DEVLET HALKA SORULARAK DEĞİL, HESAP VERİLEREK YÖNETİLİR
Dünya artık bildiğimiz dünya değil. Her şey öylesine hızlı değişiyor ki edilgen konumda durup izlemek bile insanın başını döndürüyor. Ve bu arada siyasetten ekonomiye hemen her şey yeniden yapılandırılıyor. Tabii bu arada piyasaya “bende varım” diyen, siyasi aktörler ve yeni oluşumlar da çıkıyor. Zannederim bunların başında da biz geliyoruz ve yıllarca bölgeyi soyup soğana çevirenlerin artık her istediğine boyun eğmeyeceğimizi dosta düşmana hissettiriyoruz.
Bence iyide yapıyoruz. Hatta geç bile kaldık. Ama yeterince “nakdimiz” ve de “kredimiz” var mı? Merak etmiyor da değilim:
Bu köşenin müdavimleri bilirler; benim nakitten kastım ordu, krediden kastım da siyaset, yani dış politikanın ince ayar denklemleridir. Umarım her ikisinin de sıkletleri bizi hedefe götürmeye yeter ağırlıktadır. Fakat ben yine de derim ki evinin içini düzenlemede sıkıntıları olan devletlerin, gerek bölgelerine gerekse dünyaya düzen verme girişimleri çoğu kez hüsranla bitmiştir. O nedenle de bu konuda karar verme konumunda olanlar tarihi doğru okumalıdırlar.
Hatta okuma işini Sayın Başbakan’a bırakmamalıdırlar. Zira tarih onu yoruyor.
Neden derseniz? Diyeceğim odur ki Sayın Erdoğan tarihin işine gelen sayfalarını, üstelikte işine geldiği biçimde okuyor. Sözgelişi Osmanlının ihtişamlı dönemine büyük bir coşkuyla sahip çıkıyor ama olaya bütünlük içinde bakamadığı için duraklama ve çöküş dönemlerini görmezden geliyor.
Cumhuriyetin başarılarını ise ne yazık ki es geçiyor. Hatta es geçmekle kalmıyor, aşağılıyor.
Bu bakış açısı sakattır. Geçmişin doğruları da bizim yanlışları da… Deli İbrahim’de bizim Fatih Sultan Mehmet de bizim. M. Kemal Atatürk’te bizim, Erbakan Hoca’da bizim. Gelecekte R.Tayyip Erdoğan’da bizim olacak. Unutmayalım ki başarıyı yanlışlarının farkına varan, bir başka deyişle, tarihi doğru okuyan toplumlar yakalarlar.
Ama Sayın başbakan 2002’den öncesinde yürütülen dış politikayı bir çırpıda yok sayıyor ve de mimarlarını “monşerler” diyerek, aşağılıyor. Bu köktenci yaklaşım bilelim ki kökten yanlıştır. Sahibine de hayır getirmez.
Peki, neden yanlış derseniz?
O zaman ben de size sorarım:
Atatürk’ün Milli Mücadele yıllarında Batı Emperyalistleri ile Bolşevik Rusya’yı siyaset terazisinin iki ayrı kefesine koyup cepheyi daraltmasının neresi yanlıştı.
İsmet Paşa’nın II. Dünya Savaşı batağına ülkemizi sokmaması doğrultusunda izlediği politikanın neresi yanlıştı?
Menderes Hükümeti’nin Kıbrıs probleminin halli noktasında imzaladığı Zürih ve Londra Antlaşmaları’nın neresi yanlış?
Eğer onlar Türkiye’nin “Garantör Devlet olma hakkını o antlaşmalara koymasaydı, 1974 Ecevit Hükümeti Kıbrıs’a çıkma kararını zor alırdı. Tabii bu arada Özal’ın AB’ne tam üye konusundaki iradesini de unutmamak lazım.
Örnekleri uzatabiliriz. Ama demek istediğim şudur; hem iç politika bağlamında köklerinin Menderes olduğunu söyleyecek hem de onun tercihlerini yok sayacaksın. Bu paradokstur ve kişiyi inandırıcı olmaktan uzaklaştırır.
Biz geçmişimizin ürünüyüz. Atalarımızın yaptıkları veya yapamadıkları bu günlerimizi belirledi. Torunlarımızın yaşam standartlarını da bizim başarı veya başarısızlıklarımız belirleyecektir. O nedenle de AKP hükümetinin başarılı olması en içten dileğimdir. Ancak bu noktada söylemek istediğim iki şey olacak
Birincisi tarihi bir olgudan süzülüp gelen mesajın tamamı okunmadan fikir sahibi olunmaz. Eğer siz bir gerçeğin işine gelen yanını alır diğer parçalarını görmezden gelirseniz biliniz ki sıkıntı, yaşamınızda kaçınılmaz olur. Yani siz Tevrat’ı referans alarak “öldürmeyeceksiniz” der, diğerlerini görmezden gelebilirsiniz. Ama öyle davranırsanız bir başkası da size yine aynı kaynağı ilgi tutarak “ama çalmayacak veya yalan söylemeyeceksin” diye ifade edilen başka ilkeleri de hatırlatıverir.
