KATİLLERLE BİRLİKTE YAŞAMAK…

Hüseyin Sarı

       Evet, iyi ki hukuk var ve anayasamıza göre devletimiz “hukuk devleti.” Ancak son bir haftadır yaşananlara baktığımızda ülkemizde akla ziyan işler oluyor. Çok yazılıp çizildiği için detaylar üzerinde durmuyorum. Tabii Adalet bakanı ile Yargıtay başkanı arasındaki basın üzerinden gidip gelen mesajlara da söyleyecek sözüm yok.
       O zaman sözümüz ne olacak? Sadece kısa bir öykü ve bir paragraflık bitiş cümlesi,
       Aslına bakarsanız bu öyküyü yaklaşık bir yıl önce yaşanan ve vicdanları yaralayan bazı hukuk ihlalleri nedeniyle yazmıştım. Öykü bu ya:
       “… Çok eski yıllarda krallıkla idare edilen bir ülke varmış. Ama bu ülkede hukuk ve hâkimler de varmış. Törelere göre bir vatandaş öldüğünde, şehir merkezindeki dev çan bir defa, eşraftan birisi ölürse iki, büyük bir devlet adamı ölürse üç defa çalınırmış.
       Kral öldüğünde de çalınma sayısı dörde çıkar ve sesi de uzun uzun yankılanırmış.
Gel zaman, git zaman şehirde bir olay olmuş ve iş mahkemeye intikal etmiş.
       Davanın sanığı olarak mahkeme huzuruna çıkarılan kişinin masumiyetini bütün vatandaşlar bilmekteymiş. Bir formalite olarak görülen ve de sanığın beratı beklenen bu davadan sürpriz bir karar çıkmış; sanık para cezasına mahkûm olmuştur.
       Hâkim kararı sanığın yüzüne okuduktan sonra bir diyeceğin var mı? diye sormuş. Sanık da cevaben “hayır” demiş.
       Mahkeme bitmiş, dinleyiciler dağılmış ama kafalarda da bir istifam oluşmuş. Ve tam bu sırada dev çanın sesi duyulmuş. Tabii herkes merak etmiş; acaba kim öldü ?..
       Çan bir defa daha çalmış. Kalabalık mırıldanmış; eşraftan biri öldü.
       Şehir çan sesi ile bir defa daha inlemiş. Kalabalık bir birine sormuş:
       Ölen büyük bir devlet adamı, acaba kim? Soruya cevap alınmadan çan bir defa daha yeri, göğü inletmiş.
       Herkeste bir feryat; eyvahhh kralımız öldü!.. Ancak törede görülüp işitilmemiş bir şekilde çan, beş ve altıncı defa da çalınmış. Yer gök inlemiş ve sonra da sesler kesilmiş. Herkes merak içine bunun ne anlama geldiğini öğrenmek için çan görevlisine koşmuş. Bir de bakmışlar ki çanı haksız yere mahkûm edilen adam çalıyor. Ve ona sormuşlar:
       Ne demek beş ve altı defa çan çalmak? Kraldan daha büyük birisi mi öldü? Cevap şaşırtıcı, şaşırtıcı olduğu kadar da anlamlıdır:
       EVET!.. ADALET ÖLDÜ…”  
       10 yıl tutuklu kalıp davaları sonlandırılamayan bazı potansiyel veya bireysel suç makinelerinin (ki bunların çoğu katil zanlısı) hükümetin ihmalinden veya sistemin zaaflarından yararlanıp salıverilmeleri ülke genelinde yeterince ses getirmedi. Bu demektir ki katillerle birlikte yaşamak bizim kaderimiz olacak. Ama burada bir şey daha var; o da şu:
       Ey devlet!.. Adam suçlu ise cezasını, masum ise beratını ver. Onları canlı canlı mezara koyup can çekiştirmekte devletin şanına yakışmıyor. Ve şimdi ben derim ki; eğer bu salıverme olayı çan çalan adamın ülkesinde yaşansaydı her halde çanlar hiç susmazdı.