TÜRKMEN GÖÇÜ YOLDA DÜZÜLÜR

Hüseyin Sarı

Bilmem farkında mısınız Türkmen göçü yolda düzülür mantığı AKPnin en karakteristik özelliklerinden biri, beklide en başta geleni. Anayasa değişikliği dolaysıyla depodan alınıp kullanılan imza listeleri bu anlayışlarının sadece yeni bir versiyonu oldu. Yani, ben başlatayım istim arkadan gelsin mantığı. Ve onlar bunu hep yapıyorlar.
AKP çağdaş değerlerin peşinden koştuğunu söyleyen bir parti ama bilelim ki çağdaşlığın ön koşulu yarınları planlamaktır.
Türkmen göçü yolda düzülür, sözü, aslına bakarsanız atalarımızın hayat tarzını yansıtan anonim bir deyiştir. Bilindiği üzere atalarımız, yazın yaylaya çıkarak kışın da ovaya inerek hayatlarını idame ettirmişlerdir. Türkmen sözcüğü de Arapların, Müslüman Türk anlamında kullandıkları bir kavramdır.
Ve Uygur Devletini kuranlar dışında /hangi adla anılırsa anılsınlar/ hemen bütün Türk toplulukları, asker devlet olma yanında, göçebeliği hayat tarzı olarak benimsemişlerdir. İşte günü geldiğinde topluluklar yaylaya çıkmak için göç hazırlığına girişir ve bu arada öncüler menzile vardığında artçılar hala hazırlıklarını bitiremezlerdi. Zaten başlık yaptığımız sözde bu durumu anlatmak üzere söylenmiştir.
Atalarımızın yerleşik hayata geçmelerini devlet politikası yapan ve bu konuda gerektiğinde zecri tedbirler alan Osmanlılar oldu. Cumhuriyet döneminde de bu bağlamdaki çabalar devam etti. Kentli olduğumuz ve de sanayileştiğimiz oranda yaylacılığın alanı daraldı. Ama görünen o ki şekilde başarsak da özde göçebeliğimiz hala devam ediyor.
Peki, nereden belli Derseniz, cevabı yukarıda söyledik ama burada bir kez daha tekrarlayalım:
AKPnin anayasayı değiştirmesi konusundaki tutum ve davranışlarından. Çünkü onlar hala Türkmen göçü yolda düzülsün havasındalar. Hâlbuki biz gerçekten çağdaş değerlere ulaşmak ve de onun nimetlerinden yararlanmak istiyoruz. Yani Sayın Mehmet Haberal örneğinde olduğu gibi, gözaltına alındıktan ve de tutuklandıktan bir yıl sonra mahkemeye ifade vermek gibi sakillikler artık bize yakışmıyor...
Yakışmasına yakışmıyor ama hepimizin hayatında benzer davranışlar ya yaşanmış veya yaşanacaktır, diyelim ve başımızdan geçen fıkra gibi bir olayla yazımızı noktalayalım.
Anlatacağım olay üniversitede olduğum günlerde yaşandı. Nihat Bilgin rektör olarak atanınca o da Ali Güler hocayı yardımcısı yapmıştı. Ana bilim dalı başkanı Süleyman Bey, öğle tatilinde kapımı açtı ve Hüseyin Bey:
Kaybolma, arkadaşlar toplanıyor saat birde Ali Beyi ziyarete gideceğiz.
Tamam dedim ve saat birde kapısını çaldım. Koridora çıktık ve birkaç kişi birlikte gelecekleri beklemeye başladık. Ancak sayı pek değişmiyordu. Saat de biri epey geçmişti:
Süleyman Bey, dedim hadi biz yavaş yavaş yola koyulalım. Eksiğiz ama boş ver Türkmen göçü yolda düzülür derler, arkadaşlar yolda bize yetişirler.
Yolda Rektör Nihat Bilgen Hocaya rastladık. Durumu özetleyince o da bize katıldı ve biz 20 civarında arkadaşla Ali Güler Hocanın ofisine ulaştık.
Mutat selamlaşmalardan sonra Süleyman Bey ayağa kalktı ve özetle Sayın rektör yardımcım. Biz bu arkadaşlarla bölümden yola çıktık ve düzüle düzüle size kadar geldik...
Ortada buz gibi bir hava esmişti ama kimse renk vermedi ve ziyaret biraz daha hoşbeşten sonra nihayet buldu.
Netice de Ali Beyle vedalaştık ve fakültemize doğru yürümeye başladık ki arkadaşlardan biri Süleyman hoca sen ne söyledin öyle Deyince hoca gelirken Hüseyin söylemişti, ben de o söylemişse iyi bir şeydir dedim ve tekrarladım.
Ama dedim biz Türkmen Göçü değiliz ki
Gülüştük.
Şimdi ben derim ki özel yaşamda bazı göçler yolda düzülebilir ama devlet yönetimi ciddiyet ister. O zafiyeti kaldırmaz