İkincisi de “halka sorularak devlet yönetilmez. Ama halka hesap verilir.” Bu ilkeyi hayata geçirenlerden devlet adamı, işin hamasetini yapanlardan da politikacı olur.
Şimdi diyebilirsiniz ki politikacı ile devlet adamının farkı ne? Politikacı yaşarken bilinir, devlet adamı öldükten sonra anılır.
- GAZA GELMEYELİM
- ŞU DERSİM MESELESİ…
- KEŞKE YAPMASAYDI
- CUMHURİYETİN ANLAMI
- “Dün, dündü cancağızım...”
- Yaşasın akşamcılar
- ÜRETMEK VE DE AHLÂKLI OLMAK
- YENİ BİR ANAYASA YAPALIM AMA…
- OKULLAR AÇILIRKEN ÖĞRETMENİME MEKTUP
- “LAİKLİKTEN KORKMAYIN”
- BAŞLIKSIZ
- TAKKE DÜŞTÜ KEL GÖRÜNDÜ
- GİT GEL KONYA ALTI SAAT!..
- “BU MEMLEKET BİZİM!..”
- Sınırlarımız değişecek mi?
- “DİN ADAMLARI VE PARA”
- “VERGİ Mİ”?
- LOZAN
- Malumun ilanı
- OSMANLININ AYAK SESLERİ
- Yemin
- …BEN KİMSENİN ADAMI DEĞİLİM!..“TANJU ÖZCAN”
- “CİBİLLİYETİ BOZUK OLURSA!..”
- EVREN PAŞA’NIN SUÇU NE?
- Seçim yolunda “Cennet ve cehennem”
- Seçimlere iki hafta kala
- “19 MAYIS”
- REKTÖRÜN ONURU VEYA DOÇENTİN GURURU!..
- MARGARET THATCHER VE BASIN
- ÇILGIN PROJELER
- ZEYTİNİN TERİ
- “PARDON ŞİFRELEME SEHVEN OLMUŞ”
- “ŞİFRELENİYORUZ”
- ANAYASANIN DİKENLERİ
- “AMAN PAŞA HAZRETLERİ İDARE-İ MASLAHAT!..”
- “ BEDELİ ÇANAKKALE‘DE ALTIN OLARAK TESVİYE OLUNACAKTIR.”
- KADINIMIZIN SEYİR DEFTERİ (2)
- KADINIMIZIN SEYİR DEFTERİ (1)
- “CHP'NİN ÇAKILI ÇİVİSİ YOK”
- YOKLUKLAR İÇERİSİNDE ERMEK MARİFET DEĞİLDİR.
- SÖZ OLA KESE SAVAŞI SÖZ OLA KESTİRE BAŞI
- DÜNDEN BUGÜNE “MISIR”IN SEYİR DEFTERİ
- SON FİRAVUN HÜSNÜ MÜBAREK
- YUMURTA ATAN ÖĞRENCİLER!..
- “MUHTEŞEM YÜZYIL”
- KATİLLERLE BİRLİKTE YAŞAMAK…
- DANANIN KUYRUĞU KOPARSA!..
- HİBRİT REJİMLER
- HALİFELİĞİN SEYİR DEFTERİ (3)
- HALİFELİĞİN SEYİR DEFTERİ (2)
- HALİFELİĞİN SEYİR DEFTERİ (1)
- AH!.. NERDE O ESKİ BAYRAMLAR?
- SADAKA ALMAYA ALIŞIRSAK!..
- İNÖNÜ’YE SORMUŞLAR!..
- "Kimsesizlerin Kimsesi" CUMHURİYET
- Şili halkı adına seviniyor, kendi adıma üzülüyor, ülkem adına kahroluyorum
- GAZİ M: KEMAL NEDEN YAŞIYOR.
- TARİH VE TURİZM
- TARİH VE TURİZM
- TARİH VE TURİZM
- HAZIR BAŞBAKAN SÖYLEMİŞKEN!..
- REFERANDUMDAN KİM GALİP ÇIKTI?
- KİME GÜVENECEĞİZ?
- “13’ÜNCÜ DEV ADAM”
- “ET TEKRÂRÜ AHSEN, VELEV KÂNE YÜZSEKSEN”
- DERSİM İSYANININ ASLI?
