RÜŞVET Mİ ŞEHVET Mİ

Hüseyin Sarı

Tarihimizin derinliklerinde kalmış bazı olaylara öylesine çakma değerler yükleriz ki sonra çıkabilirsen çık işin içinden. Örnek mi itiyorsunuz İşte size örnek:Efendim Baltacı Mehmet Paşa 1711de Rus ordusunu Purut Savaşında bataklığa sıkıştırmış. Ancak son darbeyi vurmamıştır. Neden vurmamıştır Vurmamıştır zira çadırına gelen Katarinanın şehvetine yenik düşmüştür. Onun bu zaafı Rus ordusunu yok olmaktan kurtardığı gibi Çarlık Rusyasını da ezeli düşman konumuna getirmiştir. Baltacının Rus ordusuna son darbeyi vurma konusunda tereddüt gösterdiği doğrudur. Ancak bu bağlamda doğru olan bir şey daha vardır ki o da Katarinanın Sadrazam Baltacı Mehmet Paşanın çadırına şehvetle değil, hatırı sayılır hediyelerle geldiğidir. Bir başka deyişle rüşvet getirdiğidir. Ancak asıl doğru, Paşanın askerine duyduğu güvensizliktir.O yıllarda Osmanlının savaş makinesi yani ordusu bazı zafiyetleri bünyesinde barındırmaktadır. Kaldı ki II. Viyana Kuşatması sırasında bu gerçek su üstüne çıkmış ve bedeli de Osmanlıya epey pahalıya mal olmuştu.Bilmem hatırlar mısınız Tarihin arka planını doğru okuma bir yana magazinleştirmekten zevk alan bir gazeteci, ... Ciddi konuşmam gerekiyorsa bizim ortak çıkarlarımız çok fazla. Dünya iki kutuplu şeklinden çıktıktan sonra ilişkilerimiz de değişmeye başladı. İyi yönde gelişmeler var. Ülkelerimiz arasında bloklarla ilgili taahhütler kalmadı. Kendi çıkarlarımızı düşünmeye başladık. İlginç olan tarihte birçok savaş yaşandı. Günümüzde çatışma ortamı oluşturacak tek bir sorunumuz bile yok. Rekabet için bir neden yok diyen Rus lider Vladimir Putine:Bir tek Katarina olayı var. Bize öğretirlerdi Plevne Savaşı sırasında Gazi Osman Paşa, ( ki bu anekdot Baltacı Mehmet Paşa ile ilgilidir.) Katerina ile ilişkisi olduğu için savaşı kaybetti. diyerek sözüm ona espri yapar.Tarihini iyi bilen Rus liderin aynı olaya yaklaşımı farklıdır. Putin özetle şöyle der Bizde ise bu olay başka türlü biliniyor. Rus ordusu kuşatma altındayken, Katerina kuşatmayı yönetene rüşvet vermiş. Tüm kadınların takılarını zorla toplatmış kendi mücevherleriyle birlikte paşaya rüşvet olarak vermiş. Böylece Türk kuvvetleri Rus askerlerini savaşmadan serbest bırakmış. Bu olaydan sonra Petro, özel olarak kadın nişanı çıkartmış. Adını da Kutsal Katerina koymuş. Petro Moskova ya döndüğünde ilk eşini manastıra sürgüne gönderip, Katerina yı kendisine eş olarak aldı....Tarihin derinliklerinde kalmış bu olayı niye hatırladık diye, herhalde merak etmişsinizdir. O zaman hemen söyleyelim:Bir. Osmanlıyı güçlü yapan ordusu ile bürokrasisiydi. Zamanla bürokrasi yozlaştı. O yozlaştıkça ordu da zayıfladı, zayıfladığı oranda da siyasallaştı.Son yıllarında Osmanlı, bürokrat konusunda sıkıntı yaşadı. Dönemin düşünürleri buna Kaht/ı rical yani devlet adamı kıtlığı derdi.Neden ikisi çok önemliydi Önemliydi zira bürokrasi ince siyaseti bir başka deyişle krediyi, ordu da nakdi yani gücü ifade ediyordu.30 Ağustos kutlamalarında TSK Güçlü Ordu, Güçlü Türkiye sloganı ile gövde gösterisi yaptı ya!.. Sen misin yapan bazıları öyle şeyler söyledi ki dinleyince şaşırdım. Mesela bir diyordu ki Japonya güçlü bir ülke. Peki, ordusu mu var Elbette yok. Ama bilelim ki Japonların ABD ile arasında yaşanan II. Dünya Savaşını bitiren bir antlaşma da yok. Dolaysıyla ordu kurma özgürlüğü de yok.Simdi ben diyorum ki zafer haftasını kutlayan TSK pankarta ne yazsaydı Söz gelişi Güçlü turizm güçlü Türkiye sloganı sizce uygun olur muyduİki. Önce Kürt, sonra demokrasi açılımı altında başlatılan süreç, görünen o ki zaman tünelinde buharlaşıp gidecek. Daha önce de söyledik bu ülkede elbette her yurttaş temel hak ve özgürlüklerini kullanacak. Ama bilelim ki demokratik toplumlarda özgürlüklerin finansörü birey, hakların ki de devlettir. Söz gelişi seyahat etmek senin özgülüğünse bedelini de sen ödeyeceksin. İş sahibi olmak hakkınsa /ki öyle/ onun koşullarını da devlet yaratacaktır.Üç, Ermeniler ile diplomatik ilişkilerin kurulması ve dolaysıyla sınırın açılması konusu son günlerin gündemi. Bilenler biliyor ki bu açılım AB ile ABDnin isteğidir. Özünde de Kafkaslardan Avrupaya gidecek olan enerji hatlarının güvenliği yatar. Bu bizim de menfaatimizedir. Ancak bu bağlamda Azerileri darıltır, Rusyayı göz ardı edersek bilelim ki bu işin de sonu sıkıntı olur. Kaldı ki bu zaman diliminde biz Rusyaya onlarda bize muhtaç. Ayrıca bir gerçeği de teslim eldim ki milletlerin sürekli dostlukları veya düşmanlıkları olmaz. Peki, neyi olur Menfaatleri olur. İşte güçlü ordu da uluslar arası menfaat ilişkilerinde işin olmazsa olmazıdır. Sizce de öyle değil mi 07 08 2009