REKTÖRÜN ONURU VEYA DOÇENTİN GURURU!..

Hüseyin Sarı

     AKP YÖK’ü kaldırma vadiyle iktidara geldi. Ancak kaldırmayı bırakın işler içinden çıkılmaz hal aldı. Tabii bu arada en çok şikâyet edilen ve liyakat gözetilmiyor, diye eleştirilen “Rektör atamaları” şerit değiştirip tam gaz sürüyor
     Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül'e YÖK kerameti kendinden menkul ölçütlere dayandırarak yaptığı rektör aday listesini bir değişiklik yaparak aynen onadı. Yani YÖK, akademisyenlerin kendi üniversitelerine rektör seçmek için verdikleri oyu ciddiye almayarak kafasına göre liste yaptı ve Cumhurbaşkanına sundu. Sayın Gül’de gereğini yaptı.
     Rektör olarak atananlar elbette saygın kişiliklerdir. Ama ortak paydaları keşke "Türbana Özgürlük Bildirisi"ne imza atmaları olmasaydı.
     Neyse konumuz bu değil. Beni oldum olası rahatsız eden bu uygulamadan ziyade; seçilme hakkı olmayanların amiyane değişle figüran olarak kullanılması. Bu uygulama nereden bakarsanız bakın onur kırıcı.
     Peki, neden? Nedeni şu; Profesör oy kullanıyor ama dikkate alınmıyor. Doçentinki de öyle... Şimdi bir düşünün. Çobanın sandığa attığı oyun sonucuna milletin iradesi diyor ve haklı olarak saygı gösteriyoruz. Ama kariyer sahibi kişilerin oyu ile adeta alay ediyoruz.
     Şimdi diyeceksiniz ki birde “Yardımcı Doçentler” var. Onların durumu daha da vahim. Kadro garantileri olmadığı için oy deposu olarak görülüyorlar ki bu da onları kimlik erozyonuna uğratıyor. Hal böyle olunca da piyasa da “kitapsız profesörler” kol geziyor. Bu arada bir yelerden aşırdıklarını “kes- yapıştır” yöntemi ile kitaplaştıranlarda bu işin KDV’si.
     Bilelim ki bu gidişat -istisnaları hariç- bir yandan üniversiteleri liseleştirirken diğer yandan da çıktılarını kimliksizleştiriyor. Öyleyse profesör onuruna, doçent de gururuna sahip çıkmalı. Yardımcı Doçentlere gelince; onların durumunu düşündüğümde aklıma hep, Bolu Erkek Öğretmen Okulu’nda eğitim şefimiz Asım Kaptanlar’ın, suçlular arasında sehven yer almış olan bir arkadaşımıza söylediği “At şahlanır eşek nallanır, kurbağa da bacağını kaldırır” sözü geliyor.
     Sonuç olarak; Aday olma hakkı olmayanların oy verme mecburiyeti de olmamalı. Yardımcı doçentlik statüsü de kökten kaldırılmalı.