KÖRLER SAĞIRLAR BİBİRİNİ AĞIRLAR

Hüseyin Sarı

Aslına bakarsanız ülkenin gündeminde ön plana çıkan üç temel konu var Ergenekon Davası Gazzede yaşanan insanlık dışı olaylar ve her geçen gün daha da derinleşen Ekonomik Kriz. Bunlar içersinde bana göre en önemlisi ekonomik kriz. Bu bağlamda yaşanan olaylar elbette salt bizim suçumuz değil. Ama bir yandan öz varlıklarımızı satıyor diğer yandan dış ve iç borçlarımız artıyor, öbür yandan da sattıklarımızı aratmayacak ve de sanayileşmenin motoru olacak yeni kurumları yazık ki devreye alamıyoruz.

Peki, neden alamıyoruz

Alamıyoruz zira devlet uzunca bir süredir müflis tüccar mantığı ile hareket ediyor. Hâlbuki ekonomi önemli, Ne demişti ünlü düşünür İbn/i Haldun ( 1332/1406 ) ... Devletlerin kuruluşunda, yükselişinde ve çöküşünde ekonomi her zaman belirleyici bir etken olmuştur.

Onun için de farklı olaylar ne denli çaplı olursa olsun devleti yönetenler ekonomik bağlamda ipin ucunu asla kaçırmamalıdır. Eğer o giderse bilelim ki arkasından her şey çorap söküğü gibi gelir.

Ülkenin gündemini oluşturan diğer bir konuda Ergenekon Davası

Basında, özellikle de hükümeti kayıtsız şartsız destekleyen kanallarda konu Ergenekon Davası olunca konuşmacılar, Rusların ünlü matruşkaları gibi birbirlerinin içinden çıkarak ahkâm kesip hüküm veriyorlar. Aksini düşünenler de öyle. Bu bağlamda beni rahatsız eden iki şeyden biri gözaltına alınan kişinin kafasının bastırılarak polis otosuna bindirilmesi, diğeri de istim arkadan gelsin misali kanıtların sonradan toparlanması. Yoksa herkes yanlışta yapar suçta işleyebilir. Suç ve ceza kavramları aynı yumurta ikizi gibidir. Bu da suç işleyen her kimse cezasını eksiksiz çekecektir, anlamına gelir. Çekmelidir de... Ancak suçsuz bulunan ve mahkeme kararıyla serbest kalan Sayın Em. Org. Tuncer Kılınçın kırılan onurunu kim onaracak. Tabii diğerlerinin de... Zaten işin püf noktası da burası...

Tarih der ki... Adaletin gerçekleşmediği toplumlarda hayatın devamına imkân yoktur. O nedenle de egemenliği kullanan kurumları işleten kişilerin giydikleri elbisenin kumaşı hukuk markası da adalet olmalıdır. Ve onların tekbir gömleği olmalı, bayramda da idam sehpasında da onu giymelidir.

Onun için de dava sürecinde en doğru tavrın bekleyip görmek olacağını düşünüyorum. Zira biliyor ve de inanıyorum ki hiç kimse sürekli yalan söyleyecek kadar anasından zeki doğmamıştır. Yani birileri birilerini ila nihayet yalanla oylayamayacaktır. Ama ben derim ki bu davanın en başta adı yanlıştır. Zira davalar dosya numaralarıyla ifade edilir. İşin sistematiği budur. Ergenekon adı birilerinin yakıştırmasıdır. Ergenekon bizim kültürümüzde bir destanı adıdır. Destanlar ise yazılı anayasaların henüz toplumların hafızasına düşmediği zamanlarda modern anayasaların misyonunu üstlenmiş sözlü manifestolardır. Ve Ergenekon Destanının kendi iç tutarlılığını tamamlayan iki öğesi vardır ki bunlar bizim her coğrafyada ve de her koşulda ayakta kalmamızın mitlerini oluşturmuştur.

Mitleri merak mı ettiniz Eğer ettiyseniz hemen söyleyelim bunlar Demir Dağ ile Bozkurttur. Demirden bir dağın eritilmesi iradeyi, kurt ise özgürlüğü ifade eder. Kurt hayvanlar âleminde özgürlüğünde ödün verip evcilleşmeyen tek yaratıktır. O nedenle de sirklerin aktörleri arasında yer almaz.

Cumhuriyet M. Kemal Atatürkün eseridir. İlginçtir Atatürkle ilgili olarak H.C. Amstrong adlı bir İngiliz yazarın kaleme aldığı biyografinin adı da Bozkurttur. Ve bu kitap Gazi M. Kemal hakkında yazılan ilk biyografik eserdir.

Gazzede olup bitenlere gelince, orda yaşanan insanlık dışı olaylar ve bunlara verilen tepkiler TV kanallarından naklen izleniyor. Konun değerlendirmesi ise başlı başına bir yazı konusu. Ama şu kadarını söyleyelim ki sadece Gazze olanlar değil, bütün Arapların başına gelenler aslında Osmanlıya yaptıklarının yazık ki diyeti oluyor. Eğer bugün ölenlerin ataları yıllarca İngilizlerle işbirliği yapıp Osmanlıyı arkadan vurmasaydı şimdi o çocuklar ölmeyecekti.. 12 01 2009