TAKKE DÜŞTÜ KEL GÖRÜNDÜ

Hüseyin Sarı

     İleri teknoloji vites büyüttükçe dünya küçüldükçe küçüldü. Küçüldüğü oranda da Mehmet Akif’in “Tek dişi kalmış canavar” diye, tanımladığı “Batı Medeniyeti”nin marifetleri daha net görünmeye başladı.
     Örneğin Somali; yaşam savaşı veren çocukların meydana çıkmış kemiklerinin her biri, kanla beslenen batı uygarlığının gözüne sokulan ayıpları değil de nedir?
     Şimdi diyeceksiniz ne alaka? Alakası şu; bu uygarlığın yaratıcı güçleri olarak kabul edilen dinamiklerinin kültürel kodlarına kanla beslenmek kazınmış. Bu gerçek artık ayan beyan ortada. Bizim tespitimiz sadece malumun ilanından ibaret.
     Acaba öyle mi? Evet hiç şüpheniz olmasın ki öyle. İsterseniz işe İsriloğulları’ndan başlayalım. Bu kültür kendini tanrının ayrıcalıklı çocukları olarak kabul eder. “Yalan söylemeyeceksin” “öldürmeyeceksin…” türünden insancıl mesajlar içeren “10 Emir”de yer alan ilahi kriterler yazık ki sadece kendi cemaatleri için geçerlidir. Onun dışında kalan kültürlerdeki bireylerinin konumları av hayvanlarının konumları ile eşit kabul edilmiştir. Yani avlanan tavşanla vurulan Filistinli çocuğun değeri İsrail askerinin gözünde aynıdır. Ve bunu sorgulamaz bile. O nedenle de her sömürünün ince ayar mekanizmalarında bir “Yahudi Parmağı” mutlaka vardır.
     Gelelim Avrupalı dostlarımıza(!)… Hem kişisel hem de toplumsal bağlamındaki davranış kalıplarını çevre şartları ile dini mesajların belirlediği artık bilimsel bir gerçektir. Avrupalı kavimler Hıristiyanlık öncesi Paganizme inanır, vahşilik de Paganların yaşam biçimini şekillendirirdi. Arenalarda dövüşen gladyatörler ile aç bırakılmış vahşi hayvanların önüne atılan köleleri seyreden Romalıların zevkten dört köşe olduklarını anımsayın. Söyler misiniz bunlar vahşetin dışa vuran dip dalgaları değil de nedir?
Hıristiyanlık da bu gerçeği özde değiştiremedi. Tam tersine yörünge değiştirerek Haçlı Seferleri’ne kılıf oluşturdu. Hâlbuki İsa’nın tebliğ ettiği din barışçı ve de uzlaşmacıydı. Onun, “Sezar’ın hakkını Sezar’a, İsa’nın hakkını İsa’ya verin” veya “Biri yanağınıza vurursa diğer yanağınızı da siz çevirin” mesajını Paganlar ters yüz etmeyi becerdiler. Tabii Hıristiyanlığı da…
     Peki sonra? Sonrası Mezhep Kavgaları, Haçlı Seferleri, Yüzyıl Savaşları, I: ve II. Dünya Savaşları… Tabii ara geçişleri ile emperyalizmin Asya ve Afrika serüvenlerini saymadım. Tarihçiler aralarında anlaşamasalar da II. Dünya Savaşı 64 milyon insanın canına malolmuştur.
     Sonuç olarak Afrika’da, Ortadoğu’da Asya’da ve dünyanın diğer bölgelerinde süren savaşlar doymak bilmeyen emperyalizmin marifetleridir. Onların kirlettiği ve de açlığa mahkûm ettiği bölgeleri rehabilite etmek de bize düşüyor. Tıpkı Somali’de yaşananlar gibi…
     Eh! Ne yaparsınız bu da bizim kaderimiz.
     Avrupalı ve onun veledi ABD ne derse desin ve de ne yaparsa yapsın gerçek bu: Ve bu gerçek yukarıda da vurguladığım gibi ayan beyan ortada. Ortada çünkü artık, takke düştü kel göründü. Bu gerçeği anlamakta direnenlerin ilgilerine ve de bilgilerine özenle sunulur.