ERKEKLİK BU DEĞİL

Hüseyin Sarı

Gök kubbede hoş bir seda bırakmak elbette her faniye nasip olamaz. Olanların sayısı da öyle zannedildiği kadar çok değildir. Ama insanoğluyuz biz bazen kendimize bazen de birilerine hak ettiğinden daha fazla değer atfederiz. Bu işi yaparken de çoğu kez kişilerin makamına veya sosyal konumuna bakarız. Ama bilmeyiz ki makamlar kişileri yüceltmez, tam tersine makamları yücelten kişilerdir. O nedenle de topluma karşı sorumluluk üstlenen birey zaman zaman kendisine:Ben olmasaydım ne olmazdı sorusunu sormalıdır. Eğer bu soruya cevabımız Bir şey değişmezdi şeklinde oluyorsa o zaman da bilelim ki gök kubbenin altında hoş bir seda bırakmamışız, demektir. O zaman bırakanlara da saygı duymanın en azından bir nezaket kuralı olduğunu akıldan çıkarmayalım. Çünkü bu kategoriye giren insan sayımız zaten azdır.İşte gök kubbede seda bırakan değerlerimizden biri de siyaset ve devlet adamı olarak tarihin kaydına giren İhsan Sabri Çağlayangildir. İhsan Sabri Çağlayangil mizahı seven, hoşgörülü ve de hümanist bir politikacıydı. O doğarken şanslı doğmuş ve şansıda hep yaver gitmiştir.Kendisinin Bursa valiliği sırsında ben de Ortaokul öğrencisiydim. Her yaz tatilinde Bursaya gider kadim dostumuz ve anne diye yürekten benimsediğimiz Şefika annenin yanında kalırdım. Şefika annenin torunu Erkal Ağabeyde derslerimin dolaysıyla da kültürümün gelişmesine gücü nispetinde katkı yapardı.O günlerde Bursa valisi olan Çağlayangil ile ilgili bir öykü Erkan ağabeyin yaştaşları arasında fıkra gibi anlatılır ve de gülünürdü. Olay şuydu:Vali Yeşil Semti taraflarında bir kıza rastlar. Kot pantolonlu kız elinde binlik rakı şişesi oturmuş leblebiyle hafiften hafiften demleniyor. Çağlayangil kıza bakmış bakar ve her zamanki hoşgörüsü ve de muzipliğiyle der ki:...Ayağında pantolon elinde binlik şişeErkeklik bu değil kızım erkeksen ayakta işe...Rahmetli valiyi bu sözlerini yazmak için köşemize konuk etmedik. Kıza attığı laf işin peşrev faslıydı. Asıl yazmak istediğimiz ucu dönemin cumhurbaşkanı rahmetli Celal Bayara kadar giden uzatmalı onbaşının öyküsüdür. O da şöyledir:Yıl 1957, Bursanın Demokrat Partili milletvekillerinin dördü birden Çağlayangile gelir, Çalı Bucağının jandarma karakol kumandanı olan uzatmalı onbaşının görevden alınmasını isterler. Peki, neydi onbaşının günahı CHPliydi ve de particilik yapıyordu! Çağlayangil sordurdu, Özel İdare Müdürü teminat verdi: Onbaşı işinin ehli, görevini doğru dürüst yapan biridir! Bir süre sonra milletvekilleri yine geldiler, Çağlayangil aldığı bilgiyi onlara anlattı, itiraz ettiler: Olmaz, Özel İdare Müdürü de zaten CHPli! Çağlayangil, O halde, ben gider öğrenirim dedi. Onbaşıdan şikâyetçi olan DP Ocak Başkanıdır, demokratlar bile söyler: Bizim başkan ormandan kaçak odun kesmek istiyor, onbaşı da bırakmıyor! Bir süre sonra milletvekilleri yine gelirler, Çağlayangil kendi kanaatini de ekleyerek milletvekillerine:Adam görevini yapıyor, cezalandıramam! der.Milletvekilleri, Ocak Başkanına mahcup olmamak için başka bir çözüm önerirler.Ceza vermen şart değil, Çalıdan al, daha iyi bir yere ver!Çağlayangil onbaşıyı çağırır Oğlum seni Armutluya vereyim, güzel bir yerdir, bol bol ıstakoz yiyip rahat edersin! Onbaşı dişli: Siz nasıl emrederseniz, nereye gönderirseniz giderim, ama ben sizi erkek adam sanmıştım, Ocak Başkanının sözüyle beni görevden alıyorsunuz! Cevap Çağlayangilin ağırına gitse onbaşıya Peki, kal yerinde! der.Bir süre sonra çağlayangili Çankayadan ararlar, Sayın Cumhurbaşkanı valiyle birlikte yemek yemek ister. Çağlayangil Ankaraya gider. Meğer konu uzatmalı onbaşının tayinidir, Bayar sitem eder: Bir onbaşı için milletvekilleri kırılır mı Sen onu oradan alıver! Çağlayangil direnir Bayar da kızar. Çağlayangil son sözünü söyler: Yerime getireceğiniz vali bu tayini yapar. Bayar daha da kızar: Amma ince demokratmışsın! der ve olay unutulur.Evet, Çağlayangilin anılarını yazdığı kitabında söz ettiği bu öyküyü niye yazdıkHerhalde sizlerde farkındasınızdır Günümüzde Çağlayangiller azalırken Bayarların sayısı artıyor. Sözgelişi başbakanının ağzından çıkan sözü emir telakki edip kömür çuvalını nerdeyse kendileri yüklenecek valiler basında boy gösterme yarışına girdi. İşin kötüsü bu ve benzeri işler Sosyal Devlet aldatmacısı altında yapılıyor. Daha önce de yazdık Sosyal Devlet sadaka dağıtmaz...Son yılların siyasi iradeleri her alanda olduğu gibi ehil adam konusunda da yazık ki eskilerin deyim ile hile/i şerye yapıyorlar. Lafa gelince Hz. Peygamberi referans verip işi ehline veriniz diyor, öte yandan da düşük puanla KPPSnin imamlık sınavını kazanan zatı değişik bakanlıklarda yönetici olarak çalıştırıyor. İletişim kanallarının yoğunluğu nedeniyle olan biten hemen her şey toplumun gözü önünde cereyan ediyor. Ama bazıları bunlara bakıyor bazıları da görüyor. Dileyelim ki görenlerin sayısı artsın. Artsın da yalancıların mumu da yatsıya varmadan sönsün.