KOZMATİK ODANIN PATATESLERİ

Hüseyin Sarı

Seferberlik Tetkik Kurulu temel alınarak başlatılan tartışmalar sözde gündem yaratmak adına, Karagöz/Hacivat geleneğimize uygun düşen bir formatta sürdürülüyor. Başbakan yardımcısı ile muhalefet sözcüleri arasında sürgit devam eden ve de kabak tadı veren bu tartışmalar, özellikle de muhalefet sözcüleri tarafından daha ciddi konulara çekilmelidir.
Diyeceksiniz ki eski adıyla mahrem, moda deyimi ile Kozmik odalar devlet hayatında ciddi konular değil mi
Elbette ciddi konular. Her bireyin, ailenin, kurumun nasıl özeli ve de kutsalı varsa, elbet devletinde yüksek derecede gizli sırları olacaktır. Aksi halde, eskilerin tabiriyle harem/i ismetine girilen veya bir başka deyişle, sırları ortalığa dökülen bir devletin devamına imkân kalmaz.
Peki, bu hep mi böyleydi Elbette böyleydi. Osmanlının en mahrem sırlarının konuşulduğu Topkapı Sarayındaki arz odasının duvarları ses geçirmez fil derisinden kaplanmıştır. Duvarları camsız olan bu odanın içinde konuşulanlar dinlenmesin, diye yine aynı odanın içinde özel yapılmış çeşmelerden sürekli sular akardı. Adı Mahrem oda olan bu mekâna kimin nasıl gireceği konusu da sık elenip ince dokunarak bir kurallar manzumesine bağlanmıştı.
Gerçekten de dünden günümüze dünyada, mahrem konularını herkesin gözü önünde konuşan, sırlarını etrafa saçan bir devlet olmamış mıdır Elbette hayır. Gidin bakalım Almanyaya, Fransaya, İtalyaya İngiltereye sorun ve deyin ki I. Dünya Savaşı öncesi Osmanlıyı yıkmak için çevirdiğiniz dolapların istihbarat bilgilerini açıklayın. Görün bakalım ne cevap alacaksınız.
ABDne PKK nerede ve nasıl kol lojistik destek verdiniz diye sorun. Sorun da stratejik ortağınız ne cevap verecek görün.
Peki, o zaman bu veya benzeri ihanetlere karşı geliştireceğiniz stratejik planlarınızı tellala mı vereceksiniz. Tabii ki hayır.
Uzun lafın kısası her devletin mahremi ve mahremlerini sakladığı gizli sır odaları vardır. Olmalıdır da. Bu mekânları Hurşit Ağanın kahve müşterisi edasıyla hafife alıp sulandırmak ne siyasetten geçinenlere ne siyasetçi geçinenlere, ne de yazıp çizdiği için kendini aydın sayan kişiliklere ikbal getirmez.
O zaman devlet içinde devletçikler mi olusun Elbette olmasın. Ama zaten devletin bütün kurumları, bu arada TSKde, TBMM veya onun adına görev yapan kurumların denetimine tabi değil mi Örneğin, ordunun tüm harcamalarını Sayıştay denetlemiyor mu
Eğer denetim konusunda bir eksiklik varsa bunu gidermek de siyaset kurumunun görevidir. Diyebilir ki ben Kozmik odaları denetleyeceğim. Çünkü oralardan kötü kokular geliyor. 15/20 subayın adı ortalıkta şöyle veya böyle dolaşıp duruyor. Ben TSKnin itibarını da korumakla mükellefim.
Doğrudur. Demokrasilerde milletin dolayısıyla da siyasetin kıblesi TBMMdir. İyi güzelde TBMMnde de milletvekillerine ait 300 tane suç dosyası bekliyor. Bunların içinde kalpazanlıktan, nitelikli dolandırıcılığa kadar isnat edilmiş suçlar da var. Gelin önce şu dokunulmazlık konusunu Kürsü Masuniyeti sınırlarına çekin. Çekin de önce siyasetin kendisi bir temizlensin
Ben böyle derim ama bir başkası da şöyle söyleyebilir:
Ordu son yıllarda en büyük mücadeleyi dış destekli bölücü örgüt PKKya karşı veriyor. Şimdi siz Kozmik Odalarda denetim yapmak istediğinizde PKK meclisteki uzantısı olan ve İmralıdan talimat aldığını açık seçik beyan eden Barış ve Demokrasi Partisinin üyelerini de komisyona alıp devletin mahremine sokacak mısınızDevleti yönetenler veya yönetmeye talip olanlar lütfen biraz daha ciddi olalım. Emin olun ki millet artık gündem değiştirmeye matuf atraksiyonları yemiyor. Kozmiki kozmetik e dönüştürüp kendince dalgasını geçenlere de öfke biriktirmekten de geri durmuyor. Tabii oralardan patates devşirenleri de görmezden gelmiyor.