OLURSA OLUR SUYU OLMAZSA

Hüseyin Sarı

Herhalde sizlerde farkındasınızdır. Ülkeyi yönetenler sanki akıl tutulmasına uğramış. Mecliste ülkeyi yönetenler konuşuyor ama konuşanın ağzından çıkanı kulağı duymuyor. Devletin sevk ve idaresinden birinci derecede sorumlu olanları dinleyince aklıma Damat Feritin öyküsü geldi.
Öykü bu ya Damat Feritin eşi yani II. Abdülhamitin kız kardeşi Mediha Sultan abisine gelir ve şöyle der Hünkârım!.. Bilirsiniz Ferit kulunuz Londra büyükelçiliğinde kâtip olarak görev yapıyor. Lütfet emir buyur da onu oraya büyükelçi yapıversinler.
Hünkâr sinirlenir ve kükrer hemşire hemşire sen devlet yönetmeyi oyuncak mı belledin. Ferit Efendi bakkal dükkânı bile çalıştıramaz Kâtip olduğuna yat kalk şükret.
II. Abdülhamitin bakkal dükkânı bile işletemez dediği Feriti Vahdettin sadrazam yapmıştır.
Keçecizade Fuat Paşa, Osmanlının buharlaşmasının nedenlerinden birinin çulsuz çapsız kişilerin devlet adamı rolüne soyunmasına bağlar ve bu olguyu da Kaht/ı rical yani devlet adamı kıtlığı deyimiyle ifade eder.
Galiba günümüzde başımıza gelen sıkıntıların nedenlerden biri, beklide en başta gelen nedeni de siyasetçilerimizin devlet adamlığına terfi etme konusundaki başarısızlıkları olmuştur.
Onun için de ben diyorum ki ülkeyi kaos ortamına sürüklemek isteyenler galiba en büyük desteği devlet adamı rolüne soyunmuş siyasetçilerin sığlıklarından alıyorlar. Ve bilelim ki sokağın bu hale gelmesinin vebali iktidarın omuzlarındadır.
AKP hükümeti kronikleşmiş bazı sorunların çözümlerine soyunurken çoğu kez ya ideolojik ya da istim arkadan gelsin mantığı ile davrandı. Bu nedenle de Türban sorunu ve Anayasa değişikliği başta olmak üzere bazı kronik problemlerin çözümü içinden çıkılmaz hal aldı. Bazılarına da iktidar, üstelikte söz verdiği halde, hiç girmedi. Tabii bu arada iktidar ile muhalefetin ilişkileri de /deyim yerinde ise/ kangren oldu.
Peki, bu ilişkilerin, özellikle de Kürt açılımı bağlamında, normalleşmesi nasıl olacak Elbette bu noktada düğümü çözecek makam şüphesiz cumhurbaşkanlığıdır. Yazık ki devletin kurumlarının uyum içinde işletmesinde ön alacak olan Sayın Gülün seçilmesi sürecinde yaşananlar şimdilik bunu imkânsız kılmaktadır.
Sayın Başbakanın çağrısına uyup olayları büyütmesek de sokak gösterilerinin halkımızın büyük bir kesiminde rahatsızlık yarattığı muhakkak. Görünen o ki yaşananlar her geçen gün ayrışmayı biraz daha derinleştiriyor. Görüntüler özellikle Kürtçü olmayan Kürt kökenli yurttaşlarımızı çok daha derinden etkilemekle kalmıyor derinden derine de düşündürüyor. Ama onlar Anadolu insanına özgü değerlerin ışığında çözümü bulmuşlar. Geçen gün arabasına bindiğim bir taksi şoförü laf arasında şöyle diyordu:
Ben Zazayım. Karım Laz. Ama oğlum Türk
Zaten anayasada yerini bulan Türk Milleti sözü de bir anlamda bunu çağrıştırıyor. Ama bilelim ki Anadoluda birçok topluluğu içinde barındıran Selçukluları da, Osmanlılıları da kuran çekirdek kadro Türktü. Tabii Türkiye Cumhuriyeti Devletini kuranlarda
Peki, nerden belli Çünkü divanda, dergâhta ve mecliste konuşulan dil Türkçe. Devletin yaptığı yazışmalar Türkçe, Meclisin adı Türkiye Büyük Millet Meclisi, dolaysıyla devletin adı da Türkiye Cumhuriyeti Devleti oldu.
Eee.. Esi şu Geldiğimiz bu nokta da kişi onurunun güvencesi olan temel hak ve özgürlükleri bu ülkenin ortak paydası olan her yurttaşımız sonuna kadar kullanacaklar. Ve devleti yönetenler de özgürlüklerin kullanılmasından değil, kullanılamamasından korkacaklar. Tabii bu ülkenin yurttaşları da ülkem varsa ben varım duygusunu benliklerinde hissedecekler.
Bu yazıyı okuyanlar şimdi sorabilirler başlıkla ne alaka Alakası anlatacağımız fıkraya zemin tutması için diyelim ve onu da hemen anlatalım.
Adam ağır işlerde çalışan bir emekçi. Her akşam bir şeyler olur diye karısı ocağa suyu koyup bekliyor. Ama eve yorgun argın gelen koca yemeğini yer yemez rehavete kapılıp uyuyor. Bir iki üç derken bir akşam sofraya oturmadan ocakta asılı ve de üzerinden dumanlar çıkan bakracı fark ediyor ve eşine soruyor:
Hayrola hatun bu su neyin nesi Kadın cevap veriyor aman adam olursa olur suyu olmazsa hamur suyu
Peki, o zaman fıkra neye zemin tutuyor Tabii o da hükümetin her neviden açılımlarına