ORDU GÖREVE

Hüseyin Sarı

Türk ordusunun milletin gözünde ki yeri her zaman farklı, farklı olduğu kadar da ayrıcalıklı olmuştur. Bu necip millet TSKne güvenmiş ve peygamber ocağı dediği ordusunun her sıkıntının altından kalkacağına inanmış hatta iman etmiştir. Anneler erkek çocuklarına asker olacaklar, diye/ ayrıcalıklı davranıp onları askerliği yücelten ninnilerle büyütmüşlerdir.
Ordumuz da Hunlardan günümüze, kendini çağın gerçeklerine uyarlayarak dostuna güven, düşmanına korku salan konumunu hep muhafaza etmiştir. Bu özelliği günümüzde de devem eden ordumuzun geleceğe yönelik proje üretmesi, günü gelince bunları revize etmesi veya yürürlükten kaldırması konusundaki tavrı onun çağdaş olma mecburiyetinin olmazsa olamazıdır.
Unutmayalım ki çağdaşlık yarını planlama işidir ve devlet katında bu işi en iyi yapan da TSKdir. Onun bu ayrıcalıklı yanı bizleri ne yazık ki rehavete sürüklemiş başımızda kara bulutlar mı dolaşıyor Nasıl olsa ordu var ya deyip On dönüm bostan yan gel yat Osman misali, yan gelip yatmışız. Tabii en çok yatanlarda siyasetçilerimiz olmuş. Onlar sorunları çözme yerine ya ötelemişler ya da halının altına süpürmüşler. Sıkışınca da şapkayı alıp gitmişler.
Gelelim darbelere Aslına bakarsanız Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kendisi de darbelerin dolaysıyla da başarılı bir Devrimin ürünüdür. Eğer Osmanlının siyasi gücü kendini yenileyip beklentilere cevap verseydi Gazi M. Kemalin hayat çizgisi başka olurdu. Ama iyi ki böyle olmuş. Çünkü Cumhuriyet bizi kulluktan vatandaşlığa taşıyacak projesinin de adıdır.
27 Mayıs 1960 İhtilali bir darbeydi. Darbeyi yaptıranın ABD, amacının da Türkiyeyi NATOnun içinde tutmanın ötesinde Rahmetli Menderesin Moskovaya yönelişinin önünü kesmek olduğunu artık herkes öğrendi.
Peki, ikili anlaşmalar ile Türkiye Cumhuriyeti Devletini ABDnin kontrolüne sokan kimdi Galiba siyasetçiler.
Aradakileri geçelim ve gelelim 12 Eylül darbesine Gördük ki o da ABDnin Fıstıkçı Başkanı Carterin ifadesiyle bizim çocukların marifetiydi. Amaç Yunanistanın NATOnun askeri kanadına dönüşünü kolaylaştırmanın yanında Türkiyeyi ABnin kontrolüne sokmaktı.
Bu arada ABde bizi evirip çevirecek ve demokratikleşme adı altında dişimizi tırnağımızı sökecekti. Tabii bu arada zinde kuvvetleri örseleyerek Büyük Ortadoğu Projesini gerçekleştirmek için hayal gören Amerikanın işini kolaylaştıracaktı. Ama TSK onların bildiği ordu değil artık. Görünen o ki darbelerden en büyük dersi onlar çıkarmış.
Darbe dediğiniz olgular bir dizi olayın sonucudur. Onların zemin bulmasına fırsat veren olaylar yaşanırken örneğin Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Çetin Emeç vb. katledildiğinde veya Kahraman Maraş, Çorum, 1 Mayıs olayları meydana geldiğinde failleri yakalansaydı herhalde tarihin seyir defteri farklı olurdu. Ama politikacılarımız, dediğim gibi dik durmadı veya duramadı. Hatta Susurluk olayı aydınlatılsın. diye, eylem yapan aydınlıkçıları Bunlar gulu gulu dansı yapıyor diyerek, tiye alan başbakanı sonunda askerde ciddiye almadı. Eğer o dik dursaydı 98in Post modern darbesi de belki olmayacaktı.
Şimdi gelelim günümüze ortalık darbe planlarından geçilmiyor. En katmerlileri de Balyoz ile Kafes ve Poyraz. Ne zaman konuşulmuş bunlar Bazıları 2002 ve 2003de Başbakan diyor ki biz bunları biliyorduk.
Peki, o zaman biliyordun da niye gereğini yapmadın
Ordunun darbe yapmayacağı artık ayan beyan anlaşıldı ya şimdi ona dayılanmak sanki moda oldu. Ağzı olan konuşuyor. Mesela bazıları şeffaflık adına diyor ki askeri harcamalar Sayıştay murakıplarınca kâğıt üzerinde değil bizzat yerinde yapılsın.
Eyvallah
Bunun içinde yakında yasa da çıkacak zaten.
Ona da eyvallah!..
Ama bu parlamentonun öncelikle kendini şeffaflaştırması daha uygun olmaz mı Üstelikte yapılacak iş belli dokunulmazlık zırhını, kürsü masuniyeti sınırlarına çekmek. Bunu yapmak gece yarısı operasyonlarına alışık bir meclis için zor olmasa gerek. Ama ne hikmetse kimse oralarda değil.Var mı yok mu darbe! Yat darbe, kalk darbe Boşuna didiklemeyin bu ülkede darbe falan olamaz artık. İsterse millet topyekûn Ordu göreve diye, dilekçe versin, yine de olmaz. Neden mi Öncelikli nedeni Türk Ordusu artık ABDnin kontrolünde değil. Saniyen bugünlerin aktörleri o darbelerin ürünü de ondan. Ayrıca bu ülkenin yurttaşları ne darbe istiyor ne de şeriat. Onların istediği tek şey insanca yaşamak. Yani iş ve aş.