GAZİ M: KEMAL NEDEN YAŞIYOR.

Hüseyin Sarı

    M. Kemal Atatürk’ün ölümünün üzerinden tam 82 yıl geçti. Onun hayat öyküsünü bütün detaylarıyla anlatan Şevket Süreyya Aydemir, kitabının adını “TEK ADAM” koymuştu. Üç ciltlik bu eseri okuyunca; “Acaba Atatürk’ü çok mu abarttık?” diye, düşündüm.
    Sonra diğerleri geldi. Okudukça onu daha yakından tanımaya, tanıdıkça da aklımdan geçirdiğim düşüncemden utanmaya başladım. Ve sonra fark ettim ki O, 20. yüzyıldan 21. yüzyıla terfi eden tek lider,
    Kaldı ki birçok araştırmacı, yazar ve bilim adamı da bu konuda hemfikirdir. Bunlardan sonuncusu da Arnold M. Ludwig’dir ABD’de psikiyatri alanında ünlü bir bilim adamı olan Ludwig, son 100 yıl içinde ülkelerinin ve dünyanın kaderini etkileyen 377 siyasi lider üzerine 18 yılda gerçekleştirdiği ve kitap olarak yayımladığı araştırmasında, Atatürk’ü en büyük liderler listesinin en üst sırasına koydu.
    Kentucky Üniversitesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı’nda "Ordinaryüs Profesör" olan Dr. Arnold M. Ludwig, 18 yılını verdiği bilimsel çalışmasının sonuçlarını, 2002’de piyasaya çıkan "Dağın Kralı: Siyasi Liderliğin Doğası" başlıklı kitapta yayınladı. Dr. Ludwig, 37 puanlık "siyasi büyüklük ölçeğinde" puan dağıtırken, üzerinde çalışma yaptığı liderler için:
    Ülke yaratma ya da kurtarma,
    Savaş kazanma, 
    Toprak genişletme, 
    Ekonomiyi ilerletme,
    Orijinal bir ideoloji geliştirme,
    İktidarda kalma ve ahlaki bir örnek oluşturma gibi ölçütleri kullandı. 
    Bazı gafillerimiz ne yaparsa yapsın adım kadar eminim ki Gazi “Tek “Adam” titrini koruyacak ve düşüncelerini doğru okuduğumuz sürece de Onun “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.” Sözüne kulak verenlerin yol göstericisi olmaya devam edecektir.
    Şimdi diyebilirsiniz ki “Neden?” Nedenleri yazmaya ömür yetmez. Ama ben onun hayatından birkaç kesiti ilgilerinize sunayım gerisini siz bulun.
    Yıl 18 Nisan 1935. İstanbul’da toplanan kongrede Atatürk, aralarında ünlü fizikçi Eve Curie’nin de bulunduğu birçok ülkeden gelmiş kadınlara şöyle seslendi: "Türk kadını, dünya kadınlığına elini vererek, barış ve güvenlik için çalışacak." Ve o bu anlayıştan yola çıkarak Medeni Kanun başta olmak üzere kadınların toplumda hak ettikleri yeri almaları için dünyayı hayran bırakan düzenlemeleri yaptı.
    Mesela?
    Mesela 5 Aralık 1934’te kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıyarak; İngiltere’den 4, Fransa’dan 10, İtalya’dan 11, Yunanistan’dan 18, İsviçre’den 38, Portekiz’den 41 yıl önce kadını egemenliğin kaynağına dayanak yapmıştır. Ama yazık ki Türk kadını gerek siyasette gerekse kamusal alanda istenilen noktaya hala gelememiştir.
    Bugün için kamuda üst düzey yönetici olarak çalışanların oranı % 11’dir. Kamuda çalışan kadınlarımızın tamamının oranı ise % 30’dur. Bu sayı şeriat düzeni diye küçümsediğimiz İran’dan bile düşüktür. Milletvekili sayısı ise 1934’teki sayının altındadır.
    Merkezi Şam’da olan 5. Ordu’nun görevlerinden biri de sürekli Osmanlı’nın başına problem açan Dürzüleri denetim altında bulundurmaktı. Ancak Osmanlı subayı burada görev ve yetkilerinin dışına çıkıyor, bir yandan terör estiriyor, diğer yandan da vergi adı altında halktan haraç topluyordu. Ve bir gün Dürzü köylerinden yağma edilen ganimetlerin bölüşülmesine sıra geldiğinde yaşlı subaylar M. Kemal ve onunla birlikte bölgeye gelen Lütfü Müfit’e de (Kırşehir) pay ayırdılar. Müfit’in tereddüt ettiğini gören M. Kemal Ona döndü ve sordu: ... sen bu günün adamı mı olmak istiyorsun yoksa yarının mı?...
    - Elbette yarının adamı olmak istiyorum.
    - Öyleyse sen de benim gibi bu parayı kabul etmeyeceksin.
    Ünlü yazar Antoine Zischka “Gizli Harpler” isimli eserinde, Ortadoğu halklarının birbirleriyle olan sonu gelmez kavgalarını anlatırken; “iki kel, bir tarak için dövüşürler” benzetmesini yapar. Onun tespitine göre Batı’nın emperyalist güçleri, 1854 yılından itibaren bölgede at oynatmaya başlamış, bölgenin akraba topluluklarını birbirine kırdırarak da amaçlarına ulaşmışlardır. Bunu da bölge liderlerini satın alarak yapmışlardır. Her biri birer mülk devleti olan liderlerin konumları, bugün için de pek fazla değişmemiştir.
    Aynı yazar, dünden bugüne gelen süreç içersinde bölgenin sosyo-kültürel ve siyasal yapısında rol oynayan liderleri incelerken; “Onlarca lider arasında sadece iki lider temiz kaldı. Bunlar İsmet İnönü ile M. Kemal Atatürk’tür” der.
    Ve bir konuşmasında Gazi diyor ki:
    "Çalışmadan, öğrenmeden, yorulmadan; rahat yaşama yollarını aramayı alışkanlık haline getirmiş olan bir millet; önce onurunu, sonra hürriyetini; daha sonra da geleceğini kaybetmeye mecburdur"
    Sizler ne dersiniz bilmem ama ben derim ki:
    Son yıllarda üretmeden tüketmeye çok alıştırıldık. Eğer geleceğimizin olmasını istiyorsak öncelikle son zamanlarda moda olan şu “Sadaka Kültürü”nün kalıplarını kırarak işe başlayalım ve bizi yönetenlere de şöyle seslenelim:
    Muhtaca balık verme ona balık tutmasını öğret.
    Yazı biraz uzun oldu ama unutmayalım ki konu ettiğimiz kişide Gazi M. Kemal Atatürk.