ÜRETMEK VE DE AHLÂKLI OLMAK

Hüseyin Sarı

Geleneksel kültürde kişi hakkında fikir beyan ederken genelde kullanılan referansı dini söylemler belirler. Tabii ahlâk konusunda da öyle… Söz gelişi birini, birine sorsan verilen cevap; ha!.. o mu? Abdestinde namazında ve de kendi halinde zararsız biri, olur.

Zamanla bu jargon değişti. Tabii ahlâk kavramının içeriği de… diyelim ve söze son derece uçucu değerler içeren ahlâk kavramının genel tanımıyla başlayalım.

Ahlâk; “bir toplumda iyilik ve kötülük hakkında oluşan değer hükümlerine göre, yapılması ve yapılmaması gereken davranışlara ilişkin kurallar bütünüdür.” diye tanımlanır.

Sosyolojinin ahlâk tanımı ise şudur:

Belirli bir insan topluluğunca belirli bir zamanda belirlenmiş olan davranışların bütünüdür. Ahlâk kuralları insanların toplum içindeki davranışlarını ve birbirleriyle olan ilişkilerini düzenlemek amacıyla başvurulan kurallar manzumesi olmasının ötesinde; başka insanların davranışlarını olumlu ya da olumsuz biçimde yargılamakta kullanılan ölçütler bütünüdür. Doğru, yanlış, iyi, kötü, güzel, çirkin gibi sözcükler yaptırımların niteliğini belirleyici ifade biçimleridir.

Ahlâk kurallarına aykırı davranışın yaptırımı maddi olmayıp “ayıplama”, “ahlâksızlıkla suçlama”, ”sosyal ilişkileri kesme” gibi manevidir. Kişileri ahlâk kurallarına uydurmak için hukuk kurallarında olduğu gibi maddi yaptırımlar yoktur.

Ahlâkın evrensel niteliği de vardır. Doğru ve dürüst olmak, çalışkan olmak, insan sevgisiyle dolu olmak, kamu mallarını korumak, kötü alışkanlıklardan uzak durmak gibi davranışlar kendi toplumumuzda olduğu gibi tüm toplumlarda uyumlu yaşamayı sağlayacak niteliklerdir. Ahlâk kurallarını toplum koyar. Ahlâk kuralları, insanların varoluşundan bu yana süregelen ve şimdiki nesiller için toplumda hazır bulunan kurallardır. Toplumun onayından geçerek yerleşen bu kurallar, doğruluklarını ve geçerliliklerini toplumun vicdanından alırlar. Ne var ki sürekli gelişir ve de değişirler.

İşte bende tam bu noktada devreye giriyor ve diyorum ki “… ahlâklı insan üreten insandır.” Bir başka deyişle soyut bir kavram olan ahlâk sözcüğünün somut göstergesi kişinin topluma sunduğu üründür. Eğer bu kişi helalinden ürettiğini paylaşıyor, ürünü, ülke ekonomisinde artı değer yaratıyor ve de onu bir de dünya pazarlarına sunup toplumun refahına katkıda bulunuyorsa o kişi gerçek manada ”çifte kavrulmuş ahlâkla donanmış bir kişiliktir.”

Hiçbir toplumsal ortam, toplum vicdanını rahatsız eden ve özünde insani olanı örseleyen ahlâk anlayışı ile farklılaşmaya göz yummaz. Asalaklığa asla ödün vermez. Bu bakımdan, ahlâkın bir bütün olarak düşünülmesi ve bu çerçevede değerlendirilmesi gerekir Ahlâk kuralları, sosyal bir varlık olan insanın diğer insanlarla ilişkilerini düzenler ve onlara sorumluluk ve de görev duygusu yükler. Bu da insanların toplum içersinde huzurlu bir şekilde yaşamaları için gereklidir. Ancak ahlâk kuralları canlı normlardır ve zaman içinde aşınmaları ve bazı değişmelere uğramaları kaçınılmazdır. Bu nedenle bu kuralları yaratan olay ve olguların bilimsel yaklaşımlarla incelenmesi ve gereken rötuşların zamanı geldiğinde yapılması şarttır.

İşte bizde bunu yaptık ve üretmeyen insanın ahlâk donanımında her zaman bir defo olacağını anlatmaya çalıştık. Zira bu toplum üretmeden tüketmeye alıştı. Bilelim ki üretemezsek cari açık bu gün 80 yarın yüz miyar dolar olur ve rakamlar katlanarak gider. İşte o zaman yandı gülüm keten helva oluruz.