- KURT VE HARDAL
- “ORGANLARI YER DEĞİŞTİRMİŞ ADAM”
- SÖZÜN BİTTİĞİ YER…
- DANANIN KUYRUĞU “ANADİL EĞİTİMİYLE” Mİ KOPACAK
- PROFESYONEL ORDU
- AKVARYUM BALIĞI VE CHP
- GÖZ BEBEĞİMİZ GÖZÜMÜZE DİKEN OLDU!.
- TERÖR BİZİM KADERİMİZ Mİ OLDU?
- İSLAMCILIK VE MEHMET AKİF
- GAZZE SEFERİ ÖNÜ VAHŞET ARKASI GAFLET
- 27 MAYIS GERÇEĞİNDEN GÜNÜMÜZE
- GAZİ M. KEMAL’DEN GANDİ KEMAL’E
- CHPNİN DERDİ LİDER Mİ
- ÖNCE LAFA BAKARIM LAF MI DİYE...
- DEMOKRASİ, LAİKLİK VE TBMM
- DEMOKRASİ VE 1920 MECLİSİ
- YENİ 1 MAYISLARA DOĞRU
- TÜRKMEN GÖÇÜ YOLDA DÜZÜLÜR
- AKP ANAYASAYI NEDEN DEĞİŞTİRMEK İSTİYOR
- 12 EYLÜL ANLAYIŞINDAN AKP ANLAYIŞINA
- BİZ BORCUMUZU ÖDEYEBİLDİK Mİ
- İT ÜRÜYECEK, KERVAN DA YÜRÜYECEK!..
- DAM ÜSTÜNDE SAKSAĞAN VUR BELİNE KAZMAYI
- ASKERİ İSYANLAR VE DARBELER
- DEVLET ŞİRAZESİNDEN ÇIKARSA!..
- HİLE/İ ŞERİYE VE İMAM HATİPLER
- KÖR ÖLÜNCE BADEM GÖZLÜ OLUR
- ORDU GÖREVE
- TATİLİ HAKEDİYOR MUYUZ
- BABAN DA OLSA GÜVENME
- KOZMATİK ODANIN PATATESLERİ
- ÜZÜLMEYİN BUNLAR DA GEÇER
- EVET!.. ADALET ÖLDÜ
- OLURSA OLUR SUYU OLMAZSA
- EKONOMİDEN NE HABER
- ALEVİLERİN CUMHURİYETİ
- ANASI KUŞ BABASI DEVE İSE!...
- BİZİM ERMENİLERİMİZ! (3)
- BİZİM ERMENİLERİMİZ! (2)
- BOLU VE SARAYIN TAVUKLARI
- BİZİM ERMENİLERİMİZ! (1)
- İSYAN GÜNLERİNDE BOLU
- BEN KÜRT'ÜM, BEN ERMENİ'YİM, BEN YAHUDİ'YİM
- AH!.. NERDE O ESKİ BAYRAMLAR
- RÜŞVET Mİ ŞEHVET Mİ
- YERSEN YOĞURT İÇERSEN AYRAN
- PAVLOV'UN KÖPEKLERI VE REFLEKS KIRILMASI
- KÜRT AÇILIMI BAĞLAMINDA ANA DİLLE EĞİTİM
- KÜRT SORUNUNUN AÇILIMI AÇILIRKEN
- 24 TEMMUZLARIN ANLAMI
- UYGURLARIN DRAMI /BİRAZ TARİH/
- ATATÜRKÜN BOLU GEZİSİ VE KADIN HAKLARI
- MEVSİMLİK İŞÇİ ÜCRETLİ ÖĞRETMENLER
- SAHTEKARLARLIĞIN SONU GELMZSE
- KURTARICI BEKLEYEN TOPLUMLAR KURTULAMAZLAR
- BAŞBAKANIN MAYINLARI
- ÇAKMA
- TÜRKAN SAYLAN HOCANIN MÜFTÜSÜ
- MEMLEKET İSTERİM
- DELİLİK VE DÂHİLİK
- KÖY ENSTİTÜLERİ GERÇEĞİNDE ADAM OLMAK
- SEÇİM KAMPANYALARI / Cennet ve Cehennem
- İTİ ÖLDÜRENE SÜRÜTÜRLER
- BARAK OBAMANIN ÇALIMI
- Obama Kucağımıza Ne Bıraktı
- SEÇİMLERİN
- BAŞBAKANIN SÖZÜ
- DEVEYE SORMUŞLAR
- ERKEKLİK BU DEĞİL
- ERDOĞAN KRAL ÇIPLAK DEDİ
- İŞ ŞİRAZESİNDEN ÇIKINCA...
- KÖRLER SAĞIRLAR BİBİRİNİ AĞIRLAR








