REFERANDUMDAN KİM GALİP ÇIKTI?

Hüseyin Sarı

    Referandumun üzerinden bir hafta geçti. Ortaya çıkan sonuçlar üzerinden herkes kendine uygun ince ayar çıkarımlar yaptı. Ayarlar öylesine inceden inceye kurgulanıyordu ki hazretler sanki sinek kanadından yağ çıkarıyordu. Hemen hepsi şark kurnazlığı içersinde işini yaptı ama kimse referandumun asıl konusu olan maddeleri yeterince sorgulayıp kitlelere anlatmadı. Hoş yapılan işlemin de referandumla yakından uzaktan pek ilişkisi de yoktu.
    Tabii burada durup haklı olarak soracaksınız:
    Peki, neden yoktu? Yoktu. Zira referandumda halka bir soru sorulur, o sorununda ya “evet” ya da “hayır” bağlamında bir cevabı olur. Hâlbuki bu referandumda 26 soru vardı ama cevap hakkı tekti. Hal böyle olunca siyasilerin atışmaları da çoğu kez kayıkçı kavgasından öte gitmedi.
    Liderleri dinlerken hep “Nasrettin Hoca”nın dediği geldi aklıma.
    Ne demişti hazret; ”Sende haklısın, sende…” Tabii bu arada kerameti kendinden menkul “Kürtçü” lider ve sözcüleri de köyü değneksiz sayıp esip gürlediler. Onları dinledikten sonra düşündüm ve dedim ki “Hoca” bile bunlara “Sende haklısın demezdi.”
    Acaba o zaman ne derdi? Zannederdim şunu derdi:
    “İyi güzelde kardeşim; sen hem demokrasiden, insan haklarından, özgürlüklerden dem vuracaksın hem de sivilleri, çoluk çocuk demeden mayınlı tuzaklarla öldüren katilerle aynı kulvarda koşacağım diye, bir yerlerini yırtacaksın.” Arkasındanda “bu ne perhiz bu ne lahana turşusu” diyerek, basardı kahkahayı.
    Sonra bu tatlı su levreklerini dizi dibine oturtur ve. “Sen önce bölge insanının, insanca yaşayacağı alt yapının eksiklerinin biran önce giderilmesinin kavgasını ver gerisini bu millet halleder.” diye bir güzel azarlardı.
    Neyse biz sadede gelelim ve her şeye rağmen “referandumdan kim galip çıktı” sorusunun cevabını arayalım.
    Propaganda döneminde duruşlar etikti değildi. Hep belden aşağı vuruldu.
    Devletin bütün imkânları AKP’nin önünde yürüdü devlet kasasından hediye paketleri dağıtıldı.
    Camiler siyasetin odak noktalarından oldu ve ramazan boyunca verilen iftar sofraları AKP’nin seçim etkinliğine dönüştü.
    Okyanus ötesinden sürekli rüzgâr üflendi ve ölüler bile oy vermeye çağrıldı.
En önemlisi de her şey kurnazlık bağlamında kotarıldı.
Listeyi daha da uzatabilir ve her türlü eleştiriyi yapabilirsiniz. Ancak yine de ben “Yiğidi öldür ama hakkını gasp etme” özdeyişini temele alarak bu yarışın tek galibi “Sayın Recep Tayip Erdoğan”dır derim.
    Onun olağan üstü performansını, liderlik konusundaki yeteneğini ve de ince ayar kurnazlığına ne yalan söyleyeyim hayranım. Ve de kendisini gönülden kutluyorum.
    Şimdi burada durur ve “Peki, her şeyi kendisi yek başına mı başardı, örgütünü görmezden mi geleceğiz?” diye sorabilirsiniz. Elbette örgütü görmezden gelemeyiz. Zaten çalışmalarındaki tempoyu ve özverisini görmezden gelmek de haksızlık olur. Ama unutmayalım ki örgütü “Mudurnu Oyası” gibi inceden inceye dokuyan da aslında Recep Bey’dir.
    İktidar olmak için yola çıkanların ilgilerine ve de bilgilerine sunulur.