UYGURLARIN DRAMI /BİRAZ TARİH/

Hüseyin Sarı

XIX. Yüzyıla gelinceye kadar kültürel bağlamdaki iki ayağımızdan biri Orta Asya diğeri de İslam coğrafyasına basardı. Sonra buna batı dünyası eklendi. Zaman içersinde batı ile öylesine halvet olduk ki asıl köklerimizi unuttuk. Hâlbuki kimliğimizi şekillendiren şifrelerin ağırlıklı bölümünü Türk dünyasından getirdiğimiz değerler manzumesi oluşturmuştur. İşin aslına bakarsanız Halide Edipin Türkün Ateşle İmtihanı diye adlandırdığı Milli Mücadele mucizesinin arkasında da Bozkır Kültüründen gelen ve her koşulda yeniden vücut bulan düzen kurabilme, bunu işletebilme yani devlet olabilme becerisi yatar. Doğruyu söylemek gerekirse atalarımızın en iyi becerdiği işlerden biri devlet kurma konusunda olmuştur. Tabii kurduğumuz devletleri yıkma konusundaki becerimiz de ayrıca kayda değer.İlk defa Hunların siyasî organizasyonu ile tarih sahnesine gelen Türk kültürü, Göktürkler ile yeni bir anlayışa kavuşur. Bir boylar konfederasyonu şeklinde örgütlenmiş olan Göktürkleri, iç bünyesindeki egemenlik kavgaları yıkmış ve bu yıkılışta Karluklar, Basmiller, Kırgızlar, Oğuzlar ile Uygurlar etkin görev almışlardır. Göktürklerin yıkılışından sonra bazı siyasî gelişmeler ile çalkalanan bölge, ancak 745 yılında Büyük Uygur Devletinin kurulmasıyla tekrar istikrara kavuşmuştur. Orta Asya steplerinde kurulan Türk devletleri bir aşiret devleti olmadığı gibi, zorba iktidarın keyfi idaresiyle yönetilen bir polis devleti de değildi. Son derece demokratik değerler içeren bu anlayış zamanla daha da gelişmiş ve olgunlaşmıştır. Örneğin Göktürklerin siyasî mirası üzerinde kültür ağırlıklı bir devlet kuran Uygurlarda, aynı zamanda seyyah olan bir Çin elçisinin tespitlerine göre, halk ile hakan arasındaki ayrılık ve mesafe azalmış sosyal adalet tam olarak kurulmuştur. Elçi, daha sonra kaleme aldığı anılarına, ...Uygurlarda herkes çalışır, çalışamayana da devlet yardım eder... diye, not düşmüştürKısaca Uygurlar tarihimizde asker devlet olma yerine tüccar devlet olmayı yeğleyen tek devlettir. İlk kez sulu ziraat yapan, ticarette geniş organizasyonlar gerçekleştiren, turfanda sebze üreten ve matbaa kuran Uygularların bu türden ayrıcalıklı özellikleri Karahanlılarda daha da gelişecektir. Peki, neden gelişecektir Gelişecektir çünkü Karahanlıları kuran Yağmalar Uygur devletini kuran boylardan birinin adıdır. Uygurlardan ayrılıp Balasaguna gelen Yağma Boyu burada, tarihimizde ilk kez ticarete noterlik kurumunu sokan, banknot basan, ibadetini Türkçe yapan Karahanlı Devletinin temellerini atmıştır.Şimdi kendinize şu soruyu sorabilirsiniz ne alaka Alakası şu son günlerde Çinde sıkıntılı günler yaşayan Uygur Türklerinin tarihinden sizlere bir kesit sunmak istedik. Zira bu bölgede sizlerinde fark ettiği ortalık toz duman... Bir yandan Çin vahşeti devam ediyor diğer yandan da dünya sessizliğini koruyor. Türkiyede ayrılıkçı güçlere yönelik en ufak bir olayı insan haklarına vurgu yaparak kıyamet koparan batı, ana yurtlarında köleleştirilmek istenen Uygurlara yönelik vahşeti ne yazık ki görmezden geliyor. İnsanoğlu köklerini beyninde taşır. Ve bizim köklerimiz de oralarda. Batı görmezden gelebilir ama bizim yüreğimiz yanıyor. Hiç düşündünüz mü O zaman bölgeyi ateş topuna çeviren ne ola kiUygur Türklerinin yaşadığı Doğu Türkistanın zengin petrol ve doğalgaz kaynakları var. Ayrıca bölge altın, kömür, uranyum madenlerine ve sayısız yeraltı ve yerüstü zenginlik kaynaklarına sahip. Başka bir deyişle Çinde var olan 148 çeşit madenin 118i Doğu Türkistanda çıkarılıyor. Bu durum şüphesiz dünya devlerinin iştihanı kabartıyor. Çinde bölgeyi elinden kaçırmamak için her türlü vahşeti sergileyerek Doğu Türkistanı elinde tutmaya çalışıyor. Bu nedenle de bölge önümüzdeki zaman diliminde dünya devlerinin boy göstereceği bir çatışma alanı olmaya aday görünüyor.Peki, Uygurlar başına gelenler ile baş edebilir mi Hayır edemez. Edemez çünkü onların ordusu yok. Şimdi ben derim ki başımıza benzeri belalar açmak isteyen emperyalist güçler başarılı olamıyorlar ve de olamayacaklarsa bunun nedeni yıpratmaya çalıştığımız göz bebeğimiz ordumuzdur. Bunu bilelim ve sahte belgeler üreterek onu yıpratmaktan uzak duralım.20 07 2009