi tanık göstererek bir olayı doğrulama. Veya kendi kendine söz verme eylemi olarak ifade edilir.

     Dinsel bağlamda ise yemin; söylenen sözü veya yapılacak eylemi Allah’ı (C.C.) zikrederek kuvvetlendirme eylemidir.

     Şimdi burada duralım ve yemini ilgi tutarak birkaç saptama yapalım:

     Kişi ateist. Sen ona Allah’ı tanık tutarak yemin ettiriyorsun.

Kişi beyaz kadın taciri yani p… Sen ona mahkemede… Namusun ve şerefin üzerine yemin eder misin? Diye yemin verdiriyorsun.

Kişi, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ama devletin kuruluş felsefesine ve temel değerlerine kökten karşı.
Milletiyle bölünmez bütünlüğüne karşı…
Ve sen ondan bunları koruyacağına dair yemin alıyorsun.
Hadi canım sende. Yemin kişinin kutsal saydığı değerler üzerine yapılırsa belki bir anlamı olur. O da özünde insan varsa… Yoksa “gulu gulu” dansı olur.