ÜZÜLMEYİN BUNLAR DA GEÇER

Hüseyin Sarı

Ülkemizde akla ziyan işler oluyor. Diyeceksiniz ki mesela ne oluyor
Mesela, Genelkurmay Başkanlığının resmi açıklamasını devletin diğer birimleri ciddiye almıyor.
Söz gelişi başbakan yardımcısı Sayın Arınç çıkıyor ve millete masal anlatıyor Oturduğum evin krokisi suikast hazırlığı içinde olan subaylardan birinin cebinde bulunmuş. Daha doğrusu yutmak isterken polis belgeye el koymuş
Ne memleket be Ülkenin gözbebeği TSKnin en seçme biriminde görev yapacaksın ama iki satırlık adresi ezberleyemeyeceksin. Daha önce de yazmıştık Yersen yoğurt içersen ayran. Ama herkes, özelliklede şapkadan tavşan çıkarmaya yeltenenler, bilsin ki bu numaraları ne yiyen var ne de içen. Çünkü TSKya karşı yürütülen psikolojik savaşın arkasında ABDnin olduğunu ve bunun da 1992, yani Irakın işgalinden bu yana devam ettiğini artık sağır sultan bile öğrendi. Onlar öğrenmesine öğrendi ama hala Cumhuriyetin tescilli aymazları manivela olmakta bir beis görmüyorlar. Tabii devleti Çukuranbarda çukurun dibine düşürdüklerini de göremiyorlar.
Peki, başka neler oluyor
Mesela DTP eski eş başkanlarından Ahmet Türk basın, evimi öğrendi diye Çukuranbardan Orana taşınmaya karar vermiş. Kendisi gibi Mardinli olan bir hemşerisinin evini tutmuş. Kontratı yapmışlar. Eşyalar arabaya yüklenmiş. Ancak Sayın Türkün Orandaki yeni komşuları kendisini istemediklerini ev sahibine hissettirince Mardinli de evini hemşerisine vermekten vazgeçmiş.
Araba devrilince yol gösteren çok olur, derler ama biz bunu çok önceleri yazdık çizdik. Ve de Kürtlerin düşmanı yine Kürtlerdir dedik. Gelin bu ülkenin onurlu birer vatandaşı olarak birlikte üretelim ve paylaşalım. İşler, sonunda çığırından çıkarsa bunun ağırlıklı faturasını Kürt tandanslı yurttaşlarımız öder. Onlara da yazık olur ülkeye de...
Bu arada Rüzgâr eken fırtına biçer diye de ilave etmiştik.
Acaba gerçekten Kürtlerin düşmanı Kürtler mi
Geçen akşam TV kanallarından birinde Hak ve Eşitlik Partisi başkanı Sayın Osman Pamukoğlu konuşurken sürekli kendisine itiraz eden Kürtçü yazar Altan Tana dedi ki Doğuda, Güneyde yüzlerce köyü yakıp yıkan, hayvanları, çocukları öldürenler de ölenler de Kürt değil miydi Gelin bunları konuşalım.
Pamukoğlu böyle dedi ama yazar lafı döndürdü dolaştırdı Atatürke getirdi ve Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu ve banisini dine müdahale etmekle suçladı. Örnek olarak da ezanın Türkçe okunmasını gösterdi ve ilave etti:
Tarihte ezanı kendi diliyle okutan başka bir kültür var mı Sonra da ortalık karıştı ve genel başkan Tanın gözünün içine bakarak dedi ki Senin aklın Atatürkü anlayacak kapasitede değil. Haddini bil İşiniz gücünüz ulusal değerleri tartışmaya açıp örselemek
Onları dinleyince düşündüm. Biz ulusal tarihimiz gibi İslam tarihini de ya eksik biliyor ya da işimize geldiği gibi anlıyoruz.
Peki, kendi diliyle İslamı yaşayan ve de ibadet eden topluluk olmuş mu İşte size bu bağlamda fikir verecek bir örnek. (Alıntı Prof. Dr. Zekeriya Kitapçının, Orta Asyada İslamiyetin Yayılışı ve Türkler, S. 124/142 Konya 1994, adlı eserinden özetlenmiştir.)
Türklerin İslama girişinde üçyüz yıla ulaşan bir geçiş süreci yaşanmış ve bu süreçte geçişler bazen gönüllü, bazen zorlama, bazen de politik nedenlere dayanmıştır. Örneğin Buhara halkını Kuteybe üç defa İslâmiyete zorlamış ve onlar da her defasında önce Müslüman olmuşlar (veya öyle görünmüşler) sonra irtidat edip eski dinlerine dönmüşlerdir. Arap komutan Kuteybe, askerî gücüyle kontrol ettiği yerli halkın evlerine mücahit Arapları, biraz da zorla yerleştirerek, bir yandan onları denetim altına almış, diğer yandan da askerleri aracılığı ile İslâmiyeti öğretme yoluna gitmiştir. Bu bağlamda Kuranın başta Farsça olmak üzere yerel dillerle okunmasına ve ibadetin bu dillerle yapılmasına da izin verilmiştirKim ne söylerse söylesin şu kör taassup binlerce kör kurşundan daha tehlikeli vesselam. Ama üzülmeyin bunlar da geçecek.