SEÇİMLERİN

Hüseyin Sarı

29 Mart yerel seçimleri bitti ama dedikodu ağırlıklı değerlendirmeleri, özellikle de kendini mağdur hisseden çevrelerde hala sürüyor. Tabii bilimsel platformlarda ve siyasi partilerin yetkili kurullarında da Bizde tarihe not düşmek adına seçime ve de sonuçlarına yönelik düşüncelerimizi yazalım istedik. Öncelikle bilelim ki milletin önüne sandığı koymak ve onun iradesini söz sahibi yapmak insan olmanın ötesinde onun yaşamını onurlu kılmanın da en öncelikli koşuludur. Bilelim ki bu anlayışın adı demokrasidir. Demokrasinin karşıtı da adı ne olursa osun kapalı rejimlerdir. KAPALI REJİMLERDE DE halkın sadece iniltisi çıkar onu da kimse duymaz.Şimdi gelelim seçimlere:Artık herkes bilsin ki Sayın Başbakanın mağduru oynama dönemi bitmiştir. Çünkü başbakan mazlum olmaktan çıkmış ancak durması gereken yerde bir devlet adamı titriyle duramamıştır. Geçmişte yanlış bulduğu bazı uygulamaları yazık ki kendi iktidarı da yapmıştır. Söz gelişi Antalyada En yüksek oyu alan Sayın Prof. Dr. Mustafa Akalını Biz onu atamadık derken, hem kendinde olmayan bir yetkiyi seslendirmiş hem de tavrının sonuçlarını kestirememiştir. Antalyayı kaybetmesine çok üzüldüğü muhakkak. Ama insanları mutlu etmenin tek yolu onlara sadece hizmet götürmekten geçmiyor. İnsanoğlu bu. Her koşulda adam yerine konulmak istiyor. Benim hayat felsefeme demir kazık gibi çakılmış bir düşüncede sevk ve idare ettiğiniz insanları baskı altına alır, onurlarını örselerseniz onlara her şeyi yaptırabilir ama büyük işleri asla başaramazsanız. Yanılabilirim ama bana göre AKPnin önlenemez düşüşü başlamıştır. Bundan böyle aşağıya tükürse sakal, yukarıya tükürsen bıyık misali sandıktan çıkan sonuçlar onu öyle bir coğrafyaya sıkıştırdı ki gerisi Yandım Allah keten Helvasıdır.Peki, neden Nedeni şu medeniyetin beşiği olan Akdeniz sahillerinde AKPnin sihri bozuldu. Onun biçtiği gömlek ve kırmızıçizgiler bölge insanını ürküttü. Egede öyle. Trakya malum. Karadeniz parçalı bulutlu. Doğu ayrı bir âlem. İşte Sayın Erdoğanın politik dehası şimdi kantara çıktı. Hep birlikte göreceğiz kaç dirhem çektiğini. Başarılı olursa alkışlarız. Olamazsa biz yazmıştık deriz. Ancak elini çabuk tutmalı zira bu seçimler her halükarda bir erken seçimin habercisi gibi görünüyor. Üstelikte bu seçim geneli ve yereli bir arada çifte kavrulmuş olabilir.Peki yeniden nasıl güven tazeleyebilir Cevap gayet basit Sadinin dediğini yapmak. Yani tanrının rahmeti gibi herkesin tarlasına eşit yağmak. Tabii birde sözünde durup yolsuzluk ve yokluklara savaş açmanın ötesinde haksızlık ve hukuksuzluğun önüne set çekmek. Söz gelişi yılan hikayesine dönen Deniz Feneri Davasının sonlandırılması konusunda samimi davranması kanımca Sayın Başbakan için iyi bir başlangıç olacaktır.Muhalefet açısından şapkayı önüne koyup en çok düşünmesi gereken herhalde Sayın Baykal olacak. Görünen o ki bu denli olumsuzlukların hüküm sürdüğü, yolsuzlukların kol gezdiği ve sosyal dengelerin bozulduğu bir ortamda alınan sonuçlar onun değil yeni yüzler ile genç yeteneklerindir. Kaldı ki AKPnin kaybettiği 6 puanlık oyun sadece 2si CHPye geldi. Öyleyse ne yapmalı Ben derim ki İstanbulda, Antalyada İzmirde yakılan meşalenin ışığında yeni açılım ve programlarla ve de yeni yüzlerle herkesi kucaklayacak bir değişimi CHP başlatmalıdır. Bunun özünde de merkezi halka götürecek kanalların açılması yatar. Tıpkı Aziz Kocaoğlunun İzmirde yaptığı gibi O varoşlarda semt evleri açarak meslek kursları düzenlemiş, Kardeş aile ve abla, abi, kardeş gibi projelerle de merkezle kenar arasında iletişim kanalları açmış her türlü manipülasyona rağmen oyalarını arttırrnıştır. Kısaca CHP halka ideolojik vaazlarla değil, hizmet yüklü, yüklü olduğu kadarda gerçekçi projelerle gitmelidir. Ancak bu değişim Sayın Baykalı içine almazsa korkarım gelecek seçimler CHPyi tabela partisi yapabilir.29 Mart seçimlerinde MHPnin yakaladığı çıkış seçmenlerini sevindirmiş ancak partiyi iktidarın potansiyel adayı konumuna getirmemiştir. DTPye gelince DTP, Doğuda yaşayan yurttaşlarımızın partisi olduğunu nihayet tescil ettirdi.Bu seçimlerin galiba en güzel yanı Askerin bütün tahriklere rağmen duruşundaki asaletti. Asker kışlasına çekilerek e muhtıra ve 28 Şubat benzeri yeni istismar konularına fırsat vermedi. Vermeyince de seçim meşru zeminlerde sivil söylemlerine dayandırıldı. İyi de oldu. Zira artık herkes biliyor ki darbeler, kapalı veya vesayet rejimleri bu ülkede her zaman irticayı tetiklemiştir dolaysıyla da güçlenerek bu günlere gelinmiştir. 06 04 2009