Obama Kucağımıza Ne Bıraktı

Hüseyin Sarı

Geçen haftanın gündemine ABDnin çiçeği burnundaki başkanı Obamanın ziyareti damgasını vurdu. O gitti ama söylemleri, vücut dili, sempatik tavırları ve karizmatik kişiliği gündemi meşgul etmeye devam etti. Herhalde sizlerde fark etmişsinizdir ziyaretin ekseninde gelişen olayların ciddi analizini yapanlar olduğu gibi işin magazin boyutu ile uğraşıp methiyeler düzenlerde var.Aslına bakarsanız ABD başkanının söylem ve isteklerinin özü, Amerikanın emperyal çıkarlarının altını bir kez daha çizmekten ibaretti. Burada dikkat çeken üsluptaki farktı. Bush kovboy mantığı ile istiyordu, Obama biraz daha kibar ve sevecendi. Üstelik gururumuzu okşamayı da ihmal etmedi. Örneğin Anıtkabirde yazdıkları çok ince ayar bir mesajdı. Görünen o ki Obama Atatürk ün kişiliğini, felsefesini ve cumhuriyetin özünü hiçbir tereddüde yer bırakmayacak kadar net özümsemiş.Türkiye Cumhuriyeti Devletine ABDnin yakıştırdığı Ilımlı İslam anlayışına Obama, Anıtkabir şeref defterine yazdığı satırlarla son verdi. Türkiye Cumhuriyetinin laik ve demokratik niteliğine yaptığı vurgu da gösterdi ki Onun metin yazarları ki bu gurubun başındaki kişi 24 yaşında bir genç/ ve başkanın bizatihi kendisi devletimizin temel felsefesini bizi yöneten bazı politikacılardan daha iyi biliyor. Değişik vesilelerle yazdık insan onuruna yakışan en iyi rejim, laik felsefeyi temele alarak katılımcı demokratik anlayışı hayta geçirmeyi başaran rejimdir. Zaferi arkasına alarak tercihini bu yönde yapan M. Kemal Atatürk ayrıca insana yönelik politik tercihleriyle de tarihin akışını değiştiren liderdir. Zaten Obamada kendi el yazısıyla bu gerçeğin altını bir kez daha kalın çizgilerle çizmiştir.Bu genel değerlendirmeyi yaptıktan sonra şimdi gelelim kucağımıza bıraktığı dosyalara. Ana başlıklar halinde sıralayacak olursak bunlar:Kürt sorunuErmeni sorunuIrak sorunu İran sorunu veAfganistan sorunu.Türkiyeyi ilk elden ilgilendiren şüphesiz Ermeni ve Kürt sorunudur. ABD başkanı TBMMndeki konuşmasında lafı döndürüp dolaştırmadan dedi ki geçmişinizle yüzleşin. Ermeni soykırımını tanıyın. Ermenistanla aranızdaki sınırı açın. İyi güzel de adaşım biz sınırı durduk yere kapamadık ki. Önce çıksın Ermeniler Dağlık Karabağdan. Arkasından vazgeçsin Ermeni diasporasının kuyruğuna takılmaktan bak o zaman ne oluyor sadece sınır kapılarını değil gönül kapılarımızı da açarız. Zaten 90/ 100 bin civarında Ermeni kayıt dışı olarak ülkemizde yaşamıyor muBu vesileyle söyleyelim ki bu milletin geçmişinde insanlık suçu yoktur. Kabahati derseniz, işte ondan çoktur. En çok kabahati de kurduğu devletler, Fars ve Arap kökenli düşünürlerin etkisiyle kurucu unsura yani Türkmene karşı işlemiştir.Obama diyor ki biz geçmişimizle yüzleştik. Hangi geçmişinizle Amerika kıtasının yerlilerini yok eden politikalarınızla mı, Kore, Kamboçya ve Vietnamda yarattığınız sendromlarla mı Yoksa binlerce kişinin kanına girdiğiniz Iraklı mazlumların ahıyla mıKürt sorunu karşısında ne yazık ki baltayı taşa vurdu ve bu ülkenin vatandaşları için azınlık tabirini kullandı.Kürt tandanslı vatandaşlarımız keşke azınlık olsaydı. İşte o zaman Kürt Sorunu daha kolay çözülür hatta bu konuma bile gelmezdi. Ama bilelim ki Lozan Antlaşması hükümlerine göre azınlık statüsünde olan guruplar Hıristiyan unsurlardır. Onlar da daha sonra kendi istekleri ile azınlık statüsünden çıkıp yurttaşlık statüsüne geçmişlerdir. ABD başkanın bu bağlamda değişin diyor ve kendi konumunu örnek gösteriyor. İyi güzelde sen Zencilerin kurduğu ve etnik değerler üzerinden siyaset yapan bir partinin başkan adayı olamadın ki Sen sistemin başkanısın. Kürt siyasetçilerde Türkiye Cumhuriyetinin vatandaşlığını içine sindirsin gerisi emin ol ki teferruat olur ülkemizdeİran Irak ve Afganistan ile ilgili dosyalara baktığımızda da görünen şudur:Türkiyeyi görmezden gelerek ve ya onu itip kakarak bu coğrafyada kimse sörf yapamaz. Son söz. Başkan Obamanın ziyareti bize tarihimizin unutulmuş bir ayrıntısını hatırlattı. Olay şu Tanzimat Fermanının hamisi Padişah Abdülmecit mermer plaka üzerine yazdırdığı iyi niyet mesajını Washington anıtına konmak üzere ABDye gönderir. Aslına bakarsanız XIX. Yüzyılın ortalarına dış ticaretin özelliklede silah ticareti açısından Osmanlının en yoğun ilişki kurduğu ülkelerin başında ABD gelir. Bu sıcak ilişkilerden dolayıdır ki Osmanlı, Meksika ile savaşan Amerikaya 35 deve göndermiş ABD ordusu da bunları Meksika çöllerinde ikmal aracı olarak kullanmıştır.Peki, bu deve olayını niye yazdık Mademki Obama, ilişkilerle ilgili bir detaya vurgu yaptı. Bizde yapalım da Temelin dediği gibi bir bizden bir de onlardan olsun. 13 04 2009