GİT GEL KONYA ALTI SAAT!..

Hüseyin Sarı

     Geçen hafta Ankara Konya hızlı tren hattının açılışıyla ilgili yaptığı konuşmada Ulaştırma Bakanı Sayın Binali Yıldırım “git gel Konya altı saat” sözü tarih oldu dedi. Nerede söylendiği belli olmayan ama yurdum illerinin neresine gidersen git, darbımesel olmuş bu deyim gerçekte Afyon ve Ankara için sağlaması yapıldığında dakikası dakikasına doğrudur. Ancak hızlı tren projesi sayesinde Ankara-Konya arasındaki mesafeye atfedilmiş bu söz sayın bakanın dediği gibi gerçekten tarih oldu. Ve bu projenin devreye alınmasıyla Konya Ankara arası gidiş geliş süresi de üç saate indi.
     Darısı Afyon’un başına olsun…
     Demiryolu ulaşımı bizim için ideolojik boyutta önem arz eder. Bu durum özellikle Cumhuriyetin ilk yılları için ideolojinin ötesinde bir tutkudur ve de kültürel kodlarımıza girmiştir. Zaman zaman hançeremiz yırtılırcasına:
     Çıktık açık alınla on yılda her savaştan;
     On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan.
     Başta bütün dünyanın saydığı Başkumandan;
     Demir ağlarla ördük Ana yurdu dört baştan,
diye haykırışımız da ondandır.
     Ana yurdu demir ağlarla örme işine başlayan kişi II. Abdülhamit’dir. İlk hat da Aydın-İzmir arasına döşenmiş ve bu işin finansörü de Duyun-u Umumiye olmuştur. Bunu “Bağdat Demiryolu Projesi” izlemiştir. Aslına bakarsanız bu proje Ortadoğu’nun petrol bölgelerine ulaşmak isteyen sömürgeci devletlerin rekabeti sonunda hayata geçirilmiş ve işin kaymağını da Almanya yemiştir. Almanya yemiştir çünkü yapılan anlaşmaya göre demiryolu hattının geçeceği güzergâhın her iki yanından çıkacak olası madenlerin işletme hakkı da Almanlara bırakılmıştır.
     O dönemde ordumuzda çalışan Alman askeri danışmanların bir bölümü jeologdu ve bunlar nerede maden olduğunu önceden tespit etmişlerdi. Tabii hal böyle olunca da demir yolları madenlerin olduğu bölgelerden geçirildi. Bu durumda da hem mesafeler uzadı hem yollar yılan kuyruğu gibi dalgalandı.
     Demir yollarının önem kazanması ve millileştirilmesi Atatürk Dönemi’nde hız kazandı ve de gereği yapıldı.
Türkiye 1950 yılından sonrası ABD’nin dümen suyuna girdi ve politika değiştirdi. Karayolu taşımacılığı ön plana çıktı. Dışa bağımlılık arttı. Ve bu arada Demiryolları ihmal edildi. Bu durum türkülerimize bile yansıdı. Bakın kara tren türküsünde Yavuz Bingöl bu ihmali nasıl dile getiriyor:
     Gözüm yolda gönlüm darda
     Ya kendin gel ya da haber yolla
     Duyarım yazmışsın iki satır mektup
     Vermişsin trene halini unutup
     Kara tren gecikir belki hiç gelmez
     Dağlarda salınır da derdimi bilmez
     Dumanın savurur halimi görmez…
     Sonuç olarak Ankara-Konya arasında başlatılan seferler ulaşım politikalarımızda geç de olsa devrim niteliğindedir. Şimdi ben derim ki sıra 1920’lerden bu yana sözü edilen İstanbul, Bolu, Gerede, Çankırı ve ötesine gidecek projelerde. Ben Sayın Erdoğan’ın deyişiyle “DURMAK YOK YOLA DEVAM” diyor ve bu vesileyle herkesin Ramazan Bayramı’nı kutluyorum.

29 08 2011