İTİ ÖLDÜRENE SÜRÜTÜRLER

Hüseyin Sarı

Anadoluda it üzerine söylenmiş onlarca atasözü vardır. İti öldürene sürütürler bunlardan sadece biridir. Bizde bu sözü yazımıza başlık yaptık. Peki, neden yaptık Anlatayım.AKP hükümeti kurulduğu günden bu güne dış politikanın manevi sorumluluğu adına ister mimarı, ister akıl hocası isterseniz akıl danesi deyin Başbakanlık Dış Politika Başdanışmanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlunun omuzlarındaydı. Kendisinin fikirleri ile ilk kez 1991 yılında yayınladığı Stratejik Derinlik / Türkiye nin Uluslararası Konumu eserini okurken tanıştım. Ona göre Türkiyenin üzerine oturduğu coğrafi konum gerek siyasi, gerek askeri, gerek ekonomi ve gerekse kültürel bağlamda evrensel bağlamda her neviden açılımın odak noktasıydı.Taşkent doğumlu olan yeni dışişleri bakanımıza göre dış politikanın sürdürülmesinde sayısız enstrümanlar ve alternatif manevralar vardır. Önemli olan bunların farkına varıp onları hayata geçirmenin yollarını bulmaktır. Onun için de Sayın Davutoğlu kitabının önsözünde şöyle diyordu:... Türkiye yi çevreleyen yakın kara, yakın deniz ve yakın kıta havzaları, coğrafi olarak dünya ana kıtasının merkezini, tarihî olarak da insanlık tarihinin ana damarının şekillendiği alanları kapsamaktadır. Soğuk savaş sonrası dönemin getirdiği dinamik uluslararası ve bölgesel konjonktürde en yakın havzasından başlayarak dışa açılması kaçınılmaz olan Türkiye nin stratejik derinliğinin yakın kara, yakın deniz ve yakın kıta bağlantıları ile yeniden tanımlanması ve bu derinliğin jeopolitik, jeoekonomik ve jeokültürel boyutlarının dış politika parametreleri olarak kapsamlı bir şekilde yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir.Modernite Avrupa/merkezli bir tarihî sürecin eseriydi küreselleşme ise kaçınılmaz bir şekilde başta Asya olmak üzere bütün insanlık birikimini tarihin akış seyrinde tekrar devreye sokacak unsurlar taşımaktadır. Tarihî birikimi etkin bir açılıma temel sağlayacak toplumların öne çıkacağı bu süreçte Türkiye Tarihî derinliği ile stratejik derinliği arasında yeni ve anlamlı bir bütün oluşturma ve bu bütünü coğrafî derinlik içinde hayata geçirme sorumluluğu ile karşı karşıyadır. Stratejik açıdan mihver bir ülke olan Türkiye, bu sorumluluklarının gereğini yerine getirmesi durumunda, yeni dengelerin oluşacağı daha istikrarlı uluslararası konjoktürlere daha uygun şartlarda giren merkez bir ülke konumu kazanacaktır... Dikkatle okursanız güzel, güzel olduğu kadar doğru ve de geleceğe umutla bakmamıza vesile olan bir tespit.Beklide değişim diye yola çıkan ve Değişimi yakalayamayanlar değişime yakalanır anlayışını slogan yapan hükümet Davutoğlunu baş danışmanlığa getirip görüşlerini dış politikasına rehber yaptı. Sonra dedi ki komşular ile Sıfır problemli bir ilişki. Bu arada başbakanın artık unuttuğu bir sözde sıkça tekrarlanarak kitlelere benimsetildi ve kazan kazan.diyerek bu günlere geldik. Peki, sonuçta dış politikada ne oldu Hafızalarda yeni olduğu için isterseniz sonuncusundan başlayalım:Ermenileri kazanalım derken, Azerileri darılttık. Kıbrıs Türkünün 40 yıllık emeğini görmezden geldik ve tek devlet, tek bayrak diyerek, Kıbrıs Rumlarının AB girmesinin önünü açtık. AB girdik, diye Ankara Kızılay meydanında davul zurna çaldırdık. Ama bir de baktık ki girdik dediğimiz kapı bizi, ABnin arka bahçesine çıkarmış.ABD ile olan ilişkiler tarihin en kötü dönemini yaşıyor. İsrail ile ilişkiler dibe vurdu. Araplar, Filistin konusunda bu Arapların iç meselesi deyip bizi devre dışı bıraktılar.Danimarka eski başbakanı Anders Fogh Rasmussenin NATO Genel Sekreterliğine, Hz. Muhammet ile ilgili karikatür krizi nedeniyle itiraz ettik. Sonra özür dilemesi ve yardımcılığına bir Türkün gelmesi sözü karşılığı razı olduk. Sonuçta yardımcılık deve, Rasmussenin özrü de İstanbul semalarında balon olup uçtu.Sonuç olarak bu güne kadar davul, Davutoğlunun boynunda, tokmak ise dışişleri bakanlarının ilinde bu günlere kadar geldik.29 Mart seçimlerinde vatandaştan değiş ve değiştir mesajını alan Başbakan dedi ki ...Ey!.. Davutoğlu. Hadi bakalım artık tokmak da senin elinde. Şu dediklerini gerçekleştir de biz de başımızı biraz dik tutalım...Onun için ben de Davutoğluna halkın diliyle sesleniyor ve diyorum ki ...Ey!.. Davutoğlu unutma! Anadoluda insanı İti öldürene sürütürler diye bir söz vardır. Aman şu elini biraz çabuk tut da milletin başı da biraz dikilsin. Hadi bakalım kolay gelsin. 04 05 2009