SADAKA ALMAYA ALIŞIRSAK!..

Hüseyin Sarı

      Halkımızın hafızasına kazınmış değer yargılarından biri de “ALLAH DEVLETE MİLLETE ZEVAL VERMESİN” sözüdür.
       Devletin en başta gelen görevi, elbette hiç kimseyi aç ve açıkta bırakmamasıdır. Göktürklerin kurucu kaanı Bumin “Aç milletimi doyurdum, çıplak milletimi giydirdim.” diye, yazdırmıştı “Orhun Kitabeleri”ne.
       Bu anlayış özde hiç değişmemiş ama çağın gereklerine ayak uydurarak, şimdilerde adına “Sosyal Devlet” dediğimiz anlayışa kadar gelmiştir.
       Sosyal devlet, istihdam yaratarak işsizliğe karşı savaşan devlettir. Bir başka deyişle çalışanların haklarını ve onurunu koruyan, yoksulluğu sadaka dağıtarak değil, iş vererek ortadan kaldırmayı amaçlayan devlettir.
       Devlet bunu gerçekleştirmek için değişik organizasyonlara girer ama asla Şeşhane’de dilenip Tophane’de sadaka dağıtmaz. Bilelim ki bizim kültürümüzde dilenmeyen ve de sadaka dağıtmayan iki kurum vardır; “Devlet” ve “Vakıf.”
       Devlet topladığı vergiyle, vakıflarda kurucusunun temele koyduğu alın teriyle hedeflerine yürür. Bilmem farkında mısınız? Son yıllarda, çoğu devlet kurumları içersinde olmak üzere, onlarca güçlendirme vakfı kuruldu. Ve bunlar faaliyetlerinin kaynağını şöyle veya böyle zorunlu kesilen makbuzlarla yürütüyorlar.
       Bunlar içinde elbette son derece yararlı olanlar var. Ama bir kısmı da her türlü denetimden uzak ortalıkta at oynatıp Cumhuriyetin içini oyuyor ve devleti itibarsızlaştırıyorlar.
       Şimdi mesela hangileri diyeceksiniz? Meselanın cevabı var. Var ama onların yanında bir de susma zorunluluğu var. Buna rağmen… yine de söylenecek sözler var!..
Gazi M. Kemal Atatürk bir konuşmasında diyor ki:
       "Çalışmadan, öğrenmeden, yorulmadan; rahat yaşama yollarını aramayı alışkanlık haline getirmiş olan bir millet; önce onurunu, sonra hürriyetini; daha sonra da geleceğini kaybetmeye mecburdur“
Doğru söze ne denir? Elbette denecek bir şey yok. Ama ben yine de derim ki:
       Son yıllarda üretmeden tüketmeye çok alıştırıldık. Eğer geleceğimizin olmasını istiyorsak moda olan şu “SADAKA KÜLTÜRÜ”NÜN kalıplarını kıralım ve bizi yönetenlere de şöyle seslenelim:
       MUHTACA BALIK VERMEYELİM, ONA BALIK TUTMAYI ÖĞRETELİM.