İŞ ŞİRAZESİNDEN ÇIKINCA...

Hüseyin Sarı

Şiraze kitap ciltlerinin iki ucuna konulan ve yaprakları muntazam tutan, ibrişimden örülmüş ince şeridin adıdır. Anacak bu kelimenin içinde bulunduğu olaylar zamanla süzülüp deyim haline gelmiş ve ifrata kaçan eylemleri anlatmak için kullanılmıştır. Bilenler bilir ki iş şirazesinden çıkar veya kantarın topu kaçarsa hiçbir işin tadı da kalmaz, tuzu da...Bilmem farkında mısınız Bu öz deyişleri atalarımız sanki son günlerde yaşanan olaylara ilgi tutulsun, diye söylemiş.Ama biz yine de deyimler yerine oturuyor mu oturuyor mu diyelim, ve kalemimizi son bir haftanın flaş olayları üzerinde gezdirelim ve sonra da hükmü birlikte verelim.Önce Gazze. Gazze, insanlığın düştüğü yer. Orada insanlık suçunun işlendiğinden hiç şüphe yok. Ve çocuklar, önce anne ve babanın sonra da toplumun geleceği ve de göz bebeği olan çocuklar. Düştüklerinde, ağlayarak koştukları büyükler okşamadıkça, acısı geçmeyen çocuklarım. Hiç kimse ve de hiçbir gerekçe onların acı çekmesine vesile olamaz. Olmamalıdır da... O yüzden de İsrail Devletinin davranışlarına yön veren siyasi iradeyi nefretle kınıyor ama bütün Musevi kimlikleri de aynı kefeye koymuyor, tam tersine koyanları da kınıyorum.Kınadığım bir diğer eylem de on beş milyon öğrencimizin top yekûn İsrailin devlet terörünü kınaması. Bu davranış özellikle de küçük sınıflarda/ pedagojik bağlamda hiçte sağlıklı değil. O yaştaki çocuklar İsrailli, Yahudi, Musevi ayrımı yapabilirler mi Ayrıca Gazzeli çocukları öldürenlere yönelik toplu protesto, ömür boyu sürecek bazı anti/semitik önyargıların başlangıcı olamaz mı Tartışılır. Tartışılır ama biz biliriz ki düşmanlıklar halklar arasında değil devletlerarasındadır. Ayrıca bu ve benzeri davranışlar siyaset bağlamındaki birçok söylemimizin de içini boşaltıyor. Söz gelişi biz PKK militanlarının sokak hareketlerinde kalkan gibi kullandıkları çocuklar için ne söylüyorduk bir hatırlayalım. Hamas Örgütü, Mısırın Haziran 1967de İsraile yenilmesinden sonra Filistin halkının içine düştüğü durumun ve şartların doğal bir sonucu olarak ortaya çıkmış olup siyaset bağlamında da İranın uzantısıdır.. Ve bu örgüt bilindiği üzere sütten çıkmış ak kaşıkta değil. Ancak görünen o ki AKPnin bazı odaklarına ikiz kardeş gibi yapışık.Hamas Filistin deki Müslümanlarla ve genelde Araplarla Siyonistler arasındaki mücadelenin bir uygarlık ve varlık mücadelesi olduğuna inanmaktadır. Ona göre bu mücadeleyi hazırlayan sebepler ortadan kalkmadan bu mücadelenin son bulması mümkün değildir. Kendine göre haklı olabilirler. Ancak Arapların tamamı bu örgütün siyasal felsefesi en önemlide inanç normlarıyla uyum halinde değildir. Olmadığı içinde Gazzeyi bombalayan İsrail uçakları Mısırın hava sahasını kullanırken Suudilerden de hiç ses çıkmıyor.Bu konuda çıkmıyor ama başka şeri konularda da hiç susmuyorlar. Örneğin Suudi Arabistan baş müftüsü Şeyh Abdülaziz el Şeyh bir konferansta yaptığı konuşmada 10 yaşından küçük kız çocuklarının, onların küçük olduklarını düşünmenin kızlara haksızlık olduğunu söylemiş. Hürriyet gazetesinin haberine göre ...Kadının 25 yaşına kadar evlenmemesi gerektiğini savunanlarında yanlış yolda olduklarının altını çizmiş...Şirazesinden çıkan diğer bir alan da Ergenekon Davasındaki gelişmeler. Kanadada yaşayan ve kaydı 2001de yapılan Ergenekonun kara kutusu sahte haham Tuncay Güneyın TRT 2 den beş saat boyunca yayınlanan sözleri. Bin bir surat ve her türden musibetin ta kendisi olduğu her halinden belli olan bu meczubu ciddiye alıp da biz pisliklerden aranacaksak vay bu ülkenin haline... Tabii bir de TRTnin de ferasetine yani anlayış ve sezgilerine. Keşke TRT aynı işgüzarlığı Deniz Feneri ile ilgili olarak Almanyada görülen ve de karara bağlanan dava içinde gösterebilseydi.Yukarıda da dedik ya... Bir kere iş şirazesinden çıkmaya görsün...Peki, ne olur çıkarsa Elbette akıl tutulması olur.19 01 2009