ÖNCE LAFA BAKARIM LAF MI DİYE...

Hüseyin Sarı

Mevlananın başlık yaptığımız bu sözünü telaffuz etmek son günlerde moda oldu. Çünkü toplumun beklentilerine sırtını dönen politikacılar, gerçeklerden kaçmanın yolunu kişilik siyasetinde buldular. O nedenle de lafı evirip çevirip Mevlanaya getiriyor ve cehaletlerini onun şu sözüyle örtmenin telaşına düşüyorlar:
Önce söze bakarım laf mı diye sonra söyleyene bakarım adam mı diye.
Son günlerin polemiği İsmet Paşa Hitler benzeşmesi bağlamında gelişen tartışmalarda bu söz taraflar arasında gitti geldi. Şimdi biz kem söz sahibine aittir diyerek politikacıları baş başa bırakalım ve 37 yıl önce kaybettiğimiz rahmetli İsmet Paşa ile ilgili birkaç tespiti sizlerin ilgi ve bilgilerine sunalım
Ünlü yazar Antoine Zischka Gizli Harpler isimli eserinde, Ortadoğu halklarının birbirleriyle olan sonu gelmez kavgalarını anlatırken iki kel, bir tarak için dövüşürler benzetmesini yapar. Onun tespitine göre Batının emperyalist güçleri, 1854 yılından itibaren bölgede at oynatmaya başlamış, bölgenin akraba topluluklarını birbirine kırdırarak da amaçlarına ulaşmışlardır. Bunu da bölge liderlerini satın alarak yapmışlardır. Her biri birer mülk devleti olan liderlerin konumları, bugün için de pek fazla değişmemiştir.
Aynı yazar, dünden bugüne gelen süreç içersinde bölgenin sosyo/kültürel ve siyasal yapısında rol oynayan liderleri incelerken Onlarca lider arasında sadece iki lider temiz kaldı. Bunlar İsmet İnönü ile M. Kemal Atatürktür der.
Zischkanın bu tespiti elbette yerinde ve de doğrudur. İnönünün siyasi tercihleri ile ilgili muarızları her şeyi söylemişler ama hiç biri onun harama el uzattığı, garip gurebanın malını eşe dosta peşkeş çektiği, devlet hazinesinde yolsuzluk yaptığı konusunda tek söz etmemiş veya edememişlerdir.
Ona yönelen eleştiriler Seçmene selam, iktidara devam türündendi. Hitler benzetmesi de bunlardan biri ve de gündem değiştirmeye yönelik çakmaların en önde gidenidir. Ama bilelim ki bu benzetme aynı zamanda ecdada da hakarettir. Unutulmasın ki Hitlerin zulmünden kaçanların ülkemize sığındığı günler de İsmet İnönü ya başbakan ya da cumhurbaşkanıydı.
Rahmetli Uğur Mumcu, Bilgi sahibi olunmadan fikir sahibi olunmaz derdi. O nedenle birilerinin yazdıklarını okuyarak fikir sahibi olunmaz, sığlıklar giderilemez.
Rahmetli Menderesin de benzeri çıkışları olmuştu. Sırf politik mülahazalarla İsmet Paşaya yüklenirken Sen II. Dünya Savaşına girmeyerek bu milletin erkekliğini öldürdün demişti. Ayakları yere basmayan bir tespit bu. Ama o böyle deyince yandaşları da Bizi aç bıraktı. Camileri depo yaptı türünden söylemler geliştirdiler. Hatta bunlardan biri bir gün İnönünün karşısına dikilerek sen bizi aç bıraktın diyecek kadar işi ileri götürünce Paşa evet belki sizleri aç bıraktım ama babasız bırakmadım diyerek, insanlığa da önemli bir mesaj vermiştir.
Şimdilerde birileri bu yüce insanların kelle koltukta kurdukları TBMMnin çatısı altında bağırıyor Ben babamın nüfus cüzdanındaki ekmek vesikası aldığına yönelik damgaları nasıl unuturum Unutma. Ama bir şeyi de aklından çıkarma:
Eğer biz II. Dünya savaşına girseydik, senin belki de babanın nüfus kâğıdını görme şansın bile olmayacaktı
Biz böyleyiz işte. Açlığı söyleriz ama sadece Almanyada 13 milyon insanın canını alan II. Dünya Savaşı batağından bizi çekip çıkaranın hakkını teslim etmekte bazen haddimizi aşarız. Aşınca da birileri bize Mevlananın sözünü hemen hatırlatıverir. Bizde öyle yapıp yazımızı bitirelim istedik: Suskunluğum asaletimdendir. Her lafa diyecek cevabım var ama bir lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene bakarım adam mı diye