İT ÜRÜYECEK, KERVAN DA YÜRÜYECEK!..

Hüseyin Sarı

Geçtiğimiz hafta İsveç parlamentosunun, 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarının tanınmasını öngören karar tasarısını bir oy farkla kabul etmesi siyasilerin hamaset yüklü tepkilerine neden oldu. İşin ilginç yanı Tasarıda Ermenilerin yanı sıra Asurîlerin, Keldanilerin, Pontus Rumlarının da Osmanlı döneminde soykırıma uğratıldığı iddia ediliyor.
Haklılar. Ancak onların haklı olmaları ürümek için sırada bekleyenlerin yollarını kesmeye yetmeyecek. Tabii İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildtin kararın ardından üzgün olduğunu söylemesi de
Soğuk iklimlerin hüküm sürdüğü İsveç aslında sakin insanların ülkesidir. Aslında alınan kararla halkın bir ilişkisi olduğunu da düşünmüyorum. İsterseniz test edin ve sokaklarında rast gele yüz kişiyi durdurun ve 1915 yılında Anadoluda Ermeniler ile Türkler arasında ne oldu diye, sorun.
Sağlıklı bir cevap çıkacağını sanmıyorum.
Peki, nerden biliyorsun Başkent Stockholmun sokaklarında elbette dolaşıp test etmedim. Ama Florida Üniversitesinde kaldığım günlerde çok önemli bir lisenin (PK YAUNG) tarih öğretmeni ile konuşurken gözlemledim. Dersini izlediğim öğretmen lise ikinci sınıf öğrencilerine Büyük Coğrafya Keşiflerini anlatıyordu. Dersin bitiminde öğretmene Osmanlının etkisini görmezden gelirsen sözlerin havada kalır. dedim, sonrada gerekçesini anlattım. Serya diye çok çok başarılı bir çevirmenim vardı. Sohbet döndü dolaştı Ermeni meselesine geldi. Meraklı Amerikalı öğretmene Türk Ermeni ilişkilerinin tarihsel sürecini özetledim. Batılı Emperyalist güçlerin Ermenilerle nasıl oynadıklarını anlattım. Söylediklerimin özeti şuydu:
Sözde Ermeni sorunu diye günümüzde ifadesini bulan ve birçok ülkenin parlâmentosunda yapay gündem oluşturan bu olgunun altyapısını I. Dünya Savaşı sırasında İstanbul da Amerikan Büyükelçisi olarak görev yapan Morgathou nun gönderdiği raporlar oluşturur.
Morgathou nun gönderdiği resmi raporların özünde soykırım ile ilgili bir iddia yoktur. Daha sonra A.B.D. Başkanı Wilson, Kongrede Ermeniler lehine kamuoyu oluşturmak için bu raporları tahrif ederek bir gazeteci aracılığıyla anı olarak yayınlatmıştır. İşte 1916 dan bu yana Ermenilerin iğne ile kuyu kazarak dünyayı kandırmaya çalıştıkları iddialar bu anılarda yer alan söylemlerdir. Büyük ölçüde başarılı da olmuşlar ve kanmaya hazır birçok siyasetçiyi de kandırmışlardır.
İşte İsveç parlamentosunda kabul edilen sözde soy kırımı ile ilgili kararın da arkasındaki temel budur.
İsveç Parlamentosunun kararı eminim efsane kralları Demirbaş Şarlın da kemiklerini sızlatmıştır. İsveç kralı Şarl Rus Çarı Deli Petroya Putlava da yenildikten sonra o dönem Osmanlı Devleti nde bulunan Bender e iltica etti. Demirbaş Şarl bu Osmanlı toprağında beş sene gibi uzun bir süre oturmuş ve o günleri anılarında şöyle anlatmıştır:
Ruslardan kurtuldum ama bugün de Türklerin esiriyim. Demirin, ateşin ve suyun yapamadığını onlar bana yaptılar ve beni esir ettiler. Yalnız ayağımda zincir yok, zindanda da değilim. İstediğimi yapıyorum fakat bu defada şefkatin, asaletin ve nezaketin esiriyim. Türkler işte beni bu elmas bağa sardılar. Bu kadar âlicenap bu kadar asil bu kadar nazik bir milletin arasında hür esir olarak yaşamak. bilseniz ne kadar tatlı.
O günlerden bugünlere geldik. Ama bu demek değildir ki böyle gidecek. Giderken de itler ürüyecek ama kervanda menziline yürüyecek. Şimdilik kervana ürüyen it sayısı İsveçle birlikte 20 oldu. Bilmem bilir misiniz Bizde bir söz vardır peşinde yüz itin dolaşmadığı kurda bizde de kurt denmez. Sizce de öyle değil mi