KÖR ÖLÜNCE BADEM GÖZLÜ OLUR

Hüseyin Sarı

Tarihimize 93 Harbi olarak kayıt düşen yılların yani 1877/78in önü ve arkası Osmanlının sıkıntılı günleridir. Balkanlardaki gelişmeleri, kendi çıkarları doğrultusunda düzenlemek üzere 23 Aralık 1876da İstanbulda toplanan batılı ülkelerin delegeleri Haliç Konferansını araç yaparak Osmanlıyı hırpalayacak bir dizi kararı hayata geçirmenin peşine düşmüşlerdir. Devlet ricali batılı devletlerin elinden bazı kozları almak ve konferansın etkinliğini azaltmak üzere bazı kararları uygulamaya koydu ve sonuçta:
İstifa eden Mütercim Rüştü Paşanın yerine Mithat Paşa Sadrazam oldu.
23 Aralık 1876 da Kanun/i Esasi (Anayasa) yürürlüğe girdi.
Parlamentonun açılması karara bağlandı.
Meclis/i Umumi adını taşıyan parlamento Heyet/i Mebusan ve Heyet/i Ayan olmak üzere iki meclisten oluşuyordu. Kanun/i Esasiye göre ayanların seçimi padişaha bırakılmış. Şartlara gelince:
Erkek olmak, Türkçe bilmenin yanında seçimlerin gizli olacağı ve ayan sayısının mebus sayısının 1/3 oranında kalacağı da hükme bağlanmıştı.
İlan edilen anayasanın önemli bir hükmü de devletin hayrına olması kaydıyla, padişaha meclisi dağıtma hakkının verilmesiydi. Meclisin teşekkülünün temel esaslarını belirleyecek bir yasanın çıkartılamamış olması, sonuçta mebusan üyelerinin vilayet meclislerince seçilmesine neden olmuştur.
Neticede, dış etkenlerin zorlamasıyla da olsa, 19 Mart 1877de parlamento siyasi hayatımıza girdi. Ne var ki meclisin sağlıklı işlemesinin alt yapısı yoktu.
Peki, ne yoktu
Her şeyden önce halk ile meclisin arasındaki arz/talep dengelerini kuracak siyasi partiler yoktu. Gerçek anlamda siyasi partilerin ortaya çıkışı 1908den sonra oldu. İlki de İttihat ve Terakki Partisidir.
Sonra kaç tane kuruldu, kaç tanesi yoluna devam etti, kaçı kapatıldı İşin bu tarafı ayrı bir araştırma konusu. Ama merak edenler onu da yapmışlar. Sözgelişi geçen yıl kendini tasfiye eden DYP genel sekreteri Serhan Yücelin Türkiyenin Siyasal Partileri adlı çalışmasında 146 yıllık süreçte kurulan parti sayı 337dir. Bunların 89u Osmanlının son yıllarında kurulmuştur. 1980 yılına kadar kurulan parti sayısı 103, 145 tanesi de 1980 sonrası son 25 yılda kurulmuştur. Bu gün için sayı kaça çıktı Saymadım.
Kısaca demokrasinin mabedi, partiler mezarlığına dönüştükçe istisnaları olsa da/ politikacının da yarısı yalan, yarısı da talan olmuş.
Kapatma işine gelince:
1950den günümüze kadar 27 tane siyasi parti kapatılmıştır. Bunların 25ni Anayasa Mahkemesi kapatmıştır. İkisini özel mahkemeler Gerisi siyasi mevta...
Aslına bakarsanız demokrasilerde parti kapatma gibi bir durum söz konusu olamaz. Olmamalıdır da. Ancak hiçbir siyasi parti de kendisine meşruiyet sağlayan devletin kuruluş felsefesi ile didişip onun sembollerine sırtını dönmemelidir. Demokrasi bir yönüyle de uzlaşma sanatıdır. Uzlaşmak birinin tahakkümüne girmek değildir. Tam tersine farlılıkları muhafaza ederek bir arada yaşamanın hazzına varmaktır.
Peki, devletin nimetlerinden yararlanıp onun varlık sebebini görmezden gelenlere karşı koruma mekanizmaları devreye girmesin mi Bir başka deyişle çiçeği burnunda Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) eş başkanı Selahattin Demirtaşın halkı sivil itaatsizliğe teşvik eden tavrı alkışlansın mı Hangi devlet varlık sebebinin örselenmesine seyirci kalır
Bu konudaki eksiğimiz demokrasiyi özde değil sözde yaşamamızdadır. Hoş görümüzde şüphesiz ondan kaynaklanıyor. Gidin, aynı tavrı demokrasinin beşiği sayılan İngilterede sergileyin. Sergileyin de dünya kaç bucak görün bakalım!..
Aynı durum iktidar partisi için de geçerlidir. Hem de iki defa geçerlidir. O nedenle de Cumhuriyet Başsavcısının Hakkında dava açılacak parti bunu hisseder şeklindeki sözlerinden, Başbakan Sayın Erdoğanın alınganlık göstermesi anlamsızdır. Ama AKPde onun genel başkanı da bu güne kadar mağduru oynayarak ve bu arada gerilimin katsayısını sürekli yüksek tutarak büyüdü. Geçen salı günü TBMMde meydana gelen kavgaya sebep olan türban da bu anlayışın bir gereği olarak gündeme getirildi ve başarılı da olundu. Anlaşıldı ki erkan seçimin sath/ı mailine girdik.Devletin gece bekçilerine ve de politika yapanlara duyurulur parti kapatılarak iktidar olunmuyor. Halkın dediği gibi tam tersi oluyor. Yani Kör ölünce badem gözlü oluyor.