HİLE/İ ŞERİYE VE İMAM HATİPLER

Hüseyin Sarı

Hile/i Şeriye toplumumuzda çok kullanılan bir deyimdir. Halk arasında bu deyişe yüklenen anlam şeriata veya günümüz ifadesiyle yasal hükümlere karşı hile yaparak engelleri aşmaktır. Yani amiyane deyişle, işi kılıfına uydurmak gibi bir şey. Ancak işin aslı herhangi bir problemin hallinde kanunların özüne ve de hukukun ruhuna uygun çözümler bulma sanatıdır. Bu işi de hukukun felsefesine vakıf, ehil kişiler yapabilir diyelim ve de lafı uzatmadan sözü YÖKün katsayı konusuna getirelim.
Bilindiği gibi Meslek Lisesi mezunlarına farklı kat sayı uygulanması uzun zamandır toplumun gündemini meşgul eden bir konudur. YÖK başkanı Sayın Yusuf Ziya Özcan bu sorunu yasal zeminde değil de yasaları arkadan dolanarak çözeceğiz dedi ve öylede yaptı. Ancak Danıştay daha önceki tavrında ısrar etti ve işler daha da sıkıntıya girdi.
Burada bir parantez açalım ve diyelim ki Sayın YÖK başkanı, Danıştay katsayı konusunda daha önce aldığınız kararı iptal etti. O günden bu güne ne değişti de siz hukuku yok sayıp aynı işlemi yeniden ve neden yaptınız
Bana göre YÖKün bu ısrarının da üç nedeni var. Bunlar özetle:
1/Ey ahali biz yapıyoruz ama görüyorsunuz Danıştay bozuyor, demek.
2/Hükümetin yargıya karşı başlattığı reformlara(!) destek olmak.
3/İmam hatipler üzerinden siyaset yapan politikacılara malzeme sağlamak.
Seçim sath/ı mealine girdik ya !..
Bu tespitleri yaptıktan sonra şimdi eğri oturup doğru konuşalım ve meslek liseleri deyip genellediğimiz sorunun özü aslında İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin sorunudur.
İmam hatipler ile ilgili çok şey söylendi ve yazıldı. Yazıldıkça da Anadolunun yoksul kesiminden gelip istikbal arayan bu gençlerin onurları örselendi. Tıpkı üniversite kapısından dönen başörtülü kızlarımız gibi imam hatiplilerde din üzerinden siyaset yapanların ağına düştüler. Hatta bazı siyasiler imam hatip liselerinin, kendilerinin Arka bahçeleri olduğunu söylemekte bir beis görmediler.
Din ve siyaset hiçbir zaman yan yana, hele hele iç içe olmaması gereken iki farklı değerdir. Eğer aksi olursa bundan her ikisi de zarar görür. Tabii en çok zararı da halk görür.
Din önemli bir müessesedir. Tabii onun imamı da. Ve bu günün koşullarında imam hatip liselerinden mezun olanların ağırlıklı bir bölümünün toplumun dini ihtiyaçlarına cevap verme konusundaki donanımları yazık ki eksiktir.
Şimdi ben derim ki bu ülkenin imamları önemlidir. Onların Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kuruluş felsefesine uygun, çağın gerçekleri ile örtüşen bir din eğitimini almaları şarttır. Onun için de bu bağlamda imam hatip olacaklar devletin koruması altında akademik bir terbiyeden geçirilmelidirler. Bunun için mastır planlar hazırlanmalı ve ihtiyaç olan sayı kadar öğrenci okullara alınmalıdır. Bu okullar tıpkı askeri okullar, polis okulları gibi devamlılık arz etmelidir. Aynı anlayış, öğretmen yetiştirme konusunda da devreye girmeli. Girmeli ki yarınlarımız aydınlık olsun. Çünkü bazı meslekler işler istisnaları olsa da sonradan eklemlenerek olmuyor. Kaldı ki cami ve okulun görevini etkin yapması polisin ve askerin de işini kolaylaştıracaktır.