TATİLİ HAKEDİYOR MUYUZ

Hüseyin Sarı

Herhalde sizlerde farkındasınız Türkiyenin bir özelliği de resmi tatillerinin bolluğudur. Hele birde şu veya bu gerekçelerle arada kalan günleri doldurduk mu Yan bakan olmaz keyfimize.
Tatil kullanma konusunda rekor herhalde öğretmenlerimizde Onların tatilleri çoğu kişinin gözüne batar. Ama bilelim ki öğretmenlik dünyanın en çok sorumluluk ve bir o kadar da özveri isteyen mesleğidir. O ele aldığı öğrencisinin maddi ve manevi dünyasına yeniden hayat veren ustadır. Zaten öğretmenliğin Tanrı mesleği olduğunu dillendirenlerin, sözlerini dayadıkları gerçek de budur.
Şimdi diyebilirsiniz ki 15 milyon öğrencinin eğitimiyle halvet olmuş ve sayıları milyon kişiye yaklaşmış öğretmenlerimiz bol keseden atılmış tatilleri hak ediyor mu Hemen söyleyelim.
İşini doğru yapanlar analarının ak sütü gibi hak ediyor. Ancak içlerinde bırakın tatili, öğretmenliği bile hak etmeyenlerin varlığı da bir vakıa.
Mesela kimler
Şimdilik Başkent Üniversitesinin yayınlarından olan Bütün Dünya Dergisinde Evren Gürbüzün yazısına konu olan öğrencilerin öğretmenleri diyelim ve onların da kimler olduğunu Sayın Gürbüzden öğrenelim.
Adana Valisi İlhan Atış 26 Mart 2008 tarihinde Adanada bir liseyi ziyarete gidiyor ve öğrencilere sorular soruyor. İşte o sorular ve cevapları:
S. Türkiyenin komşuları kimlerdir.
C. İran ve Yunanistan. Öğrenci, lise 3 öğrencisi.
S. Çanakkale Savaşları nerede oldu
C. Erzurum/Kars arasında bir yerde. Öğrenci, lise 3 öğrencisi
S. Adananın ilçelerini sayınız
C. Seyhan, Pozantı, Yüregir. Öğrenci, lise 1 öğrencisi. Vali aynı soruyu lise 3 öğrencisine soruyor ve şu cevabı alıyor Tarsus, Hatay, İskenderun.
Bunlar, öğrencilerin bilgi bağlamında içine düştükleri cehaleti sergileyen binlerce örneğin küçük bir zerresidir.
Peki, bu cehaletin birinci dereceden sorumlusu kimdir Elbette okumayan, kendini güncellemeyen, doğru bilgiyi çer çöpten ayıklayıp öğrenciye sunma konusunda sıkıntı yaşayan öğretmendir.
Birde bakanlığın gafları vardır ki insana saç baş yoldurur. İşte onlardan da birkaç örnek:
MEB 18 Eylül 2009da İstanbulda velilere yönelik eğitim amaçlı CDlerde Musul, Kerkük, Erbil, Batum, Nahcivan ve Kıbrıs Türkiyenin sınırları içersinde gösterilmiş.
Eh!.. Zararı yok, fazla mal göz çıkarmaz, deyip yanlışı görmezden gelebilirsiniz.(!) Ama aynı bakanlık 20072008 öğretim yılında ilköğretim öğrencilerinin kullanımına sunduğu kitapta Türkiyenin coğrafi bölgelerini gösterdiği söylenen harita, aslında bin bir zorlukla tarihin çöplüğüne attığımız Sevrin haritasıdır.
Şimdi düşünebiliyor musunuz küçük beyinler Sevr Haritası üzerinde egzersiz yaptırılarak adeta kötü senaryolar için hazırlanıyor. Örnekler uzar gider. Ama Allahtan ki eğitim kurumlarımızın içinde işini özveriyle yapan, çağdaş ve aydın kişiliğiyle çocuklarımıza yol gösterip onları hayata hazırlayan nitelikli öğretmenlerimiz de var. Ve geleceğimiz olan yavrularımız onlara emanet. Onların açısından bakıldığında da yaşanan pek çok sıkıntı var. Yazımızı bu sıkıntıları güzel özetleyen bir şiirle bitiriyor tatili hak eden eğitim ordusunun neferlerine iyi tatiller diliyoruz.
ÖĞRETMNELER GÜNÜ ŞİİRİ
Devamlı değişen müfredat ile,
Kafası karışan bir bedenim ben.
Çırpınıp bir şeyler vereyim diye,
Eriyen tükenen ve bitenim ben

Tatili herkesçe dile dolanan,
Geçim derdi ile aklı bulanan,
Susuz, yolsuz dağ köyüne yollanan,
İtiraz etmeden de gidenim ben.

İlim düşmanıyla muhatap olup,
Gençliği bir dağın başında kalıp,
Her eylül ayında umutla dolup,
Sonra yavaş yavaş tükenenim ben.

Kırtasiyesini kömüre veren,
Temmuzda zam alıp dilime giren,
Aralık bitince murada eren,
Ocaktan ocağa sevinenim ben.

Bir harf vermek için film çevirip,
Öğretince çocuk gibi sevinip,
Sekiz ay uğraşıp dönüp devinip,
On dakikada teftiş edilenim ben.

Kimsesizim ağam da yok dayım da,
Bir seçimde varım, birde sayımda,
Senede bir defa kasım ayında,
Yalandan kıymeti bilinenim ben,
Bir garip memurum, öğretmenim ben.