SÖZ OLA KESE SAVAŞI SÖZ OLA KESTİRE BAŞI

Hüseyin Sarı

       Bu haftaki yazımın başlığını çiçeği burnunda siyasetçi Süheyl Batum’un TSK için “… Meğer kâğıttan kaplanmış…” sözü üzerine koydum. Sonra da atalarımız ne kadar güzel söylemiş söz üstüne diyerek, özlü sözler üstüne birkaç tespit daha yaptım. Mesela:
      *Söz ağızdan çıkıncaya kadar sen ona, çıktıktan sonra o sana hükmeder.
      *Gırtlak 40 düğümdür. Sözünü söylemeden 40 kere düşün ve unutma; ağızdan çıkan sözün sonra 41 yıl kölesi olursun.
      *Söz ustası diliyle değil yüreğiyle konuşur.
      *Söz vardır gönüller aydınlatır, söz vardır dağın ötesinde yaralar kanatır…
       Örnekleri uzatabiliriz ama bilelim ki güzel söz söylemesini bilen ve de diline hâkim olan kişinin başı asla önüne düşmez. Çünkü o ağızdan çıkan sözün, yaydan çıkan bir ok gibi olduğunu bilir ve ham söz söylemekten de şiddetle kaçınır.
       Şimdi diyeceksiniz ki lafı uzatma, sözü nereye getireceksen getir.
       Haklısınız. Sözü getireceğim yer, milletin gözbebeği ordumuz ile ilgili siyasilerimizin söyledikleri “dipsiz kile boş ambar” nevinden laflar olacaktır. Özellikle de Sayın Bülent Arınç’ın söylediklerine. Ne demişti hazret:
       … Allah'a çok şükür ediyorum ki Türkiye bunların zamanında bir savaşa falan girmemiş. Yoksa bunların savaşacak halleri yok. Askerlikten başka her şeyi yapmışlar…
       Sonra, sağdan soldan gelen salvolar derken CHP’nin başkan yardımcı Sayın Batum çıktı ortaya ve tutuklamalara vurgu yaparak yukarıda yazdığım cümleyi sarf etti. Ve bunu öyle bir zamanda yaptı ki Genel başkan Sayın Kılıçtaroğlu’nun gurup toplantısında ekonomi ağırlıklı konuşmasının üzerine tuz biber ekti. Tabii “yandaş medya”nın Arınç’ın sözlerini duymazdan gelen silahşorları bu “kâğıttan kaplan(!)”ı, kafaları çapında bir tencerede günlerce kaynatarak gerçek gündemin sütre gerisine gitmesine zemin tuttular.
       Sayın Batum’un anayasa hukuku konusundaki engin bilgisine elbette söylenecek sözümüz olamaz. Ama siyasette herkes aklına geleni söylememelidir. Maalesef CHP‘nin beyin takımının, kantarın topuzunu biraz kaçırmaları akıllara “Bremen Mızıkacılarını” getiriyor. Bu dağınıkta gerçek gündemi geri plana atmakla kalmıyor ayrıca AKP’nin ekmeğine yağ sürüyor. Hâlbuki ekonominin içine düştüğü sıkıntılar ile ilgili konuşan Kılıçtaroğlu ne güzel söylemişti gurup toplantısında.
       Peki, ne söylemişti derseniz işte onlardan bazılarının satır başları:
Şimdi bakalım vatandaşın gündemi ne?
      *80 yılda Türkiye Cumhuriyeti'nin borçlandığı miktar 242 milyar lira. 8 yılda borçlanılan miktar 217 milyar lira. Bu devletin borçlanması.
      *80 yılda bütçeden yapılan faiz ödemeleri 135 milyar, son 8 yılda 405 milyar lira. Bu faizi kim ödüyor. Bu faizi tüyü bitmemiş yetim dâhil hepimiz ödüyoruz.
      *2002 yılında vatandaşların bankaya olan borçları 6,5 milyar lira 2010 Aralık'ta 170 milyar lira. Bunları vatandaştan gizliyorlar.
      *Borcunu ödeyemeyen vatandaş sayısı 10 binden 625 bine çıkmış.
      *Protestolu senet tutarları 2002'de 498 bin, Ocak 2010’da ise 1 milyonu aşmış durumda.
      *Büyümeye bakıyoruz: 1980-2002 dönemi dünyada ortalama büyüme hızları, Türkiye 49. sırada. 2002-2009, 49. sıradan 88. sıraya gerilemişiz. Yani 39 ülke bizi geçmiş…
       Şimdi bütün vatandaşlarıma soruyorum. Cumhuriyet tarihinin en büyük borçlanmasını yapacaksın, bütün tersaneleri, fabrikaları satacaksın. Ee o zaman bu vatandaşın hali ne?
       Evet, bende bu hali bilenler bilmeyenlere anlatsınlar, anlatsınlar da bizde öğrenelim, diyor, CHP’yi yönetenlerin de biran önce gerçek gündeme dönmelerini diliyorum.